Nazlı Keçili: ”Sanata tutunmaya devam edelim”

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Kültür ve sanat takviminde yeni sayfalar açılmaya, kültür ve sanat kurumları ayakta durmaya çalışırken yeniden evlerimizden çevrimiçi ziyaretler yapmaya başlıyoruz. Sizlere bu dönemin ta en başında (hepimiz pandeminin yabancısıyken) evinizde gezebileceğiniz müzeleri, okuyabileceğiniz milyonlarca kaynağı ve katılabileceğiniz ‘online’ tüm etkinlikleri paylaşmaya gayret göstermiştim.

Aslında bu yazım için niyetim fiziki olarak gezebileceğiniz sergilerden bahsetmekken, bugün maalesef size ben de kendi evimden online olarak gerçekleştirebileceğiniz öneriler yapabileceğim. Maalesef diyorum çünkü çevrimiçi ziyaretler benim için gerçekten bir müzeye, galeriye gitmenin yerini tutmuyor. Siz de takdir edersiniz ki bir resmi yerinde her detayına bakarak, hissederek incelemekle bilgisayar veya telefon ekranından incelemek bize o resmin hikayesini ne kadar hissettirebilir? Elbette faydalı olduğu noktaları da var. Hiç gidip göremeyen insanlar için harika bir yöntem ama bizi tembelleştirebilecek de bir yöntem aynı zamanda. Bana kalırsa müze atmosferinin yerini tutamaz. Ama bugün bu durumun içindeysek ve sürece uyum sağlamak zorundaysak sanat bunu en keyifli hale getirecek araçlardan biri.

İMKANSIZ EVE DÖNÜŞ
Önerilerime fiziki olarak yerinde gezip gördüğüm sergilerden başlamak isterim. Pera Müzesi, Lübnan asıllı ressam, yazar, aktivist ve şair Etel Adnan’ın retrospektif diyebileceğimiz nitelikte ‘İmkansız Eve Dönüş’ sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Serhan Ada ve Simone Fattal’in ortak yürüttüğü sergide, seramikler, halılar, leporellolar (akordeon defterler), yağlı boya çalışmalar, desenler, baskılar ve sanatçının bir de filmi yer alıyor. Sergiye girer girmez sanatçının zengin kimliğini yansıttığı birbirinden anlamlı renklerle ve eserlerle karşılaşıyorsunuz. Farklı tekniklerle yaptığı çalışmalarında kullandığı renkler, edindiği felsefe sizi uçsuz bucaksız bir yorumlamaya sürüklüyor. 1925 yılında Beyrut’ta İzmirli Rum bie anne ve Şamlı Osmanlı subayı bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Adnan, çalışmalarında yazıyı ve resmi, bazen birbirinden ayrı bazen birbiriyle iç içe kullanıyor. Mevsimleri, manzaraları, gökyüzündeki hayali gezegenleri, uyduları kullanarak izleyicinin zihin dünyasıyla iletişime geçiyor. Ben sergiyi yerinde gezip gördüm ancak müze web sitesinden 3D olarak da sergiyi gezebilme imkanı sunuyor.

Yine Pera Müzesi’nde gördüğüm bir diğer sergi ‘Zevk Meselesi’ni küratörü olan Ulya Soley ile birlikte gezme fırsatı yakaladım. Ulya’nın anlattığına göre sergi, kitsch kavramının günümüz görsel kültürüyle kurduğu yakın ilişkiye ve beğeninin şekillenmesindeki kritik rolüne odaklanan bir grup sergisi. Sınıfsal bir gösterge olarak beğeni kavramını ele alıyor ve sergide yer alan sanatçılarla bir diyalog içinde kitsch kavramının bugünkü zengin kullanımlarını araştırmayı hedefliyor. Oldukça zengin bir sanatçı grubu oluşu dikkatimi çekiyor. Gülsün Karamustafa, Nick Cave, Olia Lialina, Volkan Aslan, Hayırlı Evlat, Miao Ying ve daha nicesi… Hepsi görsel dil üzerinden toplum yapısındaki sınıfsal ayrışmayı güçlendiren beğeni kavramını sorgulayarak işlerini ortaya koymuşlar. ‘Beğeniyi sınıfsal bir gösterge olarak tanımlamamak mümkün olabilir mi?’ sorusunu ziyaretçiye yöneltiyorlar.

Etel Adnan’ın sergisi gibi Zevk Meselesi’ni de çevrimiçi olarak ziyaret edebiliyorsunuz. Son zamanlarda sıkça ziyaret ettiğim Anna Laudel’de görmenizi istediğim bir diğer sergi Love Over Entropy. Karma sergi sürekli değişimin yeni normal olduğu bir ekosistemde “zihin” kavramına odaklanıyor. Fotoğraf, yerleştirme, video, plastik sanatlar, heykel ve neon işleri dahil olmak üzere 19 sanatçının farklı tekniklerde ürettiği işlerden oluşan, disiplinlerarası bir seçkiye yer verilmiş. Ayça Okay küratörlüğünde seçilen çalışmalar, geçmişten gelen kavram ve değerleri hızla değiştirip terk eden toplumsal dinamiklerin oluşturduğu ilişki alışkanlıkları ve toplumun yeni tasarımlarına dair sorular uyandırmayı hedefliyor. Sergi 26 Nisan itibariyle bitti ancak çevrimiçi ziyaretin artılarından faydalanarak bu sergiyi de galerinin web sitesinden ziyaret edebiliyoruz. Son olarak sizlere, tamamen dijital olarak düzenlenen ve oldukça heyecan verici bir sergi ‘Düş Suda’ dan bahsetmek istiyorum. Borusan Contemporary tarafından hayata geçirilen sergiyi AR ve VR teknolojileri sayesinde deneyimliyoruz. Pandemi nedeniyle kapalı olan Borusan Contemporary koleksiyonu Perili Köşk’ün dışına taşıyor ve koleksiyonda yer alan 12 eser, Kuruçeşme-Emirgan hattında belirlenen rotada ve seçili noktalarda sergileniyor. Adını Edip Cansever’in ‘Düş Suda’ şiirinden alan sergi izleyici deneyimine dahil eden kurgusu ve kamusal alana yayılan seçkisiyle, yeni medyanın sınırları aşan nitelikte. Ziyaret için yine sizi kurumun web sitesine yönlendireceğim tabii. Umarım bu özel sergilerle vaktinizi bir nebze olsun keyifli hale getirebilmişimdir, pandemi gölgesinde sanata tutunmaya devam edelim. Sanatla kalın.

Paylaş