Elif Dürüst, sanat ve moda arasındaki ilişkiye dair sorularımızı yanıtladı.

Artkolik’in Art&Style serisinin bu haftaki konuğu Elif Dürüst. Sanat ve moda arasındaki ilişkiye odaklanan bu kısa söyleşide Dürüst; ilham aldığı sanatçılardan stilini etkileyen dönemlere, gardırobundaki zamansız parçalardan hayal ettiği sanat eserlerine kadar farklı başlıklarda soruları yanıtlıyor…

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?

Sanat ile modanın en güçlü buluşmalarından biri bana göre Yayoi Kusama ile Louis Vuitton iş birliği. Kusama’nın obsesif noktaları ve sonsuzluk fikri, Louis Vuitton’un klasik moda diliyle birleşince ortaya sadece bir koleksiyon değil, giyilebilir bir sanat deneyimi çıktı. Sanırım bu iş birliğini bu kadar sevmemin bir nedeni de tekrarlayan desenlerin yarattığı hipnotik etkiye her zaman çok yakın hissetmem olabilir.

Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?

Salvador Dalí’nin The Persistence of Memory eserine baktığımda hep aynı şeyi düşünürüm: Keşke o akışkan, eriyen saatlerin olduğu sürreal dünya bir kıyafetin üzerine çizilmiş gibi üzerimde olabilse. Dalí’nin gerçekliği bükme biçimi bana hep giyilebilir bir hayal gibi geliyor.

Bir de Ali Elmacı üzerime çiçeklerini çizsin çok isterim 🙂

Stilinizde en çok hangi dönem etkili?

Sanırım en çok 90’ların minimal, cool ve seksi estetiğine yakınım. O dönemin sade ama özgüvenli, biraz da zahmetsiz görünen stilini çok seviyorum. Aynı zamanda 70’lerin özgür ruhu ve bohem dokunuşları da gardırobumda her zaman kendine yer buluyor.

Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?

Gardırobumda yıllardır sakladığım Dolce & Gabbana straplez elbiseler ve Gucci ile Balmain deri pantolonlarım hâlâ gardırobumda.

Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?

Sanırım Yves Saint Laurent olurdu. Tasarımlarındaki seksi ve güçlü duruşu çok seviyorum. Bütçem yetseydi sanırım gardırobumu tamamen YSL ile doldururdum.

Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?

Aşırı logolu dönemlerin modada biraz yorucu olduğunu düşünüyorum.

Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz? (Ressam, yazar, moda evi tasarımcısı vb.)

Sanırım Louise Bourgeois’nin atölyesine girmek isterdim. Onun işleri bilinçdışı, travma ve hafıza üzerine çok güçlü. Hem işlerini görmek hem de sanat ve psikoloji üzerine sohbet etmek çok ilginç olurdu.

Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?

Sanırım Oscar Wilde’ı seçerdim. Zekâsı, espri anlayışı ve stil duygusuyla böyle bir davette sohbeti çok ilginç kılardı 🙂

Stil ikonunuz kim?

Stil ikonlarım arasında Kate Moss her zaman özel bir yerde. Onun zahmetsiz görünen, dağınık duran cool ve seksi stilini çok beğeniyorum. Ayrıca Sienna Miller’ın özgür ve doğal stilini de çok seviyorum.

Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?

Seksi, rahat, cool.

Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?

Sanırım The Scream. Çünkü insanın iç dünyasını ve varoluşsal kaygılarını çok güçlü bir şekilde yansıtan bir eser. Aynı zamanda insana düşünmeyi ve duygular karşısında daha kontrollü ve dengeli olmayı hatırlatan bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

Stiliniz bir şehir olsa?

Sanırım Venedik. Çünkü Venedik’te gizemli, seksi ve rahat bir atmosfer var; stilimi en çok o şehir hatırlatıyor.

Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?

Salvador Dalí ve René Magritte. Sürreal dünyalarının ve güçlü imgelerinin kıyafetlerde çok özgün ve çarpıcı bir ifade yaratacağını düşünüyorum.