83. Venedik Film Festivali, Danny Boyle’un Ink filmiyle kapılarını açtı. George Clooney’nin Altın Aslan’la onurlandırıldığı açılıştan Werner Herzog ve Martin McDonagh’ın yeni filmlerine, kırmızı halıdan ödül sezonunun ilk sinyallerine uzanan festivalde gözler bir kez daha Lido’da.

Sinemanın en köklü buluşmalarından Venedik Film Festivali, 83. edisyonuyla Lido’ya döndü. 2-12 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen festival, dünya prömiyerlerinin yanı sıra ödül sezonuna yön vermesi beklenen yapımları ve yıldız isimleri bir araya getiriyor. Maggie Gyllenhaal’ın jüri başkanlığını üstlendiği ana yarışmada Altın Aslan için güçlü bir seçki yarışıyor.

Açılış Danny Boyle’dan

Festivalin açılışını Danny Boyle’un yeni filmi Ink yaptı. James Graham’ın aynı adlı oyunundan sinemaya uyarlanan film, Rupert Murdoch’ın 1969’da The Sun’ı satın almasıyla İngiliz basınında başlayan dönüşüme odaklanıyor.

Guy Pearce’ın Murdoch’ı canlandırdığı yapımda Jack O’Connell, gazetenin editörü Larry Lamb rolünde karşımıza çıkıyor. Festivalin ilk eleştirilerinde O’Connell’ın performansı öne çıkan başlıklardan biri olurken Ink, medya, güç ve popülizm arasındaki ilişkiyi tartışmaya açıyor.

 

Altın Aslan George Clooney’nin

Açılış gecesinin merkezinde ise George Clooney vardı. Oyuncu, yönetmen ve yapımcı, sinemaya katkıları nedeniyle Yaşam Boyu Başarı Altın Aslanı ile onurlandırıldı. Ödülünü Laura Dern’in elinden alan Clooney için Venedik’in ayrı bir anlamı var; kariyeri boyunca pek çok filmi ilk kez Lido’da seyirciyle buluştu.

Clooney festival kapsamında yalnızca sinemadan da söz etmedi. Yapay zekâ ve deepfake teknolojilerinin sinema ve gazetecilik üzerindeki etkilerine dikkat çeken oyuncu, gerçeği kurgudan ayırmanın giderek zorlaşmasına ilişkin endişelerini dile getirdi.

Kırmızı Halıda George ve Amal Clooney

Festivalin ilk kırmızı halı anlarından biri de George ve Amal Clooney’ye aitti. Çiftin Venedik’e ahşap su taksisiyle gelişi daha açılış öncesinde objektiflere yansırken, açılış gecesinde Amal Clooney’nin Haider Ackermann imzalı özel dikim Tom Ford elbisesi öne çıkan görünümler arasındaydı.

Venedik’in sinemayla modayı buluşturan kırmızı halısında önümüzdeki günlerde Robert Pattinson, Penélope Cruz ve Javier Bardem gibi isimlerin de yer alması bekleniyor.

Werner Herzog, Mara Kardeşleri Buluşturuyor

Festivalin en merak edilen filmlerinden biri Werner Herzog imzalı Bucking Fastard. Kate Mara ve Rooney Mara’yı ilk kez aynı uzun metrajlı filmde buluşturan yapımda gerçek hayattaki kardeşler, Jean ve Joan Holbrooke adlı birbirlerine sıra dışı bir bağla bağlı iki kız kardeşi canlandırıyor.

Orlando Bloom ve Domhnall Gleeson’ın da oyuncu kadrosunda bulunduğu film, Herzog’un kendine özgü sinema evrenini Mara kardeşlerin ilk ortak performansıyla bir araya getiriyor. Bucking Fastard, Altın Aslan için yarışan yapımlar arasında.

Martin McDonagh Yeniden Venedik’te

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri ve The Banshees of Inisherin ile ödül sezonlarının önemli isimlerinden biri haline gelen Martin McDonagh da Wild Horse Nine ile Venedik’e döndü.

Sam Rockwell ve John Malkovich’in başrollerini paylaştığı kara komedi, 1973 Şili darbesi öncesinde Paskalya Adası’na gönderilen iki CIA ajanını merkezine alıyor. Dünya prömiyerini Venedik’te yapan film, festivalin ardından ödül sezonunda adını sıkça duyabileceğimiz yapımlardan biri olmaya aday.

Robert Pattinson’dan Primetime

Lance Oppenheim’ın ilk kurmaca uzun metrajı Primetime, festivalin merak uyandıran yapımları arasında. Robert Pattinson’ın başrolünü üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Merritt Wever ve Skyler Gisondo’nun yanı sıra müzisyen Phoebe Bridgers da bulunuyor.

A24 yapımı film, 5 Eylül’de Sala Grande’de seyirci karşısına çıkacak ve Altın Aslan için yarışacak.

Penélope Cruz ve Javier Bardem: Bunker

Festivalin ilerleyen günlerinde dikkatlerin çevrileceği bir diğer film ise Florian Zeller imzalı Bunker. Penélope Cruz ve Javier Bardem’i başrollerde buluşturan film, aşk, sadakat ve affetme kavramlarını uzun süreli bir ilişkinin kırılma noktaları üzerinden ele alıyor.

Zeller’ın filmi doğrudan Cruz ve Bardem’den ilham alarak kaleme alması ise projeyi daha da merak uyandırıcı kılıyor. İkilinin gerçek hayattaki birlikteliğiyle filmde canlandırdıkları çift arasındaki sınırlar, yönetmenin bilinçli olarak izleyiciye bıraktığı sorulardan biri.