Sergi, markanın 1920’lerdeki kuruluşundan günümüzde Daniel Roseberry yönetimindeki dönüşümüne uzanan kapsamlı mirasını ele alıyor.

Londra’daki Victoria and Albert Museum, Elsa Schiaparelli ve kurduğu markanın geçmişini ve yeniden doğuşunu ele alan “Schiaparelli: Fashion Becomes Art” başlıklı sergiyi bu hafta sonu ziyarete açtı. 1927’de kurulan Schiaparelli moda evinin tarihsel gelişimini ele alan sergi, markanın 1954’te kapanmasının ardından 2012’de yeniden canlanmasına kadar uzanan süreci inceliyor. Sergi aynı zamanda markanın günümüzdeki yaratıcı direktörü Daniel Roseberry dönemine de yer vererek geçmiş ile bugünü bir araya getiriyor.

Sergide, 1920’lerden günümüze uzanan yaklaşık 200’den fazla eser yer alıyor. Koleksiyon; couture tasarımlar, aksesuarlar, mücevherler, resimler, fotoğraflar ve arşiv belgelerinden oluşuyor.

Elsa Schiaparelli’nin sürrealizmle kurduğu ilişki serginin merkezinde yer alıyor. Tasarımcının Salvador Dalí ve Jean Cocteau gibi sanatçılarla gerçekleştirdiği iş birlikleri, modanın sanatla kesiştiği noktaları ortaya koyuyor. Dalí ile tasarlanan “Lobster Dress” ve “Skeleton Dress” gibi ikonik parçalar serginin öne çıkan işleri arasında.

Schiaparelli’nin kreatif direktörü Daniel Roseberry, Londra’daki sergiye ilişkin değerlendirmelerinde, Elsa Schiaparelli’nin moda tarihindeki kırılma noktası rolüne özellikle vurgu yaptı. Roseberry, sergi kapsamında yaptığı açıklamada, izleyicilerin Schiaparelli’nin etkisini net biçimde kavramasını amaçladığını belirterek, “Elsa Schiaparelli’den önce ve sonra diye bir ayrım var” ifadesini kullandı.