Mark Rothko (d. 25 Eylül 1903, Dvinsk, Rus İmparatorluğu [bugün Daugavpils, Letonya] – ö. 25 Şubat 1970, New York, ABD), II. Dünya Savaşı sonrası Soyut Dışavurumculuğa derin bir içsel boyut kazandıran Amerikalı ressamdı. Rengi tek ifade aracı olarak kullanışı, Renk Alanı Resmi’nin (Color Field Painting) gelişiminde belirleyici rol oynadı.

foto: Bettmann

Rothko, Yahudilerin yaşamalarına izin verilen Rusya’nın “Yerleşim Bölgesi”nde, küçük bir Yahudi kasabası olan Dvinsk’te Markus Yakovlevich Rothkowitz adıyla doğdu.  Aile, pogrom korkusu ve oğullarının Rus ordusuna alınma tehlikesi nedeniyle 1913’te ABD’ye göç ederek Oregon’un Portland kentine yerleşti. Ancak kısa süre sonra babası yaşamını yitirdi ve Markus genç yaşta çalışmak zorunda kaldı. Amerika’da hiçbir zaman tam anlamıyla “ait” hissetmediğini söylese de dili hızla öğrendi ve derslerinde başarılı oldu.

1921’de Yale Üniversitesi’ne burs kazandı, fakat okulun elitist ve antisemitik ortamına tepki göstererek iki yıl sonra ayrıldı. 1923’te New York’a yerleşti, Sanat Öğrencileri Birliği’nde kısa süre ders aldı. Yaklaşık yirmi yıl süren deneme ve arayış döneminde geçici işlerde çalıştı, resim dersleri verdi ve Federal Sanat Projesi’nde görev aldı. 1928’de New York’ta ilk kez sergi açtı; bu yıllarda natürmort, manzara ve figüratif sahneler resmetti.

1930’larda daha kişisel bir dile yöneldi. 1940’ların başında “Metro” serisinde kasvetli kent yaşamını anlattı; ardından biyomorfik formlara dayalı yarı soyut çalışmalara geçti. Bu dönemde Adolph Gottlieb ve William Baziotes ile sanatçı kolektifi Ten’i kurdu, Peggy Guggenheim’ın galerisinde sergilere katıldı. 1940’larda “Mark Rothko” adını benimsedi (resmî olarak 1959’da değiştirdi).

The entrance to the subway, 1938

Sanatının dönüm noktası, figüratif unsurları terk edip evrensel insan duygularını renk aracılığıyla ifade etmeye yönelmesiydi. Şiddetli fırça darbeleri yerine, tuvalin tamamını kaplayan geniş, eriyen renk alanları kullandı. Dikey, büyük boyutlu tuvallerde yan yana gelen yumuşak kenarlı dikdörtgenler, hem anıtsal hem de içsel bir yoğunluk yaratıyordu.

1950’lerde ve 60’larda önemli siparişler aldı. En bilineni, Seagram Binası’ndaki Four Seasons için yaptığı ama sergilenmesini reddettiği dizidir. Ardından Harvard Üniversitesi için duvar resimleri üretti; en görkemli siparişi ise Houston’daki Rothko Şapeli oldu. Bu dönemde renk paleti giderek koyulaştı; siyah, bordo ve kahverengi tonlarıyla derin mistik bir yoğunluğa ulaştı.

Mark Rothko, Seagram Murals, 2024 Paris Fondation Louis Vuitton sergisinden.

1960’ların sonunda sağlık sorunları ve kişisel bunalımları ağırlaştı. Büyük tuvaller yerine kâğıt üzerine çalışmaya yöneldi. 25 Şubat 1970’te New York’taki atölyesinde intihar ederek yaşamına son verdi.

Rothko Chapel, 1964 – 1967

Rothko’nun ardından vasiyeti üzerine açılan dava, modern sanat tarihinin en büyük miras davalarından biri oldu. Eserlerinin satışı üzerinden çıkar çatışması yaşandığı gerekçesiyle vasiyetin yöneticileri ve Marlborough Galleries aleyhine karar verildi. Sonuçta sanatçının 798 tablosu ve yüzlerce çizimi, çocukları ve 1979’da kurulan Mark Rothko Vakfı arasında paylaştırıldı. Vakıf, 1984’te koleksiyonun büyük kısmını dünya müzelerine dağıttı; en geniş seçki Washington’daki Ulusal Sanat Galerisi’ne verildi.

Bugün Rothko, modern sanatın en etkili isimlerinden biri olarak, resimlerinde rengin ruhsal ve varoluşsal derinliklerini keşfetmesiyle hatırlanmaktadır.