23 ülkeden 218 sanatçıyı bir araya getiren Edirne Bienali, “Köprüler” temasıyla başladı; kentteki tarihî mekânlar çağdaş sanatın farklı disiplinlerine ev sahipliği yapıyor.
Türkiye’nin sınır kenti kimliğiyle yüzyıllardır kültürler arasında bir geçiş noktası olan Edirne, bu yıl ilk kez düzenlenen Edirne Bienali ile uluslararası çağdaş sanat sahnesine güçlü bir giriş yaptı. “Köprüler” temasıyla gerçekleştirilen bienal, 23 ülkeden 218 sanatçıyı Edirne’nin tarihî ve kamusal mekânlarında bir araya getirirken; kent, yaklaşık bir ay boyunca sergilerden performanslara, dijital sanattan tekstil sanatına kadar uzanan çok katmanlı bir kültür rotasına dönüşüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve Trakya Üniversitesi’nin destekleriyle; Resim Heykel Müzeleri Derneği ile Yaratıcı Çocuklar Derneği öncülüğünde hayata geçirilen bienal, 28 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.
Bienalin açılış programı, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılışa Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sanatçılar ve çok sayıda davetli katıldı.
“Edirne bir anıt şehir”
Açılışta konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, bienalin yalnızca bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda Edirne’nin tarihsel ve kültürel kimliğini uluslararası ölçekte görünür kılacak önemli bir adım olduğunu vurguladı. Sezer konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Balkanlar, köprüler diyarı. Nehirlerin olduğu yerlerde köprüler de var. Ama köprüler fiziki olarak insanları buluşturduğu gibi gönülleri, kültürleri de aslında birleştiriyor. Balkanlar çok kozmopolit, birçok milletin yaşadığı bir yerdir. Köprülerle burada güzel bir birliktelik oluşmuş. Bunu da yansıtma imkânı bulacağız.”
“Sanat için doğal bir sahne”
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan konuşmasında, Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin şekillendirdiği kadim kent Edirne’nin farklı hafızaları, kültürleri ve hikâyeleri bir arada taşıdığına dikkat çekti. Bienalin “Köprüler” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu söyleyen Gencan, Edirne’nin tarihî sokakları ve mimari dokusuyla sanat için doğal bir sahne sunduğunu ifade etti.
“Gönüller arasında görünmez köprüler”
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise bienalin yalnızca fiziksel değil, kültürel ve düşünsel köprüler de kuracağını belirterek, “Köprüler temasıyla bu yıl ilk kez düzenlenen bienalin gönüller arasında görünmez köprüler kuracağına inanıyorum.” dedi.
“Hepimizin Bienali”
Bienalin genel koordinatörü Didem Çapa ise etkinliğin temelinde çoğulculuk, ortak üretim ve kültürel karşılaşma fikrinin bulunduğunu vurguladı. Açılış tarihinin özellikle Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’ne denk getirilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çapa, bienalin yaklaşık üç yıllık yoğun bir hazırlık sürecinin sonucu olduğunu söyledi.
“Yerel yönetimin iş birliği ve değerli katkılarıyla gerçekleşen bu bienali; kültür, sanat ve eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, küratörler, sanatçılar ve gönüllülerin ortak ürünüdür. Önerilerimizi sunduk, hep birlikte düşündük ve geliştirdik. Edirne Bienali bu nedenle hepimizin bienalidir.” diyen Çapa, gelecek bienal için şimdiden çalışmaların başlatılacağını da belirtti.
Bienalin temasına ilişkin değerlendirmede bulunan Çapa, Edirne’nin çok köprülü bir şehir olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Köprüler yalnızca iki noktayı birbirine bağlayan fiziksel yapılar değil; aynı zamanda karşılaşma ve buluşma noktalarıdır. Biz de köprülerden yola çıkarak yepyeni başlangıçlara, yeni karşılaşmalara olanak sağlamak istedik. Dünden bugüne, geçmişten geleceğe, yerelden evrensele..”
Çoklu Küratöryel Yapı
Tek bir küratöryel bakış yerine çoğulcu bir yapı benimseyen bienalin küratör kadrosunda Atilla Güllü, Coşar Kulaksız, Fırat Arapoğlu, Görkem Kızılkayak, Gu Zhenqing, İsmail Erim Gülaçtı, Ozan Bilgiseren, Yasemin Bay ve Songül Güneş Gültekin yer alıyor.
Bienal kapsamında Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı, Devecihan, Eski Elektrik Fabrikası, Eski Vali Konağı, İkinci Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, Karaağaç Gar Binası Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Meriç Köprübası İstasyon Binası, Tarihi Gümrük Karakolu, Peykler Medresesi ile Meriç ve Tunca üzerindeki tarihî köprüler çağdaş sanatın sergileme alanlarına dönüştürüldü.
Fotoğraf, heykel, yeni medya, performans, yapay zekâ, dijital sanat ve tekstil gibi farklı disiplinlerin yer aldığı bienalde hafıza, göç, sınır, ekoloji, teknoloji ve toplumsal dönüşüm gibi güncel meseleler ele alınıyor.
Bienalin dikkat çeken duraklarından biri olan Karaağaç Gar Binası’ndaki eski lokomotif ise özel bir sergi alanına dönüştürüldü. Viyana’dan gelen 20 sanatçının katılımıyla gerçekleştirilen projede “hasret”, “yolculuk”, “sevgi” ve “hüzün” kavramları farklı sanat pratikleriyle yorumlandı. Kimi sanatçı valizler üzerinden göç fikrini işlerken, kimi insan figürleriyle yolculuğun psikolojik katmanlarına odaklandı.
20’yi aşkın farklı mekâna yayılan Edirne Bienali; konserler, dans performansları, açık hava projeleri, çocuk etkinlikleri, söyleşiler ve atölyelerle birlikte 28 Haziran’a kadar ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek. Bienal, bayram sonrası pazartesi hariç diğer günler 10:00 -17:00 arası açık olacak.

