Dior, Paris Moda Haftası kapsamında düzenlenen 2026 Sonbahar/Kış kadın koleksiyonu defilesini Tuileries Bahçesi’nde kurulan su zambaklarıyla çevrili bir serada gerçekleştirdi; koleksiyon Claude Monet’nin “Nilüferler” serisinden ve Paris’in promenade geleneğinden ilham aldı.
Dior, Paris Moda Haftası kapsamındaki 2026 Sonbahar/Kış kadın koleksiyonu defilesini Tuileries Bahçesi’nde kurulan su zambaklarıyla çevrili bir serada gerçekleştirdi. Kreatif direktör Jonathan Anderson’ın Dior için hazırladığı ikinci kadın koleksiyonu, doğa ve Paris’in kamusal yaşam kültüründen ilham alan bir sahne tasarımıyla sunuldu.

Defile için Jardin des Tuileries’de cam bir sera kuruldu. Yapının yanında yer alan havuz, canlı su zambaklarıyla kaplandı. Dior son yıllarda defilelerini bu bahçede düzenliyor ve Louvre ile birlikte yürütülen restorasyon çalışmalarına da destek veriyor. Ancak bu sezon Anderson, parkı yalnızca bir arka plan olarak değil, koleksiyonun doğrudan parçası olacak şekilde kullandı. Defile alanı parkın dört tarafına açık bırakıldı; böylece Tuileries’den geçen ziyaretçiler de podyumu izleyebildi.
Dior, defilenin hem ilhamını hem de mekânını Tuileries Bahçesi’nin tarihsel ve toplumsal öneminden aldığını belirtti. Paris’in merkezindeki bu park, yüzyıllardır insanların hem sosyalleştiği hem de görünür olduğu bir kamusal alan olarak biliniyor. Defile alanında kullanılan oturma düzeni ve mimari yapı da parkın simgelerinden biri olan yeşil metal sandalyelere gönderme yaptı.
Koleksiyonun iki temel referansı ise Claude Monet’nin “Nilüferler” serisi ile Fransız kültüründeki promenade geleneği, yani şık giyinip yürüyüşe çıkma alışkanlığı oldu. Bu ilhamlar koleksiyonda çiçek işlemeli elbiseler, nilüfer motifli ayakkabılar ve çiçek formunu çağrıştıran yuvarlak etek siluetleriyle karşılık buldu.
Anderson’ın ocak ayında sunduğu couture koleksiyonunda başlattığı botanik temalar da bu koleksiyonda devam etti. Daha rahat ve yürüyüşe uygun siluetlerle tasarlanan parçalar, defilenin Tuileries Bahçesi’ndeki atmosferiyle uyumlu bir bütünlük oluşturdu.
Defilenin davetiyesi de mekâna gönderme yapan bir detay içeriyordu. Konuklara, Tuileries Bahçesi’nde kullanılan ikonik yeşil sandalyelerin minyatür versiyonları gönderildi. Bu küçük sandalyeler, defilenin konseptine dair ilk ipucu olarak yorumlandı.


