Çağdaş sanatın dikkat çeken isimlerinden Ardan Özmenoğlu, Art+Style Q&A’da sanat ve stil arasındaki kişisel bağını anlattı. Kusama’dan McQueen’e, 1960’ların özgür ruhundan Modigliani’ye uzanan ilham dünyasında sanat, yalnızca üretim alanı değil aynı zamanda günlük hayatın doğal bir parçası olarak öne çıkıyor.
Art+Style serimizin bu haftaki konuğu sanatçı Ardan Özmenoğlu oldu. Post-it notlar, neon, cam ve özgün baskı tekniklerini bir araya getirdiği çok katmanlı işleriyle tanınan Özmenoğlu, gündelik hayatın imgelerini çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlayan üretimleriyle dikkat çekiyor. Sanat ve stil arasındaki ilişkiyi özgürlük, renk ve kişisel ifade üzerinden ele alan sanatçı; ilham kaynaklarından zamansız parçalara, hayalindeki sanat eserlerinden moda dünyasıyla kurduğu bağa kadar uzanan sorularımızı yanıtladı.

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
Yayoi Kusama ve Louis Vuitton iş birliği. Kusama’nın sonsuzluk hissi taşıyan dünyasının, Louis Vuitton’un ikonik diliyle birleşmesi bana her zaman çok güçlü gelmiştir.

Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?
Çok kez oldu. Özellikle renklerin ve katmanların güçlü kullanıldığı sergilerden çıktıktan sonra, o enerjiyi üzerimde taşımak istediğimi hissediyorum.
Stilinizde en çok hangi dönem etkili?
1960’lar. Özgürlük hissi, cesur renkler ve deneysel yaklaşımı bana çok yakın geliyor.
Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?
Zuhair Murad’ın siyah haute couture elbisesi. Gerçekten zamansız ve her baktığımda aynı etkiyi yaratıyor.
Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu
Vivienne Westwood ve Alexander McQueen. İkisinin de asi ruhu, teatral yaklaşımı ve modayı bir sanat formuna dönüştürme biçimi bana her zaman çok ilham veriyor.
Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?
Hayır. Ben herkesin istediğini giyebileceğine inanıyorum. Moda biraz da özgür hissetmekle ilgili.
Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz?
Oğuz Atay. Zihninin içinde dolaşmak bile başlı başına bir deneyim olurdu diye düşünüyorum.
Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?
Prince. Sahne enerjisi, tavrı ve stiliyle unutulmaz bir eşlikçi olurdu.
Stil ikonunuz kim ve neden?
Stil ikonlarını tek bir kişi üzerinden düşünmüyorum. Daha çok farklı dönemlerden, sanatçılardan ve sokak kültüründen besleniyorum.
Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?
Yaratıcı, sürprizli, özgür.
Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?
Modigliani’nin tüm resimleri. O melankolik zarafet ve figürlerindeki şiirsellik beni her zaman çok etkiliyor.

Stiliniz bir şehir olsa hangi şehir olurdu?
New York ve Venedik arasında gidip gelen bir şehir olurdu. Bir yanı hızlı, enerjik ve kaotik; diğer yanı romantik, zamansız ve sinematik.
Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?
Kendi eserlerimi giyilebilir hâle getirmeyi çok isterdim. Sanatın günlük hayatın içine karışması fikri beni heyecanlandırıyor.


