Perşembe, Kasım 21

Vahit Tuna’dan Bir Tür “Kadınkırım” Anıtı: İsimsiz

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Kamusal alanda güncel sanat projesi Yanköşe, Vahit Tuna’nın “İsimsiz” adlı çalışmasını ağırlıyor. 440 çift siyah kadın ayakkabısından oluşan “İsimsiz” projesinin çıkış noktası, Türkiye’de sayıları gitgide artan kadın cinayetleri. 2018 yılında Türkiye’de erkekler tarafından çeşitli şekillerde ve sebeplerle öldürülen kadınların sayısına işaret eden* ve Yanköşe’nin her iki duvarını da nizami bir şekilde kaplayan 440 çift ayakkabı, bir tür kadınkırım** anıtı gibi yükseliyor.

Ölen kişilerin ayakkabılarının evlerinin kapısının önüne bırakılması geleneğine de işaret eden bu çalışma, kadına yönelik şiddetin hafızasını tutarak sokağa taşıyor; kamusal bir tartışma ve bilinçlenme için bir aracı olma görevi üstleniyor.

Sanat üretiminde erk, iktidar, iktidarla hesaplaşma ve ona göre pozisyon alma konularına odaklanan Tuna, bugün her üç kadından birinin fiziksel ya da cinsel şiddet mağduru olduğu bir dünyada şiddetin, özellikle de bu coğrafyaya ait şiddet olgusunun temellerine bakıyor.

*Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2018 Veri Raporu’ndan.

**https://www.birikimdergisi.com/haftalik/9668/kadinkirim#.XXjCrCShmEe

Vahit Tuna Hakkında

Vahit Tuna (d. 1971, Edremit) Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nden mezun oldu. Grafik tasarım alanındaki çalışmalarının yanı sıra 1995 yılından itibaren görsel sanatlar alanında işler üretti. Kişisel sanat üretimine devam ederken çeşitli sanat gruplarında üretimlere destek oldu. Yurtiçi ve yurtdışı birçok grup sergisine katılan, müze ve kurum koleksiyonlarında işleri yer alan sanatçının ilk kişisel sergisi Europe Hear Us, 2002 yılında burs alarak gittiği Stuttgart’daki Akademie Schloss Solitude’de açıldı. Sonrasında İstanbul’da Egzersiz (Hafriyat Karaköy, 2008) ve Hep seyirciyiz… (Tütün Deposu, 2011) sergilerini takiben 2017 yılında tek bir serginin dört ayrı sanat mekânında aynı anda açıldığı Pşisel Sergi başlıklı kişisel sergisini gerçekleştirdi. Sanatçı, yapıtlarında tını, ses, hafıza gibi zihne ait izleri; toplumsal roller, aşırı milliyetçilik, iktidar kırıcılık gibi topluma ait zihinler üzerinden yeniden okumaya ve okutmaya davet eder.

Paylaş