Ezgi Hamzaçebi küratörlüğündeki “Canavarların Vaatleri”, 1 Mart–26 Temmuz 2026 tarihleri arasında Hara’da.

“Canavarların Vaatleri sergisi 1 Mart-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Ezgi Hamzaçebi küratörlüğünde Hara’da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, “canavar” olarak görülen, insan ve insan olmayan bedenlerin, hâllerin temsillerini araştıran on sanatçıyı bir araya getiriyor.

Sanatçılar: Canavar, Hilal Polat, İrem Aydın, Lara Ögel, Ömer Tevfik Erten, Seçil Epik, Serkan Aka, Şafak Şule Kemancı, Yaşam Şaşmazer, Zeynep Kılınç.

Heykel, yerleştirme, fotoğraf ve video gibi farklı mecralarda, çoğu sergiye özel üretilmiş eserler, bedenleri ve kimlikleri sabit kategoriler içinde tanımlamak yerine, eşikte ve askıda kalma hâlleri ile ele alıyor. İnsan ile insan-olmayan, canlı ile cansız, doğal ile yapay, işlevsel ile atık, görünür ile bastırılmış olan arasındaki sınırlar bu işlerde sürekli yer değiştiriyor, çözülüyor ya da kasıtlı olarak bulanıklaştırılıyor. Parçalanmış bedenler, hayalet bitkiler, canavarlaşmış imgeler, işlevsizleştirilmiş formlar ve ritüel kalıntıları, varlıkların vücuda gelme sürecine dikkat çekiyor.

Kusur, mutasyon, hibritlik ve karanlık burada birer sapma değil, potansiyelin, direncin ve başka türlü var olma ihtimallerinin izleri olarak karşımıza çıkıyor. Sergi, canavarı bir tehdit olarak değil, sınıflandırmaya direnen, zamansallıkları üst üste bindiren ve henüz tam olarak tanımlanamayan gelecekleri sezdiren bir eşik figürü olarak ele alıyor.

“Canavar, ne iyi ne kötü, ne içeride ne dışarıda, ne ben ne de ötekidir. Her zaman sınırda, ihlal edici ve dönüştürücüdür. En önemli özelliği ‘insan’ kategorisini doğrudan belirleyen, ‘insan’ın sınırlarını çizen bir işlevi olmasıdır. Canavar figürü, ‘normal’liğin her an çatlayabilecek kırılgan yapısını hatırlatır. Gerçekliğin sınırlarında ve zihinlerimizin yasak girintilerinde gizlenebilir ve her an geri dönüp yarattığımız adaletsiz sistemlere musallat olabilir.

Canavarlara bakmak ve onların hikâyelerinin peşine düşmek, kendimizle ve kurduğumuz sistemlerin adaletsizlikleri ile yüzleşmemizi sağlar. Serginin kavramsal çerçevesine ilham olan Donna Haraway’in dediği gibi, ancak canavar olduğumuzu kabul edersek, cinsiyet, ırk, tür ve sınıf ayrımının olmadığı, daha eşit ve adil bir dünya yaratabilir ve ‘canavarların vaatlerini’ gerçekleştirebiliriz.” Ezgi Hamzaçebi