Londra’da British Film Institute ve National Portrait Gallery iş birliğiyle düzenlenen program, Marilyn Monroe’nun filmografisini ve kamusal imajını bir araya getirerek sanatçıyı yalnızca bir ikon olarak değil, yaratıcı bir figür olarak yeniden ele alıyor.

Marilyn Monroe’nun doğumunun 100. yılı, Birleşik Krallık’ta düzenlenen iki kapsamlı sergiyle kutlanıyor. British Film Institute (BFI) ve National Portrait Gallery iş birliğiyle hazırlanan program, Monroe’yu yalnızca bir ikon olarak değil, yaratıcı bir figür olarak yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor.

BFI’da iki ay boyunca sürecek özel gösterim programı, Monroe’nun filmografisini kapsamlı biçimde ele alırken; National Portrait Gallery’deki sergi, sanatçının kamusal imajının nasıl şekillendiğine odaklanıyor. Programın küratörü Kimberley Sheehan, Monroe’yu “sinema tarihinin gördüğü en büyük yıldızlardan biri” olarak tanımlayarak, onun kendi yıldızlığını kurma sürecindeki rolüne dikkat çekiyor.

“Marilyn Monroe: Self Made Star” başlıklı seçki, 1 Haziran’da başlayarak temmuz sonuna kadar devam edecek. Program, sanatçının kariyerini üç başlık altında inceliyor: müzikal ve komedileri kapsayan “Star Attractions”, dramatik rollerine odaklanan “Dramatic Turns” ve kısa ama etkili performanslarını içeren “Scene Stealers”.

Seçkide, Gentlemen Prefer Blondes ve How to Marry a Millionaire gibi filmlerdeki enerjik performanslarının yanı sıra, The Misfits’teki dramatik derinliği de öne çıkarılıyor. Ayrıca Clash by Night ve All About Eve gibi yapımlardaki kısa rollerinin bile Monroe’nun oyunculuk çeşitliliğini ortaya koyduğu belirtiliyor.

1948 tarihli Ladies of the Chorus ile başlayan kariyerinden, tamamlanamayan son projesi Something’s Got To Give’e (1962) kadar Monroe, Hollywood’un önde gelen yönetmen ve oyuncularıyla çalışarak komediden drama uzanan geniş bir üretim alanı kurdu.

Program kapsamında ayrıca Monroe’nun tamamlanmış son filmi The Misfits (1961) yeniden gösterime giriyor. John Huston yönetmenliğinde çekilen ve Arthur Miller tarafından yazılan film, Nevada çölünde geçen hikâyesiyle kırılgan ilişkileri ve yalnızlığı konu alıyor. Monroe filmde, hayal kırıklıkları yaşayan bir kovboya âşık olan yeni boşanmış bir kadını canlandırıyor.

Küratör Sheehan ise Monroe’nun popüler kültürdeki güçlü imajının, oyunculuğunun önüne geçtiğini belirterek, sanatçının filmlerinin yeniden keşfedilmesi gerektiğini vurguluyor.