Merve Elveren ve Meriç Öner’in küratörlüğünü üstlendiği VarYok Programının son bölümü “VarYok: Anıtsı”, 6 Mayıs 2026 – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında YUNT’ta. Üç bölüm hâlinde bir yıla yayılan sergi, kamusallığa ilişkin uzun soluklu soruşturmasını derinleştirerek

Deniz Tortum, Dünya (2010) filminden bir kare

Firuzan Melike Sümertaş ve Deniz Tortum’un katılımıyla son buluyor. Firuzan Melike Sümertaş, Osmanlı döneminde kadın baniler tarafından inşa ettirilmiş yapılara dair araştırmasında çoğunluğu hanedan mensupları ve yakın çevresinden kadınların İstanbul’un fiziksel ve sosyal dokusu üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Tarihî anlatılarda daha çok “anne” veya “eş” rolleriyle öne çıkarılan kadınların, inşa ettirdikleri yapılarla görünürlük kazandıklarını ve kamusal hayata yön verdiklerini aktarıyor. Sergide, 17. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılan Büyük Valide Han odak noktasında yer alıyor. Bugün yıpranmış ve özellikle mülkiyet açısından parçalanmış yapısına rağmen, Eminönü dükkânlarında sıkça karşılaşılan popüler kültür imgeleri, ticari yapıları, atölyeleri ve son dönemde sosyal medya sayesinde ünlenen çatısı ve kubbeleriyle İstanbul ticaret hayatındaki yerini korumaya devam eden han, VarYok projesi kapsamında Metehan Özcan tarafından fotoğraflanarak anlatıya güncel hâliyle dâhil oluyor.

Deniz Tortum ise Upstate New York ve New Jersey’de (Princeton) çektiği Dünya (2011) adlı deneysel filminde, bilinmeyen bir zaman ve mekânda dolaşan kamera aracılığıyla tekil ya da çoğul, var olma(ma), dâhil olma(ma) ve uyuşma(ma) çabalarının izini sürüyor. Şair, çevirmen ve tarihçi Efe Murad’ın aynı isimli şiirine karşılık veren Tortum, bir şiirin filme dönüştürülme denemesini izleyiciyle paylaşıyor.

Bir yıl boyunca birbirine eklemlenen, azalan ya da çoğalan üretimler aracılığıyla sürekli değişikliğe uğrayan sergi mekânı, VarYok Programı kapsamında nihai şeklini alırken YUNT’un kamusallığın dönüşümünü anlamaya yönelik kolektif bir düşünme pratiğini sürdürme daveti için çok katmanlı bir zemin oluşturuyor. Farklı an ve coğrafyalardan bir seçkiye yer veren program; kişiler, cisimler, mekânlar ve tarihler aracılığıyla bulanıklaşan sınırları ve buharlaşan aidiyet hissini görünür kılarak büyük anlatılara belli bir mesafeden bakmaya olanak tanıyor.