Nazlı Keçili: “Filmlerin içindeki sanat”

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Gerek komedi, gerek dram, gerek gerilim gerekse entrika dolu yüzlerce yeni dizi ve filmin çıktığı bu dönemde belki biraz unutulan ama sanat tarihi ve önemli sanatçıların hayatları üzerine yapılan keyifli ve bilgilendirici filmlere şöyle bir bakalım derim. Bazıları belgesel tadında, bazıları aşk hikayesini anlatan, bazısı sanatçının inişli çıkışlı hayatını gözler önüne seren bu filmlerin hepsini hazır hafta sonları evlere kapanmışken seyredin derim. Benim en keyifle seyrettiklerimden biri olan Women In Gold ile başlayalım. Hem 2. Dünya Savaşı’nın kalıntılarını hem o dönemin azınlık ailelerine Nazilerce yaşatılanları gözler önüne seriyor hem de film ünlü sanatçı Gustav Klimt’in en meşhur tablolarından Portrait of Adele Block-Baur’un Adele’in Amerika’ya yerleşmiş olan yeğeni Maria Altman (Helen Mirren) ve genç avukatının (Ryan Reynolds) Avusturya hükümetinin el koyduğu tablosunu alma savaşını anlatıyor. Sonunu pek anlatmak istemesem de bugün o ve birkaç tablosu daha kozmetik devi Estee Lauder’ın oğlu ve çok önemli bir koleksiyoner olan Ronal Lauder’ın Neue Gallerisi’nde de sergilenmekte…

Hollandalı ünlü sanatçı Van Gogh da hayatı üzerine birkaç film yapılan sanatçılardan biri. 1956 yapımı Lust for Life-Hayat Sevinci’nde Van Gogh’u ünlü sanatçı Kirk Douglas, hayatında hep önemli rolü olan kardeş Theo’yu James Donald ve hem arkadaşı hem rakibi yine çok önemli bir sanatçı olan Paul Gauguin’i de Anthony Quinn oynar. Irwing Stone romanından uyarlanan film, hem yapıma hem sanatçılara birçok ödül de kazandırmıştır. Van Gogh hakkında bir başka film de 1990’da kardeşi ile ilişkisini anlatan Vincent and Theo isimli Tim Roth ve Paul Rhys’in oynadığı filmdir. Müthiş bir oyunculuk sergilenen film de gerçekten değerli Robert Altman filmlerinden biridir. 21. yüzyılda popüler bir ikon haline gelen Frida Kahlo en az renkli tabloları ve kıyafetleri kadar renkli hayatıyla da yapımcılar için hep iyi bir malzeme olmuştur. Eşi ünlü İspanyol sanatçı Diego Rivera ile olan zor ve yıpratıcı ama tutku dolu evliliği, sert politik görüşleri, komünist lider Trotsky ile olan enteresan ilişkisi işlenen film Frida, sanatçıyı oynayan Salma Hayek’e de Oscar adaylığı kazandırmıştır.

DİKKAT ÇEKEN FİLMLER

32 bini aşkın eseriyle 19. yüzyılın en önemli manzara resmi sanatçılarından ünlü İngiliz ressam J.W. Turner’ın MR. Turner isimli biyografik filmi sanatçının son 25 yılını anlatırken İngiltere sanat dünyasına da oldukça detaylı bir kapı açıyor. Aktör Timothy Spall’a Cannes Film Festivali’nde en iyi Erkek Oyuncu’ ödülünü kazandıran film ayrıca sinematografi alanında da Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüştür. Sanat tarihinin dün, bugün hala en enteresan karakterlerinden biri olan Pablo Picasso da hakkında en çok film yapılan sanatçı diyebilirim.

Henri-George Cluozot’nun sanatçının stüdyosuna girdiği ve yaratıcı çalışmalarını kayda aldığı The Mystery of Picasso isimli belgesel film 1956 yapımı ve yine bir Cannes Film Festivali Jüri Ödülü sahibi, yine bir belgesel olan 1949 yapımı Visit to Picasso ve yeni bir yapım olan (2019) Young Picasso… Ve sanatçının zalimliklerine göğüs gerebilen tek kadın aşkı Francoise Gilot’nun sanatçı ile yaşadıklarını anlatan ve Picasso’yu Antonio Hopkins’in oynadığı Surviving Picassso bu filmlerden sadece bazıları… Picasso’nun hem arkadaşı hem en korktuğu rakibi İtalyan sanatçı Amadeo Modigliani’nin hayatını ele alan Modigliani de 20. yüzyılın başında Paris’i büyük aşkı Jeanne’i, Picasso ile olan ezeli rekabetini detaylarıyla anlatıyor.

Soyut dışavurumculuk hareketinin öncüsü Amerikalı sanatçı Jason Pollock’un hayat hikayesini anlatan 2000 yapımı Pollock’ta sanatçıyı Ed Harris canlandırıyor. Ed Harris en iyi erkek oyuncu Oscar adayı ve eşini oynayan Marcia Gay Harden’e Oscar kazandıran filmde, sanat tarzının en önemli sanat destekçileri ve koleksiyonerlerden olan Peggy Guggenheim’ı Amy Madigan oynuyor. Pollock’un hayatında Peggy Guggenheim’ın rolü çok büyük. Merak edenlerin ‘YouTube’dan ‘Jackson Pollock’s Mural: Story Of a Masterpiece’e bakmasını öneririm. Bu arada size hem sanat hem politik bir filmden de bahsetmek istiyorum.

Başrolünde John Cusack’ın oynadığı ‘Genç Hitler’ (Max) Adolf Hitler’in sanata olan merakı ve Yahudi hocası Max Roth ile olan ilişkisini konu alıyor. National Board Of Review tarafından film yapımında Mükemmellik ödülüne sahip filmde John Cu- Basquiat adlı filmde, 80’lerin başında yıldızı parlayan ve Pop Art’ın büyük ismi Andy Warhol ile birlikte dönemin en ünlü ressamlarından biri olarak kabul gören Jean Michel Basquiat’ın hayatına ve eserlerinin hikayesine dair kesitler yer alıyor. sack hiçbir ücret talep etmeden oynamış.

Hitler demişken ‘The Monuments Men’ de bir grup tarihçi ve sanat uzmanının bir araya gelip Naziler tarafından ele geçirilen ve her an yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan sanat eserlerini kurtarma çabasını anlatır. Son olarak Basquiat’in en dikkat çekici filmlerinden biriyle bitirmek istiyorum. Basquiat, ‘Warrior’ adlı eserinin 30 milyon doların üzerinde bir fiyata satılacak olması ile gündeme tekrar gelmiş ve esere ödenen bedel ‘Asya’da Batılı bir sanatçının işine verilen en yüksek fiyat’ olarak tarihe geçmişti. Kimine göre sinema, hikayenin kendi özerkliğini yansıtmasıdır ancak bana kalırsa önemli olan beyaz perdeye uygun olarak taşıdığı varlıktır… Keyifli seyirler.

Paylaş