Cumartesi, Eylül 26

Nail Keçili:”Elinde Silah Oldu mu?”

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Bana iblisler takımının ahlaksızlık yaptığı, iftiralar attığı ve hapishaneye kadar soktuğu günleri neticesinde tahliye olduğum gün ilk yaptığım iş ne kadar ruhsatlı silahım varsa veya büyüklerden kalma hatıra silahlar varsa hepsini topladım gittim emniyet müdürlüğüne bütün silahlarımı teslim ettim. Hepsini teslim ettim. Şöyle bir sebeple teslim ettim. Silah taşıyorsanız ve herhangi bir konuda kendinizi tutamaz, sinirli bir adamsanız. Silahı çektiğiniz an mutlaka karşınızdakine ateş etmeniz gerekmektedir. Aksi halde belki onun da silahı vardır, o çekip ateş ederse siz saçma sapan bir silah yüzünden ölüp gidersiniz veya onu öldürüp senelerce içeride sürünürsünüz. Dolayısıyla bu anlayışım haksız yere hapishanede bulunmanın getirdiği psikolojik rezillikle silahlarımı götürdüm devlete hediye ettim. Ve bugün bu konuda ne kadar doğru yaptığımı görüyorum. Büyüklerimiz çok büyüklerimiz yani bize örnek olması gereken insanların, elinde kocaman silahlarla fotoğraf çektirip, dua etmelerini ne kadar hazmedeceğimizi ya da ne kadar anlayışla karşılayacağımızı tartışmak dahi istemiyorum. İnsanların içi bu konuda son derece rahatsız ama dışa vurmuyorlar. Çünkü artık öyle bir dönem yaşanmakta ki KOR KU YO RUZ. Çok acı dimi çok acı yaa.. Ne yapalım ki böyle bir dönemi bizim jenerasyon ölmeden evvel yaşıyoruz. 

60 senesindeki darbeyi hatırlıyorum, eylül fırtınası ve gayrimüslimlere saldırı dönemini gayet iyi hatırlıyorum, 12 Eylül darbeyi hatırlıyorum, Kıbrıs Savaşı’nı hatırlıyorum, ülkenin ekonomik krizlere girdiği dönemleri hatırlıyorum, hatırlıyorum da hatırlıyorum… En sonunda da 15 Temmuz darbe gayretinin fosladığı geceyi de gayet iyi hatırlıyorum. Marmaris’teydim. Bir arkadaşımla evimde çay içerken birden bire bu haberleri aldık. Tepemizden helikopterler uçmaya başladı. Korkunç bir ambiyans içerisinde atladık gittik hadisenin cereyan ettiği yere. Polis, asker hepsi karışmış birbirlerine ateş ediyorlardır. İnanılır gibi değil inanılır gibi değil… O kadar ilginç bir manzaraya şahit olduk ki polis elindeki sadece tabancalarla çünkü başka kuvvetli silahları yoktu hepsi zamanında alınıp doğuya gönderilmişti. Ellerindeki tabancalarla helikoptere ateş ediyorlar, o kadar sık ateş ettiler ki inanılır gibi değil helikopter düşme hamlesi yaparak aşağıya doğru uçarak bizim ‘’gitti gitti gitti’’ diye bağırmamıza sebebiyet teşkil ederken son dakika bir hava cereyanı sebebiyle kafayı yukarı kaldırdı ve alçak uçuşla nereye gitti bilmiyorum, terk etti orayı, kaçtı ve içindeki asileri orada bırakarak kaçtı. Ondan sonra o asiler günler sonra lağım çukurlarında gerçek komando, gerçek polis, gerçek askerler tarafından yakalanarak gerekli yerlere gönderildiler. Biz de onları basından takip ettik. 

Bu polislerin operasyonu sırasında 2 can verdik. Bir Marmaris Emniyet kuvvetlerinden kardeşimizi bir de zannederim Cumhurbaşkanının koruma ordusundan arkadaşlarımızı şehit ettik. Ne yazık ki, üzüldük, gazilerimiz oldu. Bu operasyonu yürüten çok başarılı eskiden de o tarihte Marmaris Emniyet Müdürü olan daha sonra Bodrum Emniyet Müdürlüğü yapmış daha evvel de Fethiye’de Emniyet Amirliği yapmış arkadaşımız birinci derecede emniyet müdürlüğüne hak kazandı. Dedik ki herhalde arkadaşımız bu kadar başarı gösterdiğine göre Muğla’ya Emniyet Müdürü olur. Beklerken Muğla’ya doğudan bir beyefendi teşrif etti. Bizim arkadaşta güvendiğimiz, saydığımız, sevdiğimiz arkadaşımız müfettiş olarak aşağı göreve çekildi. Anlaşılır gibi değil anti parantez söylemeden geçemeyeceğim. 

Neticede ifade etmek istediğim bu acı ve tatsız hadiselerin en büyük unsuru ve onların doğuşunda insanların hedeflerindeki yeri gasp etmekte, ele geçirmekte kullanılan silahlar öyle bir hal aldı ki bizim maalesef muhteşem anıtımızın camiye çevrilmesi sırasında da din büyüğümüzün elinde kılıcıyla fotoğraf çektirmesi o derece rahatsız edici ve üzücü bir hadise olarak benimle birlikte mezara girip inşallah tüm toplumca unutulacaktır.

Bayramı da geri de bırakmışken aklımızda kalan bacağından bir greyder vince asılmış tepinmekte olan sığır. Onu gördüğünüz an ne kadar bu işlere aklınız takılıyor ve üzülüyorsanız, o sığırı o şekilde kesmeye götüren zata da aynı üzüntü ve düşüncelerle seyrettiğimizi belirtmek istiyorum. Bu olayın sosyal medyada yayınlandığını görmek içimizi kıvırta kıvırta acımasına sebep oldu. Bunun için de gereğinin yapılacağını ümit ediyorum.

Allah’ım bu memlekete ve bu millete sabır isyan eyle. Ve aydınlığa ve çağdaş bir geleceği bu ülke için nasip eyle. Geri gitmeyelim ileri gidelim.

İyi haftalar

M.Nail KEÇİLİ

 

Paylaş