Rusya’nın uluslararası kültürel ilişkilerden sorumlu temsilcisi ve eski kültür bakanı Mikhail Shvydkoy, “Rusya hiçbir zaman Venedik Bienali’nden ayrılmadı” dedi.
Rusya, Ukrayna’yla savaşın başlamasının ardından son iki edisyonda kapalı tuttuğu Venedik Bienali’ndeki ulusal pavyonunu bu yıl yeniden açacağını duyurdu. Organizatörler, gelişmeyi doğruladı.

Şubat 2022’de Rus sanatçılar Kirill Savchenkov ve Alexandra Sukhareva ile Litvanyalı küratör Raimundas Malašauskas, Moskova’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle o yılki Venedik Bienali’ndeki Rusya Pavyonu’ndan çekildiklerini açıklamıştı. Savaşı “politik ve duygusal olarak katlanılamaz” olarak nitelendiren ekip, bu koşullarda “sanata yer olmadığını” belirterek projeden ayrılmıştı. Bu kararın ardından pavyonun organizatörleri Instagram üzerinden yaptıkları açıklamada, Rusya Pavyonu’nun kapalı kalacağını duyurmuştu.
2024 Venedik Bienali’nde ise Rusya, Giardini’de bulunan pavyonunun anahtarlarını etkinliğin 60. edisyonu için Bolivya’ya devretmişti. Rusya bu kararla ilgili kamuoyuna resmi bir açıklama yapmazken, pavyon organizatörlerine ve kültür bakanlığına yapılan yorum taleplerine de yanıt verilmemişti.
Salı günü yapılan yeni açıklamada ise Rusya’nın uluslararası kültürel ilişkilerden sorumlu temsilcisi ve eski kültür bakanı Mikhail Shvydkoy, Rusya pavyonunun Mayıs ayında başlayacak 2026 Venedik Bienali ile birlikte yeniden açılacağını doğruladı.
Shvydkoy, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Rusya hiçbir zaman Venedik Bienali’nden ayrılmadı. Pavyonumuzun varlığı—orada Latin Amerikalı dostlarımızın sergiler açması ya da Bienal için bir eğitim merkezine ev sahipliği yapması fark etmeksizin-ülkemizin Venedik’in kültürel alanındaki varlığını sürdürdüğü anlamına geliyor. Bu nedenle ‘geri dönmüyoruz’; mevcut koşullarda yaratıcı faaliyetler için yeni biçimler arıyoruz.”
Yeni pavyon projesinin Rusya ve farklı ülkelerden 50’den fazla genç müzisyen, şair ve filozofu bir araya getireceği açıklandı. Shvydkoy, proje hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni projemizde geçici kaygılar yerine sonsuzluk, siyaset yerine kültür ön planda olacak. Ne yazık ki herkes bunu anlayabilecek durumda değil.”