Pazar, Haziran 13

Proust Serisi: Ayşegül Dalokay Özyürek

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Sevgili Ayşegül Dalokay Özyürek‘i, arkadaşım Karolin Guichard vasıtasıyla tanıdım ve hemen çok sevdim. Tanıdığım en dürüst, düşünceli, sevgi dolu insanlardan biri. Gerçek bir dost, müthiş bir anne. Sakin, sabırlı, hep güler yüzlü. Koyu bir kitap tutkunu. Tutkusu o derece ki senelerce bankacı olarak çalışıp kariyerinde en üst seviyelere gelmesine rağmen herşeyi bırakarak eşi ile birlikte @adas.ist ‘i kurdu. Adas müthiş sergilere ev sahipliği yapan, içinde ufuk açıcı kitap kulübünü barındıran bir sanat platformu. Benim de üyesi olduğum kulüp kitap analizi yaparken bizi her ay Ayşegül’ün önderliğinde değerli konuklar, çevirmenler ve alanlarında uzmanlarla buluşturuyor. Sanata, kültüre, bilgiye hasret kaldığımız bugünlerde benim için adeta bir oksijen kaynağı.

Proust’un Anketi projesini hayata geçirmeye karar verdiğimde konuk olarak aklıma gelen ilk isim Ayşegül oldu. İlk konuğum olmayı kabul ettiği için çok teşekkür ederim. Bu proje aklıma düştüğünde paylaştığım ilk isim ise sevgili @sed_aksoy oldu ki o da gelecek hafta ki konuğum. Seda’yı senelerdir tanırım fakat son yıllarda ortak kitap sevgimiz sayesinde daha da yakınlaştık. İnanılmaz yoğun bir iş temposu olmasına rağmen bana sunduğu sonsuz destek ve yardım için burada huzurunuzda candan teşekkür etmek isterim.

Ben teknik konulara, digital medyaya çok hakim değilim ama öğreneceğim inşallah. Anket; bu zarif, zevkli, keyifli formata Seda sayesinde geldi. Herkese keyifli okumalar…

Röportaj: Nina Lodrik

Senin için ‘Mutluluk’ nedir?

İki ay sonra elli yaşımı bitiriyorum ve artık biliyorum ki ‘mutluluk’ gerçekten bir amaç ulaşılması gereken bir hedef olduğunda sihrini yitiriyor. Yol boyu ilerlerken pencereden gördüklerimiz; yaşadığımız hissettiğimiz o tatlı anlar: Çocuklarımın bakışı, kahvenin kokusu, bazen tomurcuklanan ağaç dalı, güzel bir kitabın satırları… Ve sanırım ‘şükran’ duyabilmek. Olanı kucaklamak, olmayan için evet çalışmak, yapabileceğinin en iyisini ortaya çıkarmak, çabalamak ama biraz akışına bırakabilmek…

Kendin hakkında tek bir şey değiştirmek istesen, bu ne olurdu ?

Goethe şöyle der bir kitabında; “Ah birazcık kaygısızlık beni dünyanın en mutlu insanı yapabilirdi.” Ben de zaman içinde bu konuda yol alsam da biraz daha kaygısız biri olabilmeyi isterdim. Yaşadığımız dönem ve coğrafyanın sonucu diye düşünsem de kitaplar beni ikna etti. Her çağın kendine has zorlukları, her bireyin küçük dünyasında kendine özel yokuşları var. Yalnız değiliz. Bunları yaşayan ne ilk ne de son olacağız.

Bu dünyaya geri gelebilseydin kim ya da ne  olmak isterdin?

Bitmeyen, dinmeyen bir merak duygum var. Ucunu tuttuğum hemen herşeye karşı. Belki bu sebeple çok aç bir okurum. İlk gençlik yıllarımda hayalimdeki meslek doktorluktu. Bir takım sebeplerle rüzgar beni başka taraflara sürükledi ve yıllarca bankacılık yaptım. Sanırım bir ikinci şansım olsaydı, insanların hayatına dokunan ve onları iyileştirmeye ömrünü adayan, idealist bir doktor olurdum…

En sevdiğin kitaplar ?

Nina, bu zor bir soru. Sevdiğim dönüp okuduğum çok kitap var. Dönemsel olarak ve ruh halime göre de değişebiliyor. Pandemi döneminde tekrar okuduklarım; “Dünün Dünyası, Stefan Zweig”, İnsanın Anlam Arayışı, Victor Frankl”, “Duino Ağıtları, Maria Rilke” ve ruhumu okşayan, iyi hissettiren, her okuduğumda beni gülümseten “Kirpinin Zerafeti, Muriel Barbery”

En etkilendiğin kitap karakteri ?

Bana göre gelmiş geçmiş en iyi kitap karakteri Dostoyevski’nin Raskolnikov’u. İnsanlık adına bir cinayet işleme niyeti ile ahlaksal vicdanı arasında gidip gelen her türlü insani duyguyu, tereddütü kendisinde barındıran unutulmaz biri.

En sevdiğin yazarlar ?

Dostoyevski, Herman Hesse,  Murakami, Stefan Zweig, Andrey Platonov, Rainer Maria Rilke, Yaşar Kemal, Murathan Mungan.

Şu anda ne okuyorsun ?

Bu ay kitap kulübümüz için seçtiğim “İnsanın Anlam Arayışı”nı tekrar okuyorum.

Kitap alıntısı ?

Zor bir dönemden geçiyoruz hep birlikte. Ben de bazen bunalıyorum, bazen daha iyi ve umutlu hissediyorum. Rainer Maria Linke’nin şu satıları bana iyi geliyor.

“Kalbinde çözülmeden kalan herşey için sabırlı ol. Soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve ya yabancı lisanlarda yazılan kitaplar gibi. Cevapları şimdi arama. Şu anda cevaplar sana verilemez çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, herşeyi yaşama meselesidir. Şu anda soruyu yaşaman gerekiyor, belki daha ileride farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabını yaşarken bulacaksın.

En değer verdiğin eşya ?

Çocukluğumdan beri kitaplara ve deniz kabuklarına düşkünüm.  Söz konusu bunlar olduğunda sahip olmak konusunda kendime sınır koyamıyorum. Dostlarıma, arkadaşlarıma kitap hediye etmeyi çok sevdiğim halde, kendi kitaplarımı paylaşmak istemiyorum. Altlarını çizip, sayfalarca not yazdığım için kendimi çok fazla açmışım gibi geliyor. Bir de çok sevdiğim bir eser var. Kuzgun Acar’ın kuşlar serisinden. Önemli bir sanatçının eşsiz işlerinden biri.  Benim de ona yüklediğim anlamlar dolayısı ile o küçük heykele bağlıyım.

Kuzgun Acar, Kuşlar serisinden

Paylaş