Jonathan Anderson, Dior için hazırladığı ilk Cruise koleksiyonunu Los Angeles’ta tanıttı. Hollywood sinemasına, Marlene Dietrich’e ve Amerikan görsel kültürüne referanslar taşıyan defile, markanın yeni yaratıcı yönünü güçlü bir şekilde ortaya koydu.
Dior, 13 Mayıs’ta Los Angeles County Museum of Art’ta (LACMA) gerçekleştirdiği Cruise 2027 defilesiyle moda dünyasının gündemine yerleşti. Markanın tüm koleksiyonlarının başına geçen ilk kreatif direktör olarak göreve başlayan Jonathan Anderson, Dior için hazırladığı ilk Cruise koleksiyonunda Hollywood’un altın çağını çağdaş bir bakışla yeniden yorumladı.

Defilenin mekânı tesadüf değildi. Dior’un sinema tarihiyle olan ilişkisine gönderme yapan Anderson, koleksiyonu Los Angeles’ın merkezinde, sanat ve sinema dünyasının kesişim noktalarından biri olan LACMA’da sundu. Vintage otomobiller, eski Hollywood’u anımsatan ışık düzenlemeleri ve sinematik atmosfer, defileyi bir moda gösterisinden çok bir film sahnesine dönüştürdü.
Koleksiyonun en dikkat çekici referanslarından biri, Alfred Hitchcock’un Stage Fright filmi için Marlene Dietrich’in giydiği Dior ceketi oldu. Anderson, bu ikonik görünümü yeniden yorumlayarak Christian Dior’un Hollywood yıldızlarıyla kurduğu tarihsel bağı günümüze taşıdı. Defile boyunca görülen sivri omuzlu silüetler, dramatik gece elbiseleri, parçalanmış Bar ceketleri ve işlemeli couture detayları, Dior arşivine çağdaş bir enerji ekledi.
Anderson aynı zamanda Amerikan sanatına da güçlü göndermelerde bulundu. Koleksiyonda, Amerikalı sanatçı Ed Ruscha ile yapılan iş birliği dikkat çekti. Bazı gömleklerde ve aksesuarlarda Ruscha’nın metin temelli görsel dili kullanılırken, şapkaların üzerinde yer alan “Star” ve “Buzz” gibi kelimeler Hollywood’un şöhret kültürünü ironik biçimde yorumladı.
Defileyi izleyenler arasında Miley Cyrus, Anya Taylor-Joy, Al Pacino ve Jisoo gibi isimler yer aldı. Özellikle Miley Cyrus’ın siyah transparan görünümü ve Anya Taylor-Joy’un yapılandırılmış Dior silüeti sosyal medyada öne çıkan görseller arasında oldu.
Bu koleksiyon aynı zamanda Dior için sembolik bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Markanın 2016–2025 yılları arasında kadın koleksiyonlarını yöneten Maria Grazia Chiuri sonrası başlayan yeni dönemde Jonathan Anderson’ın daha teatral, sanat odaklı ve sinematik bir Dior dili kurduğu yorumları yapılıyor.