Sanat ve modayı özgür, oyunbaz ve kişisel bir estetikte buluşturan Melis Babadağ, Salvador Dalí ve Elsa Schiaparelli’den Pantheon’un kusursuz geometrisine uzanan ilham dünyasıyla stilini sadelik, hafiflik ve içsel bir denge üzerinden tanımlıyor…
Melis Babadağ ile gerçekleştirdiğimiz Art+Style Q&A’da sanat ile stilin kesişiminde şekillenen bu yalın ama karakterli yaklaşımı keşfediyoruz. Babadağ, Dalí ve Schiaparelli’nin sınır tanımayan iş birliğinden çocukluk hafızasında yer eden Franz Xaver Winterhalter imzalı Empress Elisabeth of Austria portresine, 90’ların rahat tavrından zamansız gardırop parçalarına uzanan geniş bir referans dünyasıyla modayı kişisel bir ifade alanı olarak ele alıyor. “Az çoktur” yaklaşımı, aile içinde dolaşan parçalar ve gündelik sadelik üzerinden kurduğu stil dili, gösterişten uzak ama güçlü bir estetik önerisi sunuyor.

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
Salvador Dali ve Elsa Schiaparelli’nin birlikteliği. Eteğine Istakoz resmi yaptığı elbisenin haricinde, ortak yaratımdan çok, Schiaparelli’nin, Dali’nin eserlerinden esinlenerek çıkardığı tasarımlardan oluşuyor. İkisinin de ciddiye almayan tavrını çok seviyorum. Özellikle ayakkabı şapkası en sevdiğim. Dali’nin eşine öylesine verdiği bir pozdan çıkması, sanatla ilişkilerinin rahatlığını gösteriyor. Bu yaklaşım bence muhteşem.

Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?
Küçükken Avusturya’da, İmparatoriçe Sisi’nin o meşhur yağlı boya eserinin olduğu bir kartpostal almıştık, elbisesini çok beğenmiştim ama asıl o gür saçlarını evren gibi kullanıp, yıldız parçalarını saçlarına serpiştirmelerine bayılmıştım. Henüz yapmadım ama bir gün bana da yapılsa çok mutlu olurum.

Stilinizde en çok hangi dönem etkili?
Ben hala 90’larda kalmış olabilirim 🙂
Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?
O kadar çok ki. Annem, ablam ve benim aramda inanılmaz bir alışveriş var. Bir çanta, bir broş, bir ceket 20 yıl sonra karşımıza çıkabiliyor. “Aaa, bu hala duruyor mu?” diyip gülüyoruz. Aramızda tam tur atmış, hala geziyor. Özellikle saklama huyum yoktur, hatta tam tersine, genelde azaltırım. “Az çoktur” sözünü her alanda çok severim.
Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?
Issey Miyake ; hem salaş hem şık. En beğendiğim tasarımcıydı, içinde saklı bir mimar olduğunu düşünüyorum. Daha uzun yaşasaydı tekstile başka yenilikler kazandıracağına emindim. Uzun yıllar parfümünü de kullanmıştım.

Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?
Kesinlikle! Dar, düşük belli kapri pantolonlar !
Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz?
O kadar çok ki. Kendisiyle de tanışma fırsatım oldu; Malik Bulut’un açık araziyle bütünleşik heykel çalışma alanını yakın zamanda ziyaret etme niyetim var. Bu deneyim çok güzel olmalı; betonun arasında çok sıkıştık çünkü.
Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?
Davetlerde geceyi dansa bağlamayı seviyorum, başka türlü tadı çıkmıyor; o yüzden Patrick Swayze diyorum 🙂
Stil ikonunuz kim ve neden?
Görselde tasarım izlerini sevmeme rağmen, kendi üstümde düz ve hatta fon denilebilecek tanımsızlıkta kıyafetleri seviyorum. İkonum diyemem ama Angelina Jolie’nin seçimlerini kendime yakın buluyorum.
Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?
Rahat, sade, güncel popülerlikten uzak.
Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?
Panteon’un kubbesi. O kadar mükemmel bir geometrisi var ki; sanki tüm dünya yamuk, sadece onun altı dengedeymiş gibi. M.S.118 yılında kimler yaptıysa, gerçekten muhteşem.
Stiliniz bir şehir olsa hangi şehir olurdu?
Helsinki olabilir. Mimaride eskiyi koruyan yanına yeniye de yer açan, özel zamanlarda renkli festivallerden geri kalmayan ama rutinde çabasız, oğlak burcu gibi soğuk, iş yoğunluklu ve sade.
Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?
Kendim olurdum. Gerçekleşmesi çok olası.
