Christopher Nolan’ın merakla beklenen The Odyssey filmiyle birlikte Homeros’un ölümsüz destanı yeniden gündemde. Odysseus’un uzun eve dönüş yolculuğunu anlatan Odysseia, yüzyıllar boyunca birçok ressam tarafından farklı karakterler ve sahneler üzerinden yorumlandı. İşte sanat tarihinin en dikkat çekici Odysseia tasvirlerinden bazıları.
Christopher Nolan’ın yeni filmi The Odyssey, Homeros’un yaklaşık MÖ 8. yüzyılda kaleme aldığı Odysseia destanını yeniden geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Truva Savaşı’nın ardından İthaka Kralı Odysseus’un on yıl süren eve dönüş yolculuğunu konu alan destan; tanrılar, mitolojik yaratıklar ve unutulmaz karakterleriyle sanat tarihinin de en önemli ilham kaynaklarından biri oldu.

Bu seçkide yer alan eserler, destanın farklı bölümlerini ve karakterlerini yüzyıllar boyunca nasıl yorumlandığını gözler önüne seriyor.
Odysseus
Jean-Auguste-Dominique Ingres’in The Odyssey adlı eseri, destanın kahramanını klasik idealler doğrultusunda ele alır. Odysseus, yalnızca cesur bir savaşçı değil; zekâsı, sabrı ve stratejik düşünme yeteneğiyle Antik Yunan edebiyatının en önemli figürlerinden biridir. Ingres’in eseri, Odysseus’u değil, Homeros’un Odysseia destanını kadın figürü üzerinden kişileştiren alegorik bir kompozisyondur. Neoklasik sanatın önemli örneklerinden biri olan eser, destanın Batı sanatındaki kalıcı etkisini simgeler.

Helen
Helen’in Paris tarafından Truva’ya kaçırılması, Truva Savaşı’nın başlamasına neden olur. Savaş sona erdiğinde Odysseus evine dönmek üzere yola çıkar; ancak tanrıların öfkesi ve karşılaştığı engeller nedeniyle bu yolculuk on yıl sürer. De Morgan’ın eseri, mitolojinin en ünlü figürlerinden Helen’i idealize edilmiş bir güzellik anlayışıyla resmeder.

Athena ve Odysseus
Bilgelik tanrıçası Athena, destan boyunca Odysseus’un en büyük destekçisidir. Ona yol gösterir, tehlikelerden korunmasına yardım eder ve İthaka’ya döndüğünde kimliğini gizleyerek doğru zamanda harekete geçmesini sağlar.

Polyphemus (Tepegöz)
Odysseus ve adamları, Kyklop Polyphemus’un mağarasında mahsur kalır. Dev, adamlarından bazılarını öldürüp yer. Bunun üzerine Odysseus kendisini “Hiç Kimse” olarak tanıtır, Polyphemus’u şarapla sarhoş eder ve arkadaşlarıyla birlikte sivriltilmiş bir kütükle tek gözünü kör eder. Polyphemus yardım istediğinde “Hiç Kimse bana saldırıyor!” diye bağırdığı için diğer Kykloplar yardım etmez. Odysseus ve adamları ise koyunların altına tutunarak mağaradan kaçmayı başarır.

Sirenler
Sirenlerin büyüleyici şarkılarının denizcileri ölüme sürüklediğini bilen Odysseus, adamlarının kulaklarını balmumuyla kapattırır; kendisi ise şarkıları duyabilmek için geminin direğine bağlanır. Ne kadar yalvarırsa yalvarsın çözülmemelerini emreder ve böylece sirenlerden sağ kurtulur.

Kirke (Circe)
Büyücü Kirke, Odysseus’un adamlarını domuza dönüştürür. Hermes’in verdiği moly adlı bitki sayesinde büyüden etkilenmeyen Odysseus, Kirke’yi arkadaşlarını eski hâline döndürmeye ikna eder. Kahraman ve adamları daha sonra bir yıl boyunca Kirke’nin adasında kalır.

Kalypso
Gemisi battıktan sonra Ogygia Adası’na ulaşan Odysseus, deniz perisi Kalypso tarafından yedi yıl boyunca adada tutulur. Kalypso ona ölümsüzlük teklif etse de Odysseus, eşi Penelope’ye ve İthaka’ya dönme arzusundan vazgeçmez. Sonunda Zeus’un emriyle Kalypso onu serbest bırakır.

Penelope
Odysseus’un öldüğünü düşünen talipler Penelope ile evlenmek ister. Penelope ise kayınpederi için bir kefen dokumayı bitirdiğinde evleneceğini söyler; gündüz dokuduğunu gece gizlice sökerek yıllarca taliplerini oyalar. Bu nedenle Penelope, sadakat ve sabrın simgesi olarak kabul edilir.

Telemakhos
Odysseus’un oğlu Telemakhos, babasını hiç tanımadan büyür. Athena’nın yönlendirmesiyle onun izini sürmek için yolculuğa çıkar ve dönüşüne kadar annesini taliplerden korumaya çalışır.

Eurykleia’nın Odysseus’u Tanıması
Yıllar sonra dilenci kılığına girerek sarayına dönen Odysseus’u ilk tanıyan kişi, çocukluğundan beri ona bakan dadısı Eurykleia olur. Odysseus’un ayağındaki eski yara izini gören Eurykleia, onun gerçek kimliğini anlar ancak sırrını saklar. Bu sahne, destanın en dokunaklı anlarından biri olarak kabul edilir.
