Nail Keçili: “Katliam”

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Bir insan öldürmekle bir hayvan öldürmenin gerçek insanlar için hiçbir farkı yoktur. Bu iki canlı da Allah’ın yarattığı hepimizin saygıyla, sevgiyle ve iyi ilişkilerle hayatımızı müştereken bu dünyanın üzerinde yürütmemiz lazım gelen bir yaşam süresinde eğer siz bir vahşi ve siz bir şerefsiz ve siz bir ahlaksız ve siz bir kötü ruhlu varlıksanız insan demek istemiyorum size tabancayı çekersiniz. Köpeği kendi evinin içerisinde iki el silah çıkarak öldürürdünüz. O köpeğinde sizin gibi bir tabancası olsaydı ve ateş etme hakkına da sahip olsaydı sizi alnınızın ortasından vursaydı yanınızdaki heyecanlı hanımefendi veya çoluk çocuğunuz ne yapardı? İşte onlar ne yapacaksa bugün o son vurduğunuz köpeğin ailesi de o halde.. Matem içinde oturuyorlar. Çünkü her şeyden önce sahipli bir sevgili yavruyu öldürdünüz. Diyeceksiniz ki ben bundan 3-5 sene evvel yine kapının önünde bir köpek yerde yatarken arabamla üzerinden geçtim, öldürdüm ve park ettiğim otomobilden inerek kahkahalarla güldüm bakarak o garibin cesedine.. Komşularınız böyle söylüyor ben değil!

Şimdi size mutlaka ve mutlaka adaletin gereken ne ise yapacağına inanmak istiyorum çok zor biliyorum ama inanmak istiyorum. Üstelik kendinize bir siyasi takıntı bulmuşsunuz e ayrıca adını dahi duymadığım bir ülkenin de fahri konsolosuymuşsunuz. Onun da tabelasını kapıya asmışsınız. Allah bilir otomobilinizin plakasının yanında da kordiplomatik tabelası da bulunuyordur ki polis sizi çevirmesin. Siz büyük bir ihtimalle yine bu vesile ile elde ettiğiniz ruhsatlı tabancanızla Texas’ta dolaşır gibi büyük bir cesaret ile dolaşmaktasınız. Allah sizi bizlerin yani hayvan seven, canlı seven, insan seven insanların karşısına çıkarmasın. Çıkmamanızı temenni ederim. Ne demek istediğimi anladınız mı bilmiyorum ama anlamanızı tavsiye ederim!

Gelelim bu işin adaletine.. Anlamamız, kabul etmemiz, düşünmemiz dahi mümkün olmayan dönemde yaşıyoruz. İnsanlar, hayret edilecek bir şekilde çocukları tecavüz edip öldürüyorlar, kadınları parçalayıp öldürüyorlar, hayvanları paramparça edip öldürüyorlar. Üstelik bir kadın önünde yatmakta olan köpeğin üzerinden arabasıyla geçiyor, araba zıplıyor diyor ki ‘’ben tümsekten geçtim zannettim görmedim köpeği’’ diyor ve o hanımın ehliyetine hiçbir şey yapılmadan normal hayatına devam ediyor. Olmadı olmadı olmadı hükümetimiz olmadı… .Bu süratle artan cinayetler, insanlara, hayvanlara her türlü canlıya yapılan cinayetler son bulması için mutlaka hayvan ve insan hakları dediğimiz kanuni cezaların çok ciddi boyutlara getirilmesi ve bunların uygulanması esastır esas!

Bakın ben kendimi bildim bileli başta hükümetlerden Demokrat Parti’yi hatırlıyorum. Çocuktum. Adnan Menderes ve Celal Bayar çok yakın aile ilişkilerimiz olan insanlardı. Arkasından ben Süleyman Demirel Bey’e arkasından Alparslan Bey’e hizmet ettim arkasından Ecevit Beyefendi’ye arkasından Turgut Özal Beyefendi’ye ve onun da arkasından Tansu Çiller Hanımefendi’ye başdanışmanlık yaptım. Bana o tarihlerde başarılı icraatlarımdan dolayı birkaç tane kendisini yetkili zanneden tam tabirle dallamanın hayatımı köreltmek ve benim bu başarılarımı yok etmek için özel gayretler göstererek siyasi ve gazete patronlarının üzerime gelmeleri ve beni perişan etmeleri ve en çok benim bin misli hayvanları sevmeme ve insanlardan uzak durmaya karar vermeme sebebiyet teşkil etmiştir. Bugün hayatının büyük bir bölümünü çok ciddi tecrübelerle, görgülü bir ailenin eğitilmiş bir çocuğu olarak geçirdikten sonra şu anda yani emekliliğimde hayvanlarımla beraber hayatın tadını çıkarmanın gayreti ve keyfi içerisindeyim. Siyasilerin ve meşhuuur gazete patronlarının bana yaptıkları her tür ahlaksızlık, dolandırıcılık ve kötülüğe rağmen hayvanlarımla, ağaçlarımla, toprağımla, evimle iyi yaşamaya gayret etmeye çalışmaktayım ve her gün Allah’ıma hamd etmekteyim.

Bundan sonra beklediğimiz bir tek şey var eğer hayatımın sonu gelmeden, ölmeden onu yaşayabilirsem ne kadar mutlu olacağımı anlatamam. O da Hayvan Haklarının gerçekten Türkiye’de çok ciddi cezalarla bağlanması ve özellikle insanlara, kadınlara, çocuklara yapılan işkence ve bu işkenceyi yapanların mutlaka çok büyük cezalarla cezalandırmaları esastır diyorum. Dinimizi savunan, biz dindarız diye güruhlar halinde etrafta dolaşan insanlara da sesleniyorum. Dindarlık kötülük yapmakla eşdeğer değildir. Bir dindar insan kötülük, ahlaksızlık yapamaz. Dindar insan tecavüzcü olamaz, dindar insandan katil, şerefsiz çıkamaz. Ama ne yazık ki bugün iftiharla Müslümanım demesi lazım gelen ve Müslümanlığın icraatlarını yerine getirmesi gereken kişilerin bir kısmının muhteşem bir rezillik içerisinde yaşadıklarını görmem benim çok fena ama çok fena ağırıma gitmekte. Burada ifade etmeye çalıştığım basit ve bana göre son derece etkili olmasını temenni ettiğim görüşlerimin kabulünü arz ediyorum bütün büyüklerim, bütün büyüklerim, bütün büyüklerim!!!

Siz de aklınızı başınıza alınız.

İyi haftalar Efendim

M.Nail KEÇİLİ

Paylaş