Avrupa Günü etkinlikleri kapsamında Ankara’daki CerModern’de düzenlenen dijital sergi, Ecem Dilan Köse’nin “Maddeye Dönüşmek” eseri ile Bilkent Üniversitesi İz Stüdyo’nun altı işten oluşan “İz” seçkisini bir araya getiriyor. Sergi, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Atanmış Büyükelçi Aivo Orav’ın ev sahipliğinde 5 Mayıs’ta açıldı.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav’ın ev sahipliğinde, Avrupa Günü etkinlikleri kapsamında genç sanatçı Ecem Dilan Köse’nin “Maddeye Dönüşmek” adlı eseri ile Bilkent Üniversitesi İz Stüdyo’nun “İz” başlıklı çalışmasını bir araya getiren dijital sergi 5 Mayıs’ta CerModern’de açıldı.

Atanmış Büyükelçi Orav, açılış konuşmasında bu yetenekli Türk sanatçıları tanıtmaktan duydukları gururu dile getirdi. Orav, “Dijital medyayı yenilikçi bir biçimde kullanan bu sanatçılar, iklim değişikliği gibi küresel sorunlara yaratıcılık ve derinlikle yaklaşıyor.” dedi.
Doğa ile teknoloji arasındaki ilişkiye odaklanan sergi, 6–17 Mayıs tarihleri arasında CerModern – Flow Dijital Sergi Alanı’nda ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
Çok katmanlı ve sürükleyici bir deneyim sunan sergi, farklı disiplinlerden iki güçlü üretimi aynı çatı altında buluşturuyor. Sergide yer alan “Maddeye Dönüşmek” İstanbul merkezli sanatçı Ecem Dilan Köse’nin sürükleyici bir dijital yerleştirmesi olarak öne çıkıyor. Eser, Köse’nin pratiğinin temel sorularından birini ele alıyor: Ya teknoloji, doğayla kurduğumuz ilişkiyi bozan bir unsur değil, onun zaman içinde açığa çıkan bir katmanıysa? Köse, çağdaş sanatın sıklıkla geleceği bir çöküş olarak ele aldığı bir dönemde, geleceğin hâlâ yeniden kurgulanabilir olduğuna işaret ediyor.
Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü bünyesinde, Andreas Treske liderliğinde İz Stüdyo tarafından geliştirilen üretken medya işi “İz” ise serginin anlatısını tamamlayıcı bir rol üstleniyor. Çalışma, doğadan elde edilen verileri üretken görsel sanat pratiğine dönüştürüyor. “İz” serisindeki işler, Tuz Gölü’nden toplanan saha kayıtları ve tuz kristallerinin mikroskobik görüntülerinden besleniyor. TouchDesigner ile işlenen bu veriler, manzara ile soyutlama arasında yeni bir görsel dil kuruyor. Stüdyonun ismi de projenin temel sorusunu yansıtıyor: Bir anın ardından geriye ne kalır, ölçüm araçlarımız neyi görünmez kılar?
Doğa, teknoloji ve kalıcılık kavramlarını odağına alan her iki üretim de Avrupa Günü bağlamında ve Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 öncesinde güncel ve küresel bir tartışmaya katkı sunuyor.
Sanat, teknoloji ve çevre kesişiminde yeni bir perspektif sunan bu özel sergi, Ankaralı sanatseverleri keşfetmeye ve deneyimlemeye davet ediyor.