Avrupa’nın en büyük ahşap yapılarından biri olan Büyükada Rum Yetimhanesi için yıllardır farklı restorasyon ve fon arayışları gündeme geldi. 2025 yılında Fener Rum Patrikhanesi, yapının korunması amacıyla ekoturizm odaklı bir dönüşüm planını onayladı. Son açıklamalar ise tarihi yapının otel olarak işlevlendirilmesinin değerlendirildiğini gösteriyor.
İstanbul’un simge yapılarından Büyükada Rum Yetimhanesi, son günlerde sosyal medyada yeniden dolaşıma giren “restore ediliyor” haberleriyle tekrar gündeme geldi. Ancak paylaşımların önemli bir kısmı yeni bir gelişmeye değil, 2025 yılında açıklanan kararların yeniden paylaşılmasına dayanıyor.

Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından 1898 yılında aslında lüks bir otel olarak tasarlanan yapı, gerekli izinlerin alınamaması üzerine bu amaçla kullanılamadı. 1903 yılında banker Georgios Zarifi’nin eşi Eleni Zarifi tarafından satın alınarak Fener Rum Patrikhanesi’ne bağışlandı ve yetimhane olarak hizmet vermeye başladı. Binlerce çocuğun yaşadığı yapı, 1964 yılında faaliyetlerini durdurdu ve uzun yıllar kaderine terk edildi.
Mülkiyet konusunda yıllarca süren hukuki mücadelenin ardından yapı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinin sonunda 2010 yılında yeniden Patrikhane’ye iade edildi. Ancak geçen yıllarda binanın ciddi yapısal hasar görmesi ve restorasyon maliyetlerinin çok yüksek seviyelere ulaşması nedeniyle somut bir restorasyon gerçekleştirilemedi.
Son yıllarda çeşitli kurumlar tarafından rölöve, restitüsyon ve koruma projeleri hazırlanırken, yapının geleceğine ilişkin farklı senaryolar da gündeme geldi. Bunlar arasında kültür merkezi, çevre ve sürdürülebilirlik merkezi, eğitim alanı ve müze gibi seçenekler yer aldı. Ancak gerekli finansmanın bulunamaması nedeniyle projeler hayata geçirilemedi.
Dönüm noktası ise Haziran 2025’te yaşandı. Fener Rum Patrikhanesi Kutsal Sinodu, yıllardır sonuç vermeyen finansman arayışlarının ardından Büyükada Rum Yetimhanesi alanında “ekoturizm faaliyetleri” geliştirilmesi yönünde oybirliğiyle karar aldığını açıkladı. Patrikhane, alınan kararın hem yapının tarihî mirasına saygılı olacağını hem de Adalar’ın mimari ve doğal karakteriyle uyumlu biçimde uygulanacağını duyurdu. Süreci yürütmek üzere özel bir komite kurulacağı da açıklandı.
Bu kararın ardından Yunan ve uluslararası basında yer alan haberlerde, yapının uzun vadeli kiralama modeliyle bir otele dönüştürülmesinin değerlendirildiği öne sürüldü. 2026 yılında Patrik Bartholomeos da yaptığı açıklamada, tarihi yapının korunabilmesi ve sürdürülebilir bir geleceğe kavuşabilmesi için otel işlevinin tercih edildiğini belirterek bunun “zor bir karar” olduğunu ifade etti.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir restorasyon takvimi veya başlamış bir inşaat süreci bulunmuyor. Ancak Patrikhane’nin aldığı karar doğrultusunda, yapının korunarak yeniden işlevlendirilmesi için çalışmaların sürdüğü ve otel-odaklı bir modelin en güçlü seçenek olarak öne çıktığı görülüyor.