Frida Kahlo ve Diego Rivera’nın eserlerini içeren Gelman Koleksiyonu’nun İspanya’ya gönderilmesi planı, Meksika’da kültürel mirasın korunmasına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Meksika’da sanat dünyası, Frida Kahlo ve Diego Rivera başta olmak üzere 20. yüzyıl sanatının en önemli örneklerini içeren bir koleksiyonun İspanya’ya gönderilmesi planına tepki gösterdi. Yaklaşık 400 isim, Meksika hükümetine hitaben yayımladıkları açık mektupta, Banco Santander ile yapılan anlaşmanın kapsamına ve eserlerin geleceğine ilişkin belirsizliklerin giderilmesini talep etti.

Özellikle Kahlo’nun eserlerinin “sanatsal anıt” statüsünde olması, tartışmayı daha da hassas bir noktaya taşıyor. Tartışmanın odağında, Gelman Koleksiyonu’na ait 160 eser bulunuyor. Jacques ve Natasha Gelman tarafından oluşturulan koleksiyon, 2023 yılında Meksikalı Zambrano ailesi tarafından satın alındı ve “Gelman Santander Koleksiyonu” adıyla yeniden yapılandırıldı. Koleksiyonda Kahlo ve Rivera’nın yanı sıra Rufino Tamayo, José Clemente Orozco, María Izquierdo ve David Alfaro Siqueiros gibi önemli sanatçıların eserleri ile Meksika fotoğrafından örnekler yer alıyor.

Yaklaşık 20 yıl aradan sonra ilk kez Meksika’da kamuya açık şekilde sergilenen koleksiyonun, yaz aylarında İspanya’ya gönderilmesi planlanıyor. Eserlerin, Santander’in yeni kültür merkezi Faro Santander’in ana koleksiyonlarından biri olması öngörülüyor.

Banka, ocak ayında yaptığı açıklamada koleksiyonun korunması, araştırılması ve sergilenmesinden sorumlu olacağını duyurdu. Ancak eserlerin İspanya’da ne kadar süre kalacağına dair net bir takvim paylaşılmaması, sanat çevrelerinde ciddi soru işaretlerine yol açtı. Bu belirsizlik, Faro Santander Direktörü Daniel Vega Pérez de Arlucea’nın koleksiyonun merkezde “kalıcı bir varlık göstereceğini” ifade etmesiyle daha da büyüdü.

Sanat tarihçisi Francisco Berzunza, Kahlo’nun Meksika sanat tarihindeki belirleyici konumuna dikkat çekerek, eserlerine ülke dışında erişmenin Meksika’dan daha kolay hale gelmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Küratör Gabriela Mosqueda ise yürürlükteki mevzuatın, özellikle “ulusal sanatsal anıt” statüsündeki eserler için son derece koruyucu hükümler içerdiğini vurgulayarak, bu eserlerin Meksika’nın kültürel kimliği ve sanat tarihi açısından taşıdığı kritik öneme işaret etti.

1984 tarihli kararnameyle Kahlo’nun eserleri “sanatsal anıt” ilan edilmişti. Bu statü, eserlerin yalnızca geçici sürelerle yurt dışına çıkarılmasına izin verirken, yurtdışındaki eserlerin ülkeye geri kazandırılması sorumluluğunu Meksika Ulusal Güzel Sanatlar ve Edebiyat Enstitüsü’ne veriyor.

Ancak sanat çevrelerine göre söz konusu anlaşma, bu yasal çerçevenin ruhuna aykırı bir durum yaratıyor. Uzmanlar, düzenlemenin özel koleksiyonların ülke dışına çıkarılmasını engellemek amacıyla getirildiğini hatırlatarak, eserlerin kalıcı olarak yurtdışında tutulma ihtimaline karşı güçlü bir itiraz dile getiriyor.