Rabia Güreli, sanat ile modanın kesişiminde kurduğu zamansız ve katmanlı estetik diliyle, stilin yalnızca bir görünüm değil, güçlü bir ifade biçimi olduğunu vurguladı.
Artkolik’in Art+Style Q&A serisinin bu haftaki konuğu Rabia Güreli. Sanat ile modanın kesişiminde şekillenen estetik yaklaşımını; zamansız parçalar, güçlü duruşlar ve “giyilebilir duygu” fikri üzerinden anlatan Güreli, stilin yalnızca görünür olanla değil, düşünsel bir arka planla da kurulduğunu hatırlatıyor. Schiaparelli’den Louis Vuitton’a uzanan referansları, Rothko’nun renklerinden İstanbul’un katmanlı ruhuna kadar genişleyen ilham dünyasıyla, modayı kişisel bir ifade alanı olarak yeniden tanımlıyor.

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
Sanat ve modanın kesişiminde beni en çok etkileyen işler, gerçekten iki disiplinin de dilini dönüştürenler. Schiaparelli & Dalí hâlâ çok güçlü ama daha yakın dönemde Louis Vuitton’un sanatçılarla kurduğu diyalog, özellikle Kusama ile, bu ilişkinin ne kadar güncel ve canlı olabileceğini gösteriyor.
Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz?
Rothko’nun işleri bana her zaman “giyilebilir duygu” gibi geliyor. Renklerin o katmanlı hâli, aslında çok sofistike bir moda dili de olabilir.
Stilinizde en çok hangi dönem etkili?
Modernizmin sade gücü ile 90’ların minimalizmi arasında bir yerdeyim. Ama İstanbul gibi bir şehirde yaşayınca, her zaman katmanlı bir estetik de kaçınılmaz oluyor.
Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?
İyi bir blazer, net bir beyaz gömlek ve güçlü bir ayakkabı. Çok seyahat eden biri olarak, az ama doğru parçalar benim için çok önemli.
Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?
Vivienne Westwood. Çünkü sadece moda değil, bir duruş ve güçlü bir mesaj taşıyor.
Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?
Trendlerin kendisinden çok, herkesin aynı şeyi giydiği dönemler bana uzak geliyor. Stil benim için biraz mesafe ve kişisel alanla ilgili.
Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz?
Anish Kapoor. Özellikle mekân ve algı ile kurduğu ilişkiyi yerinde deneyimlemek isterdim.
Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?
Leonardo da Vinci. Disiplinler arası düşünmenin en güzel örneği.
Stil ikonunuz kim?
Tek bir isimden ziyade, güçlü bir duruşu olan kadınlar. Her ne kadar zahmetsiz şıklığı sevsem de, çılgın Rabia Daphne Guinness’in modayı bir ifade biçimi olarak kullanan cesur ve özgün tavrını çok ilham verici buluyorum 😊
Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?
Zamansız, farklı, karakterli.
Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? “Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı?
James Turrell’in bir ışık enstalasyonu; mekânı tamamen dönüştüren, sınırları kaldıran işler beni çok etkiliyor.
Stiliniz bir şehir olsa?
İstanbul. Katmanlı, sürprizli, keşfe açık, geçmişle bugünü aynı anda taşıyan.
Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?
Olafur Eliasson. Işık, hareket ve algıyı modaya taşımak çok ilginç olurdu.


