Aslı Şen, sanatın stil üzerindeki etkisini, ilham aldığı isimleri ve zamansız bulduğu parçaları Artkolik için anlattı.
En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
Louis Vuitton x Yayoi Kusama iş birliği beni çok etkilemişti. Kusama’nın obsesif noktalarıyla Louis Vuitton’un aristokrat dili bir araya gelince ortaya hem çocuksu hem güçlü bir dünya çıktı. Sanatın lüksü yumuşatmasını seviyorum. Moda tek başına güçlüdür ama sanat dokunduğunda derinleşir.
Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?
Frida Kahlo’nun otoportrelerine her baktığımda “Bu kadın kendini saklamıyor” diyorum. Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğim anlar oldu; özellikle ekspresyonist tabloların cesur renklerini gördüğümde. Belki de o yüzden stil benim için süs değil, bir duruş. Hayat beni yumuşatmadı, derinleştirdi. Giydiklerim de bunu anlatıyor.
Stilinizde en çok hangi dönem etkili?
60’ların netliği ve 80’lerin gücü. 60’ların minimal ama karakterli çizgileri, 80’lerin omuzlu, iddialı, “buradayım” diyen tavrı… Ben biraz disiplinli, biraz meydan okuyan bir karışımım.
Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?
İyi kesim bir siyah blazer, beyaz gömlek, kaliteli bir trençkot, ince topuklu nude ayakkabı ve maskülen bir saat. Trendler değişir ama iyi kesim değişmez.
Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?
Tom Ford. Çünkü feminenliği zayıf göstermeden güçlü gösterebilen nadir tasarımcılardan. Seksi ama ucuz değil. Net ama bağırmıyor. Feminenlik benim için bir tavır değil, doğal bir akış. Bağırmadan var olabilmek… asıl güç orada.
Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?
Aşırı yırtık, bilinçsiz “dağınık” moda akımı. Dağınıklık stil değildir. Rahat olmak başka, özensiz olmak başka. Asla geri dönmemesi gereken trend: kimliksiz kopya moda.
Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz? (Ressam, yazar, moda evi tasarımcısı v.b.)
Pablo Picasso. Üretim hızını ve zihinsel cesaretini merak ediyorum. Bir sanatçının zihni nasıl çalışır? Kaosla nasıl barışır? Bunu görmek isterdim.
Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?
Salvador Dalí. Çünkü sıkıcı olmayacağı garanti. Zekâ ve biraz delilik karışımı beni her zaman çeker.
Stil ikonunuz kim?
Monica Bellucci. Yaş aldıkça daha güçlü ve daha feminen olabilmenin mümkün olduğunu gösterdi. Abartmadan etkileyici. Kadınlığın yaşı olmadığını, sadece tavrı olduğunu gösteren kadınları seviyorum.
Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?
Disiplinli, feminen, net. Ve her yaşta kendine sadık.
Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?
Michelangelo’nun Sistine Şapeli Tavanı. İnsanın yaratılışına dair o ihtişamı her gün görmek isterdim. Bir de bir Banksy duvarı… Sisteme karşı duran zekâyı seviyorum.
Stiliniz bir şehir olsa?
Paris. Net, rafine, gösterişsiz ama etkileyici. Sessiz bir güç.
Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?
Jean-Michel Basquiat. Ham enerjisi ve kontrolsüz gibi görünen ama aslında çok bilinçli dili beni etkiliyor. Kaos, doğru ellerde zarifleşebilir.



