Sanat ile stil arasındaki bağı kişisel hafıza, zamansız parçalar ve ilham veren sanat eserleri üzerinden birlikte düşündüğümüz Art+Style Q&A serisi, Nazlı Keçili ile başlıyor.
Art+Style Q&A söyleşi serisiyle, sanat ve stilin kesiştiği alana bu kez daha neşeli ve kişisel bir yerden bakıyoruz. Serinin ilk konuğu olan Artkolik Sanat ve Eğitim Platformu’nun kurucusu Nazlı Keçili ile, sanat-moda iş birliklerinden stil hafızamızda iz bırakan dönemlere, gardıroplarımızdaki zamansız parçalardan ilham aldığımız sanat eserlerine uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
Dior Moda Evi’nin sanatçılarla olan iş birliklerine hep hayran oluyorum. Gerek defilelerinde gerek çanta tasarımlarında çok kıymetli sanatçılarla çalışıyorlar. Bunlardan en beğendiklerimden biri de Eva Jospin.
Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?
2022’de Fondation Louis Vuitton’da Claude Monet ve Joan Mitchell eserlerinin birlikte sergilendiği Monet-Mitchell isimli bir sergi olmuştu. Aralarında hemen hemen 100 yıl olan ve hiç tanışmadan, farklı dönemlerin çok önemli iki sanatçısının aynı bölgede yaşayıp aynı manzaraya bakarak yaptıkları tablolar… O ağaçlar, çiçekler, nilüferler, irisler… Görsel olarak öylesine güzel renklerin, çiçeklerin, doğanın sergilendiği bir sergiydi ki… Direkt bir tabloyu alıp şifona çevirip giyebilirsin. Bu sergiyi Alexander McQueen, Christian Dior veya John Galliano görmeliydi. Onların bu sergiye özel hazırladığı bir tasarımı giymek istedim.
Stilinizde en çok hangi dönem etkili?
Sanırım 70’ler kıyafet olarak. Ama takı, aksesuar, çanta olarak kışın 1920’ler, yazın 1950’ler sanki… Hep kullanmasam da çok beğendiğim dönemler.
Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?
Max Mara paltolarım, uzun hırkalarım, bol paça jean’lerim, anneannem ve babaannemden kalma krokodil ve piton çantalarım, üniversite yıllarımdan kalma Fendi bagetlerim, annemin Paco Rabanne çantası ve kolyesi, Dolce & Gabbana leopar astarlı ceket ve paltolarım, annemin klasik Dolce elbiseleri… Şu an bendeler ama yakındır, kızlarıma geçmek üzereler 🙂
Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?
Tasarımcı Stella McCartney. Gündüzden geceye, abiyeden spora, ağırlıklı olarak her tasarımını beğendiğim bir tasarımcı. Sanırım onun her şeyi olabilir.
Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?
Füzo ve kısa paça pantolonlar, dantel çorap, vatkalı kazaklar derdim ama onlar bile eskisi gibi batmıyor bana… Sanırım yaş ilerledikçe “never say never” söylemini benimsemeye başladım. Gerçekten de eskiden asla karpuz kol giymem ya da yüksek bel jean giymem derken, her şeye gözümüz alışır hatta vücudumuz da sever oldu…
Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz? (Ressam, yazar, moda evi tasarımcısı v.b.)
Anselm Kiefer… Hep çok beğendiğim bir sanatçıydı ama dört sene önceki Venedik Bienali esnasında Palazzo Ducale duvarlarına yaptığı eserlerden sonra sanırım en beğendiğim ve hayran olduğum yaşayan sanatçı diyebilirim.
Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?
Hayal bu ya, sanırım Picasso’yu çok isterdim. İnanılmaz renkli, bilgili, cesaretli ve farkındalığı yüksek bir sanatçı. Çok enteresan olurdu onunla sohbet etmek.
Stil ikonunuz kim ve neden?
Çok açık söyleyeyim, körü körüne her şeyiyle çok beğendiğim bir stil ikonum yok. Tilda Swinton çok tarz bir kadın, sürüden ayrı, hep çok hoş… Cate Blanchett’i hem oyunculuk hem tarz olarak çok beğeniyorum. Ama Lauren Hutton sanırım sporda da abiyede de hep çok şık ve tarz.

Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?
Eklektik, rahat ve yerine göre.
Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?
Ooo, çok var. Ama ilk olarak herhalde Auguste Rodin’in The Kiss’i ve Van Gogh’un Iris’lerini salonumda görmek isterdim. Duvar söküp alacaksak, Palace of Venaria’daki muhteşem koridoru direkt alırdım.
Stiliniz bir şehir olsa hangi şehir olurdu?
Yazın Capri, kışın Londra.
Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?
Tarihten Gustav Klimt, bugünden Do Ho Suh.




