Pazartesi, Kasım 30

Nail Keçili: “Korozyon”

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

1990’ların sonu Galatasaray Kulübü Faruk Süren’i başkan seçiyor. Faruk Süren de Galatasaray Yönetim Kurulu üyeleri arasına beni de katıyor. Ve ben Galatasaray Yönetim Kulübünde Faruk Süren’in başkanlığında belli bir süre yönetim kurulu üyeliği yapıyorum. Sağlam bir Galatasaraylıyım. Galatasaray ile iftihar ettiğimiz dönemler. Ve gerçekten başarılı bir idareyle neticede Galatasaray biliyorsunuz dünya çapında müthiş bir şampiyonluk almıştı. Şimdi filmi biraz başa alacağım. Faruk Başkan bir gün bana ‘’İngiltere’de Manchester’a gideceğiz. Manchester Yönetim Kurulu üyeleriyle ciddi bir toplantımız var.’’ demişti. Ve birlikte kendi uçağım ile İngiltere’ye gittik. Orada Manchester United Spor Kulübü üyeleriyle belli toplantılar yaptık. Toplantımızın ana konusu şuydu. Bizim meşhur Ali Sami Yen Stadyumu’nun bulunduğu yere Manchester United takımıyla birlikte ortak bir yeni stat ve spor tesisleri yapmak. Bunun içinde voleybol, basketbol, futbol ve tenis sahaları vardı. Yukarı doğru çıkacak garajlar, binalar, otel hizmeti verecek yerler ve rezidanslar yapmak konusunda görüşmelerimizi yaptık. Ciddi bir yere vardıktan sonra da Faruk Süren ile birlikte Türkiye’ye müteveccihen hareket ettik. Faruk Paris’te uçaktan indi çünkü ciddi bir toplantısı vardı. Ben İstanbul’a devam ettim. Bilahare de bahsettiğim muhteşem şampiyonluğu alarak Galatasaray, Şampiyonlar Şampiyonu unvanına hak kazandı, yıldızını taktı, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş rekabeti içinde müthiş bir başarıyla yürürken Alexgibi Hagi gibi muhteşem futbolcularla inanılmaz güzel maçlar, heyecan dolu hadiseler yaşadıktan sonra Faruk yönetimi bıraktı ardından Galatasaray tatlı bir inişle yavaş yavaş geri geri gitmeye başladı. Akabinde bu gidişat hızlandı. Malum stat operasyonları devreye girdi. Ali Sami Yen şu anda bir müteahhit tarafından apartmanlar, binalar yapılarak yani spor dışında ne varsa yapılarak mücehhez bir hale geldi. Galatasaray, şehrin dışına doğru stat yaptı. Orası da birçok sorunları olan bir stat oldu. Muazzam paralar içinde Galatasaray iyice kavruldu. Borçlar çıktı ay yuha. Neticede de Galatasaray Kulübü’nün bugün hakikaten acınacak bir takım haline geldiğini de üzülerek seyretmekteyim.

Bunun devamında da şu değerlendirmeyi yapıyorum. Bu hafta Galatasaray’ın Ankaragücü ile oynadığı maçı seyrederken Sevgili Doktorum Sahir ÖKTEN ve Ünlü İşadamımız ZoltanBORONKAY ile beraber şu sohbeti yapıyorduk: Korozyon. Türkiye’de muhteşem bir korozyon başladı. Korozyonun özü nedir biliyor musunuz? Bir saç parçası alın ve onu kışın pencereden dışarıya koyun. Dışarıda 6 ay boyunca kalan saç parçasına baktığınız zaman paslanmış bir kâğıt haline geldiğini göreceksiniz. İşte bu kişiliğini, şahsiyetini ve gücünün kaybetmiş olan saç parçasının işe yaramasının sıfır noktasına indiğini gösteren çok çok acı bir örnektir.

Bugün değerli ve muhteşem ülkemize, Türkiye’mize, Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyetimize baktığımız zaman inanılmaz bir korozyon içerisinde her konuda yani hatta bir örnek verdim bugün. Bu korozyon öyle bir şeydir ki şu anda kullandığımız yollar dahi bu korozyon tesiriyle daha süratli bozulmaya başlar dedim ve doğru söyledim. Bozulmaya başlayan o yolların yapımı da aynı şekilde son derece yavaş, ihmal edilmiş bir anlayış içerisinde gelişir ve korozyon iş dünyasına sirayet eder. İşadamlarının kalitesine baktığımız zaman,  bütün vilayetlerimizdeki ticaret ve sanayi odalarımız, belediyelerimiz yani aklınıza neresi gelirse hepsinde büyük bir KOROZYONUN olduğunu açık ve net bir şekilde görmekteyiz. Bunun hiçbir işe yaramayacağını ve o istikbali görmek istemediğimiz için bugün bu konuda bazı değerlendirmeler yapıp büyüklerimizi uyarmakta da yarar görmekteyiz. Aynı şekilde bunu siyasette görmekteyiz, aynı şekilde ticarette görmekteyiz, aynı şekilde ülkemizin dünya üzerinde para değerleri nazarı itibara alındığı zaman ciddi kaybettiğini inanılmaz seviyede görmekteyiz, aynı şekilde komşularımızla olan ilişkilerimizde görmekteyiz artık görmek değil yaşamaktayız. Gün geçtikçe insanların kendilerine baktıkları kılık kıyafet, saç, tıraş dâhil medeni görüntülerinden süratle uzaklaştıklarını ve özellikle genç ve orta yaşlı insanlarımızın gittikçe korkunç yüzlere buluşarak, inanılmaz icraatlar yaptıklarını görmekteyiz. Maalesef Türkiye’nin iş dünyasının da olağanüstü süratle geri geri gittiğini, mahdut sadece hükümetin teşvikiyle yürüyen bazı işadamlarının başarılı olduklarını, eski Türkiye’de imparatorlar olarak adlandırdığımız grupların, holdinglerin, işadamlarının isimlerini okumakta ve duymakta zorluk çektiğimizi açık ve net bir biçimde seyretmekteyiz. Bu göstermektedir ki biz tornistan yapmış bir haldeyiz şimdi.

Galatasaray ile açtım lafı bir Galatasaraylı olduğum için. Düşünebiliyor musunuz yıllar yıllar evvel 1958’lerde İstanbul’da Menderes hükümetinin özellikle yollar konusunda belli çağdaş aşamalar gösterdiği o dönemlerde büyük bir inşaat furyasının özellikle İstanbul’da başladığı istimlaklerin yapıldığı dönemlerde Bebek’teki Galatasaray Kulübü de istimlak edilmişti ve orası muhteşem bir park haline getirilmişti. Ancak Galatasaraylılar ve Galatasaray’ı sevenler o günkü ilişki ve güçlerini kullanarak Galatasaray’ın daha sonra sahibi de olduğu Kuruçeşme’deki adayı olağanüstü gelişmiş tesislerle senelerce git gide daha iyi bir hale gelecek statü içerisinde götürürken, anlaşılmaz şekilde çağ dışı kişilerin attıkları adımlarla o adayı Galatarasay Kulübü neredeyse kaybetmiş durumdadır. BU bahsettiğim bir iki örnek fazla ileri gitmek istemiyorum. Bugünlerde hissettiğim bir HİS var o da şu; eğer fazla ileri gidip bir şeyi kritik etmek istersen ve bunu dozunda olması lazım gelen bir şekilde söylersen çok tehlikeli olur sizin için, yok olursunuz. Hele işadamı iseniz %100 yok olursunuz. Emekliyseniz, donunuzu bile verirsiniz BENİM GİBİ!

 

Dipnot: Bugün bütün özel televizyonlarımız, gazetelerimiz, son 20 yılın en büyük kalite ve kantite düşüşünü yaşamaktadırlar. Bu hem okuyucu miktarının çok çok ciddi rakamlardan aşağı düşüşüyle ispatlanmaktadır hem de seyirci kalitesinin muazzam bir boyutta düşmüş olması yapılan araştırmaların sonucunda ortaya çıkmış olması sebebiyle görülmektedir. Bir ülkenin yayın organlarının kalitelerinin düşmesi o ülkede çok büyük bir KOROZYON olduğunu tasvip etmektedir. Bunu da bu yazımda söylemekle ülkeme çok büyük bir hizmet yaptığım kanaatindeyim.

 

Hayırlı haftalar diliyorum.

 

Mehmet Nail KEÇİLİ

Paylaş