Sanatçı Canan Tolon’un Londra’daki sergisinde sergilenmek üzere gönderilen heykeller, gümrük kontrolünde şüpheli bulunarak balyozla parçalandı. Eserlerin metal iskeletlerine de el konulması, sanat eserlerinin korunması ve uluslararası taşımacılığındaki sorumlulukları yeniden gündeme getirdi.
Canan Tolon, Londra’da sergilenecek eserlerinin gümrük kontrolü sırasında parçalandığını duyurdu. Sanatçının sosyal medya hesabından yaptığı açıklama, sanat dünyasında şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı.

Tolon, paylaşımında Londra’daki sergisine gönderilmek üzere hazırlanan heykellerinin şüpheli bulunarak gümrükte balyozla parçalandığını, metal armatürlerine ise prosedür gerekçesiyle el konulduğunu belirtti.
X-ray kontrolü sonrasında eserler tahrip edildi!
Olay, Londra’daki sergisinde sergilenecek heykellerin taşınma sürecinde yaşandı. Sanatçının verdiği bilgilere göre heykeller, X-ray taramasında içleri görülemediği için şüpheli olarak değerlendirildi ve parçalandı.
Tolon, olayın gümrük kontrolü sırasında gerçekleşmiş olduğunu söylüyor. Ancak müdahaleyi gerçekleştiren görevliler ve işlemin hangi resmî prosedüre dayandığı henüz açıklığa kavuşmuş değil.
Buluntu nesnelerden oluşan eserlerin özgünlüğü kayboldu
Tahrip edilen eserler, Tolon’un yıllardır atölyesinde sakladığı buluntu nesnelerden meydana geliyordu. Sanatçı, bu nesneleri Londra’daki serginin kompozisyonuna uygun bulduğu için seçmişti.
Burada yaşanan kayıp yalnızca fiziksel bir tahribatla sınırlı değil. Buluntu nesnelerle oluşturulan sanat eserlerinde malzemenin geçmişi, özgünlüğü ve sanatçının yıllar içinde kurduğu ilişkiler eserin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.
Dolayısıyla parçaların yenileriyle değiştirilmesi, özgün eserin yeniden oluşturulması anlamına gelmiyor.
Tolon, eserlerin önemli bileşenlerinden olan metal armatürlerin korunmasını istemesine rağmen bunların da kendisine teslim edilmediğini belirtti. Armatürlerin bir kayıt işlemi kapsamında alıkonulduğu ifade edilse de işlemin ayrıntıları henüz bilinmiyor.
Sanat taşımacılığında güvenlik ve koruma sorumluluğu
Olay, uluslararası sanat taşımacılığının işleyişine ilişkin önemli soruları beraberinde getiriyor. Sanat eserlerinin farklı ülkelerde sergilenmek üzere taşınması, yalnızca lojistik bir süreç değil; aynı zamanda eserlerin fiziksel ve sanatsal bütünlüğünün korunmasını gerektiren hassas bir sorumluluk alanı.
Taşıma şirketinin kimliği, güzergâhın önceden bilinmesi, sigorta kapsamı ve olası gümrük müdahalelerinde izlenecek prosedürler, sanatçılar ve galeriler açısından büyük önem taşıyor.
Bir eserin malzemesi ekonomik açıdan düşük bir değere sahip olabilir; ancak o malzemenin serginin bütünündeki yeri ve taşıdığı anlam, eseri vazgeçilmez kılabilir.
Bir sanat eserini korumak ne anlama geliyor?
Canan Tolon’un yaşadığı olay, sanat eserlerinin uluslararası dolaşımında güvenlik uygulamaları ile kültürel üretimin korunması arasındaki hassas dengeyi yeniden tartışmaya açıyor.
Bir eserin değeri yalnızca malzemesinden, ölçülerinden veya sigorta bedelinden ibaret değil. Sanatçının üretim süreci, eserin oluşumuna eşlik eden zaman ve kullanılan nesnelerin özgünlüğü, sanat yapıtının anlamını belirleyen unsurlar arasında.
Olayın gerçekleştiği gümrük noktasının, müdahalenin hukuki dayanağının ve el konulan eser parçalarının akıbetinin açıklığa kavuşması bekleniyor.
Canan Tolon’un yaşadığı bu deneyim, sanat eserlerinin taşınırken nasıl korunması gerektiği ve bu süreçte sorumluluğun kimler tarafından üstlenildiği sorularını sanat dünyasının gündemine taşıyor.