Louvre’un kraliyet mücevherlerinden Cézanne, Matisse ve Renoir tablolarına; 2.500 yıllık Kelt altınından Kraliçe Nazlı’nın 673 elmaslı kolyesine… Son bir yılda Avrupa’nın önemli müze ve koleksiyonları peş peşe gerçekleşen dikkat çekici soygunlarla gündeme geldi. Üstelik vakaların önemli bir bölümü yalnızca birkaç dakika içinde gerçekleşti.

Ayça Ortaer

Son bir yılda Avrupa’nın kültür kurumları, ardı ardına gelen yüksek profilli hırsızlıklarla karşı karşıya. Hedef kimi zaman sanat tarihinin en tanınmış ressamları, kimi zaman kraliyet mücevherleri, kimi zaman da binlerce yıldır korunmuş arkeolojik hazineler oldu. Ekim 2025’te Louvre’da yaşanan ve dünya çapında ses getiren soygunun ardından 2026 boyunca Fransa, İtalya, İspanya ve Avusturya’dan benzer haberler geldi.

Louvre: Kraliyet mücevherleri birkaç dakika içinde kayboldu

19 Ekim 2025 sabahı dört kişi, araç üzerine monte edilmiş mekanik bir merdiven kullanarak Louvre’un ünlü Galerie d’Apollon bölümüne ulaştı. Vitrinleri kesen hırsızlar, 19. yüzyıl Fransız kraliyet tarihine ait dokuz mücevheri alarak kaçtı. İmparatoriçe Eugénie’ye ait taç olay yerinde bulundu ancak sekiz mücevher kayıp kaldı. INTERPOL daha sonra bu sekiz parçayı Çalınmış Sanat Eserleri veri tabanına ekledi.

Soygunun yalnızca sembolik değil ekonomik boyutu da büyüktü: Fransız makamlarının değerlendirmesine göre çalınan mücevherlerin değeri yaklaşık 88 milyon euro. Louvre olayı, takip eden aylarda Avrupa’daki müze güvenliği tartışmalarının da referans noktalarından biri haline geldi.

Cézanne, Renoir ve Matisse aynı gece çalındı

22’yi 23 Mart 2026’ya bağlayan gece bu kez hedef, İtalya’nın Parma kenti yakınlarındaki Magnani Rocca Vakfı’ydı. Maskeli iki hırsız bir pencereden içeri girerek Paul Cézanne’ın Still Life with Cherries, Pierre-Auguste Renoir’ın Fish ve Henri Matisse’in Odalisque on the Terrace adlı eserlerini duvarlardan aldı.

Operasyon üç dakikadan kısa sürdü. Eserlerin toplam değeri 10 milyon doların üzerindeydi; bunun yaklaşık 7 milyon dolarlık bölümünü tek başına Cézanne tablosu oluşturuyordu. Ancak bu soygunun hikâyesi diğerlerinden farklı sonlandı: İtalyan polisi üç tabloyu da Ağustos 2026’da geri kazanmayı başardı.

Lalique Müzesi: 11 dakikada 4,5 milyon euroluk soygun

5 Temmuz’da Fransa’nın Alsace bölgesindeki Lalique Müzesi hedef alındı. Sabah saatlerinde müzeye giren üç maskeli kişi, çekiç ve balyozlarla altı vitrini parçaladı. Hırsızlar 27 Lalique parçasını yanlarına alarak 11 dakika içinde müzeden ayrıldı.

Çalınan eserlerin toplam değerinin 4,5 milyon eurodan fazla olduğu açıklandı. Olay, Louvre’dan sonra Fransa’daki kültür kurumlarının güvenliği üzerine büyüyen tartışmayı daha da görünür hale getirdi.

© Musée Lalique

2.500 yıllık Vix Hazinesi de hedefteydi

Sadece birkaç hafta sonra, 24 Temmuz’da hırsızların hedefinde bu kez sanat eseri değil, Avrupa arkeolojisinin en önemli buluntularından biri vardı.

Fransa’nın Châtillon-sur-Seine kentindeki Musée du Pays Châtillonnais’ye ziyaretçi gibi giren iki kişi, Vix Hazinesi’ne ait yaklaşık 2.500 yıllık altın torque’u vitrinden alarak kaçtı. Eser, MÖ 6. yüzyıla tarihlenen ve “Vix Prensesi” olarak anılan seçkin bir Kelt kadınının mezarında keşfedilmişti. Soygun üstelik müzenin açık olduğu saatlerde gerçekleşti.

Sicilya’da Antonello da Messina’nın eserleri çalındı

15 Ağustos’ta sıra İtalya’ya geldi. Sicilya’daki Messina Bölge Müzesi’ne giren hırsızlar, kentin en önemli sanatçılarından Rönesans ustası Antonello da Messina’nın dört eserini götürdü.

Çalınanlar arasında sanatçının Polittico di San Gregorio eserinin günümüze ulaşmış beş panelinden üçü bulunuyordu. Soygunun, İtalya’da Ferragosto tatilinin ve Messina’daki büyük La Vara kutlamalarının gerçekleştirildiği güne denk gelmesi de dikkat çekti.

Photograph: Museo Regionale Accascina Messina/Reuters

Villena: Avrupa’nın en önemli Tunç Çağı hazinelerinden biri

27 Ağustos sabahı İspanya’nın Alicante bölgesindeki Villena’da çok daha büyük ölçekli bir hedef seçildi. Villena Müzesi’ne giren hırsızlar, Avrupa’nın en önemli Tunç Çağı altın işçiliği koleksiyonlarından biri kabul edilen Villena Hazinesi’nin büyük bölümünü dört dakikadan kısa sürede götürdü.

Koleksiyon, Geç Tunç Çağı’na tarihlenen 59 altın, gümüş, demir ve kehribar parçadan oluşuyordu. Aynı operasyonda müzede bulunan Meryem ve Çocuk’a ait üç taç da çalındı. İlk bulgular, soygunun koordineli ve profesyonel biçimde planlandığına işaret ediyordu.

Museo Arqueológico de Villena, MAVI

Kraliçe Nazlı’nın 673 elmaslı kolyesi

Aynı gün Viyana’da gerçekleşen bir başka soygun ise hikâyesiyle listenin en çarpıcı olaylarından biri oldu.

İki kişi, MAK – Museum of Applied Arts’a ziyaretçi olarak bilet alıp girdi. Sergi salonundaki vitrini çekiçle kırarak Mısır Kraliçesi Nazlı’ya ait 673 elmaslı, yaklaşık 200 karatlık platin kolyeyi alıp kaçtılar. Soygun müzenin açık olduğu saatlerde ve ziyaretçilerin bulunduğu sırada gerçekleşti.

1939 tarihli kolyenin geçmişi de en az soygun kadar dikkat çekici. Kraliçe Nazlı mücevheri, kızı Prenses Fevziye’nin İran Veliaht Prensi Muhammed Rıza Pehlevi ile 1939’daki düğününde takmıştı. Eser 2015 yılında Sotheby’s New York’ta 4,3 milyon dolara satılmıştı.

Fotoğraf: Stéphane de Sakutin/AFP/Getty

Son halka: Renoir’ın kendi evinden Renoir çalmak

8 Eylül 2026’da yaşanan son olay ise sanat dünyasını yeniden Fransa’ya çevirdi. İki hırsız sabaha karşı Cagnes-sur-Mer’deki Musée Renoir’ın bahçe çitini keserek içeri girdi. Burası sıradan bir müze değil; Pierre-Auguste Renoir’ın hayatının son yıllarını geçirdiği eski evi.

Hırsızlar üç dakikadan kısa sürede dört Renoir tablosunu aldı: Portrait de Madame Stephen Pichon, La Jeune Femme au puits, Coco lisant ve Portrait de Madame Colonna Romano. Alarmın devreye girmesinin ardından polis yaklaşık beş dakika içinde olay yerine ulaştı. Kaçış sırasında iki tablo bahçede bırakıldı.

Ancak Madame Colonna Romano ve Young Woman at the Well (La Jeune Femme au puits) hırsızların elinde kaldı ve 12 Eylül itibarıyla henüz bulunamadı. Dört eserin toplam değeri yaklaşık 9 milyon euro olarak tahmin ediliyor.

‘Coco Reading’ Pierre-Auguste Renoir, Musée Renoir

Müzeler neden yeni hedef haline geliyor?

Bu olayları yalnızca birbirinden bağımsız sansasyonel soygunlar olarak okumak giderek zorlaşıyor. Europol’e göre Avrupa’daki sanat hırsızlıklarında daha saldırgan yöntemlerin kullanıldığı yeni bir dönem görülüyor. Özellikle altın ve değerli taşlardan yapılmış kültür varlıkları suçlular açısından cazip; çünkü tanınmış bir tabloyu açık piyasada satmak son derece güçken, değerli malzemeler parçalanabiliyor veya eritilebiliyor.

Son bir yıldaki tablo da bunu gösteriyor: Louvre’un elmaslarından Vix’in 2.500 yıllık altınına, Villena’nın Tunç Çağı hazinesinden Renoir’ın tuvallerine kadar birbirinden tamamen farklı eserler aynı listenin parçası haline geldi.

Ve belki de asıl soru artık hangi eserin çalındığı değil; yüzyıllardır korunan kültürel mirasın birkaç dakika içinde ortadan kaybolmasını engellemek için müzelerin ne kadar hazırlıklı olduğu.