Çağdaş sanat platformu Zarastro Art, yaz sezonuna güçlü bir programla merhaba diyor: Jo Chate’in Between Clarity and Collapse (Berraklık ile Çöküş Arasında) başlıklı sergisi; New Voices (Yeni Sesler) bölümünde İrlandalı sanatçı Sophia Vigne Welsh’in seçkisi; Focus (Odak) bölümünde Cevdet Erek’in Bergama Stereo (2019-…) serisindeki yerleştirmelerin tümünün izleği ilk kez sanatseverlerle buluşuyor.

Feminist kuram ile çevresel eleştiriyi birleştiren Londralı ressam Jo Chate, toplumsal bakış açısına odaklanarak, ataerkil yapılarla şekillenen mekânların kadın bedeni üzerindeki etkisini inceliyor.
Çevrimiçi sergi, sanatçının çok katmanlı işlerinden oluşan bir seçkiyle, aşina olduğumuz formların ve mekânların belirsizliği üzerine düşündürmeyi amaçlıyor: “Boş ve alacakaranlık mekânlar ilgimi çekiyor. Hem bir yere aitler hem hiçbir yere. Bildik olan bir anda yerinden kayıyor ve tanımlanamaz hâle geliyor.”
Gündelik hayattan unsurlar, mimari öğeler izleyiciyi, bellek, algı ve duygunun sınırlarında gezinen bir atmosfere çekiyor. Figürler tanınırlığını yitirerek, cinsiyet ve öznelliğe dair soruları tetikleyen hayaletimsi varlıklara dönüşüyor. Bu görsel anlatı, çözümden daha çok belirsizlikte kalmaya ve anlamı sezgisel olarak deneyimlemeye çağırıyor.
Yeni Sesler bölümünde, kariyerini Londra’da sürdüren İrlandalı sanatçı Sophia Vigne Welsh’in soyut resimleri yer alıyor. Duyulara seslenen, jest ve doğaçlamayla biçimlenen bu çalışmalarda sanatçı, anılarını, deneyimlerini ve çevreyle kurduğu ilişkileri araştırıyor.

Welsh’in işleri, hem gösterişli hem sade olmayı başararak, yüzey üzerinde kontrollü bir kaos yaratıyor. Her dokunuş, tuvalin canlı bir organizma gibi tepkimeye girmesini sağlıyor. Renkler ve şekillerle, gündelik yaşamın çoğu zaman fark edilmeyen desenlerini ve ilişkilerini neşeyle tekrar yaratıyor.
“Sprey boya, yağlı boya, kurşun kalem, pastel… elimde ne varsa kullanırım. Hiçbirine ötekinden üstün bir değer atfetmem” diyen sanatçı, malzemenin iç sesine kulak vererek eserin yapısını belirliyor, sürece dayalı olarak şekillendiriyor.
Welsh, aslında deneysel teknikleri ile resim geleneğine sessiz bir eleştiri getirerek sanat tarihi içindeki hiyerarşileri sorgulayan alternatif bir anlatım alanı oluşturuyor.
Odak bölümünde ise Cevdet Erek’in sesi, mimariyi ve tarihselliği merkezine alan Bergama Stereo (2019-…) adlı yerleştirmesinin tüm varyasyonlarını ilk kez bir araya getiriyor ve derinlemesine inceliyor.
“Bergama Stereo’da sesin mekânları, olayları, durumları ve zamanları anımsatma becerisi kullanılıyor” diyen sanatçı, Büyük Bergama Sunağı’nın mimarisine, tarihsel işlevine ve günümüzdeki algılanış biçimine göndermede bulunarak bu ünlü yapının serüvenini yeniden yorumluyor.
İlk kez 2019 yılında Almanya’nın Bochum kentindeki Turbinenhalle’de sergilenen Bergama Stereo, daha sonra 2019/20’de Berlin’de Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart, 2020/21’de İstanbul’da Arter, 2021’de 2. Bergama Tiyatro Festivali ve 2022/23’te Singapur Bienali için özel olarak üretildi. 2024 yılında ise Bergama Stereo – Berlin Fragment (2019–2024), Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart koleksiyonuna dahil edildi.