Art+Style’ın bu haftaki konuğu Nazlı Kayran. Moda ve sanat arasındaki ilişkiyi kendi stil anlayışı üzerinden değerlendiren Kayran; ilham aldığı tasarımcılardan zamansız parçalara, Damien Hirst ve Alexander McQueen iş birliğinden Andy Warhol’a uzanan seçimlerini anlatıyor.

InStyle Türkiye Moda Direktörü ve stylist Nazlı Kayran, sanat ve moda arasındaki geçişleri kendi stil anlayışı üzerinden anlatıyor. Hirst ve McQueen iş birliğinden Alaïa’ya, gardırobundaki zamansız parçalardan İstanbul’da görmek istediği sanat eserlerine uzanan bu söyleşide, Kayran’ın moda ve sanata dair kişisel seçimlerine kulak veriyoruz.

En sevdiğiniz sanat–moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?

Damien Hirst ve Alexander McQueen’in 2013 yılında yaptığı iş birliğindeki ipek eşarplardan birine sahip olmak isterdim. Alexander McQueen’in ikonik kurukafa deseninin 10. Yıldönümüne yapılan 30 parçadan oluşan bu özel koleksiyon Hirst’in kendine özgü dokunuşu ile karanlık ama çok güzel parçalardan oluşuyor.  Bu koleksiyondaki parçalar artık bir sanat eseri gibi çerçevelenip asılıyor bildiğim kadarıyla.

Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?

Bir sanat eserinden çok gittiğim moda tasarımcılarının retrospektiflerinden bu hisle çıkıyorum. Azzedine Alaia’nın giymek istediğim o kadar çok parçası var ki.

Stilinizde en çok hangi dönem etkili?

1930’ların kadın modasındaki belirleyici rolünü, 1970’lerin günümüz modasındaki yansımalarını ve 90’lar ile hayatımıza giren hacimli, sportif rahat kesimli görünümleri seviyorum.

Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?

İyi kesimli blazer ceketler, paltolar, smokin takımları, bir gün lazım olursa diye vazgeçemediğim kimonolar ve her zaman farklı stylinglerle yeniden değerlendirilebilecek gece elbiseleri benim için zamansız parçalar.  Ve tabii ki küpelerimin neredeyse hepsi.

Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?

Hayatım boyunca sadece tek bir tasarımcının kıyafetlerini giymek istemezdim. Çok beğendiğim sayısız tasarımcı var ama tasarımcıların bir gelişme dönemi, sonra kendi tarzını bulup çok iyi koleksiyonlar yaptıkları dönemleri oluyor. Ama özellikle markaların kurdukları ticari baskılar ya da uzun süre aynı çatı altında çalışmaktan bir süre sonra ister istemez kendilerini tekrar etmeye başlıyorlar. Tek bir tasarımcı yerine birçok parçası keşke benim olsa dediğim birçok tasarımcı var.

Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?

Bu işte geçirdiğim uzun seneler böyle büyük laflar etmemeyi bana öğretti. Benim asla giymeyeceğim/ giyemeyeceğim parçalar yeniden trend olduğunda ben giymesem bile birçok giyenin üstünde göre göre ya gözüm alışıyor ya da beğenmeye başlıyorum. Diz boyunda bol bermudalar geri dönünce giyen herkesle dalga geçtim, ama doğru bir syling ile onlara bile tahammül edebilir hale geldim. Bir tek herhalde çocukluk travması 80’lerde triko füzo taytlar ve üzerlerine de uzun trikolar çok modaydı, annemin de vardı öyle takımlardan. Permalı saç ve incecik örgü saç bandı gözümün önündeki looklardan biridir. Bence artık sadece bir kostümlü partide giyilebilir bir look.

Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz?

Chanel’in Coco Chanel’li yıllarında Rue Cambon 31’deki atölyelerde vakit geçirmek güzel olabilirdi. Paris Moda Haftalarından birinde bu dairelerden birinde bir davete katılmıştım. Oldukça etkileyici bir mekandı.

Chanel, 1959’da yeni tasarımlarından birine son dokunuşları yapıyor.
Getty Images

Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?

Andy Warhol ile takılmak bence çok hoş olurdu.

Edie Sedgwick ve Andy Warhol, 1965, New York, Fotoğraf © Steve Schapiro.

Stil ikonunuz kim ve neden?

Stilini beğendiğim çok kadın ve erkek var ama tek bir kişiye ikonum diyemem. Babaanem yaşadığı çağın çok ilerisinde bir giyim zevki olan çok özenli bir kadındı. Onun kendine özeni beni hep çok etkilemiştir.

Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?

“Less is more.”

Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?

Evimde değil ama İstanbul’da görmek istediğim iki eser olabilir. Biri 2017 Venedik Bienali’nde sergilenen Lorenzo Quinn’in Support isimli dev eller eseri. Bunu İstanbul Boğazı’nda bir yalıda görmek harika olabilirdi. Diğeri de şehre çok yakışacağını düşündüğüm Banksy’nin çiçek atan adamı.

Support, Lorenzo Quinn. Foto: Halycon Gallery

Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?

Bunu benden önce Jonathan Anderson düşündü ve yaptı bile. Monet’nin Water Lilies tablosu, sanki bu sene Dior sonbahar-kış sezonunda her biri sanat eseri gibi parçalar ve inanılmaz etkileyici aksesuarlar ile hayat bulmuş gibi.

Dior Autumn Winter 2026-2027.