Perşembe, Eylül 29

“Bedenin Mücadele Alanındır” Agah Uğur Koleksiyonu’ndan Bir Seçki

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Agah Uğur koleksiyonu seçkisi “BEDENİN MÜCADELE ALANINDIR” sergisi Halil Altındere küratörlüğünde, Alexandre Vallaury binasında başladı.

Agah Uğur Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerin bir araya getirilmesi ile hazırlanan “Bedenin Mücadele Alanındır” başlıklı sergi, Türkiye’den ve dünyadan kırktan fazla sanatçının elliye yakın eserini içeriyor. Halil Altındere’nin 12 yıl aradan sonra küratörlüğünü üstlendiği bu sergi, Türkiye ve dünyadan sanatçıların ele aldıkları gözetleme, gösteri, direniş, göç, cinsiyet politikaları, sınır, hafıza gibi can alıcı meseleleri görünür kılmayı hedefliyor. Sergi, 31 Ekim’e kadar Tepebaşı’ndaki Alexandre Vallaury binasının 2. ve 3. katlarında izleyiciyle buluşacak.

Füsun Onur, İsimsiz (Zincirli Sandalye), Heykel, 1993.

Agah Uğur’un toplumsal ve entelektüel duyarlılıkla oluşturduğu, geleceğe, geçmişe ve bugüne ilişkin birçok farklı soruyu barındıran özel koleksiyonu, yaşadığı topluma ve zamana sırt çevirmeyen, geniş bir perspektiften bakar. Uğur Türkiye’den güncel sanatçıların farklı dönemlerine ait eserlerin yanı sıra yakın coğrafyalardan önemli sanatçıların eserlerine de yer verdiği geniş spektrumlu bir dünya kurar. Malzemeyle sınırlandırılamayan, nesnesi olmayan bir eserden, büyük bir enstalasyona, çizimden neona ya da metaverse’deki bir NFT’ye kadar çeşitlilik gösteren eserler, Altındere’nin bıçak sırtında dans etmeyi seven yaklaşımıyla yan yana geliyor.

Your Body is a Battleground / Bedenin Mücadele Alanındır

Shakespeare dünyayı insanın ömrü boyunca pek çok rol oynadığı bir sahne olarak nitelendirir. Buradan yola çıkan Halil Altındere’nin yarattığı sahne ise zamanımızın en gözden çıkarılmış kişi ve konularının tekrar tekrar gündeme geldiği bir gerçekliği görmeye zorlayan, vahşi ve yırtıcı bir sahnedir.

Avcı ile av arasında yakalanan o kısacık bakış, suçlu ile suçsuz, yaşam ile ölüm arasındaki o keskin ayrımları askıya alır. Işığın sabit olmadığı sahnede, ışığın gösterdikleri kadar göstermedikleri de mesele edilir. Bu bağlamda sergi, görmek ile hakikat arasında nasıl bir bağ kurulabileceğini sorgular. Gözün kulağa üstün geldiği bir çağda, sosyal medyanın, ekranların, kameraların gözleri ile birbirine bakan insanlık, anne karnındaki bebekten, beyin dalgalarını gören makinelere “her şeyi” görebilir ve gördüklerinin “gerçek” olduğuna inanabilir mi? Gizli olanı görmenin yasak olduğu eski günlerden bugüne, artık tam şeffaflık bir hak, hatta zorunluluk haline gelmiştir. İşte Altındere izleyiciyi, 660 metrekarelik bir sahneye, başka deyişle bir ‘mücadele alanına’ davet ediyor.

Gülsün Karamustafa, Sahne, Enstalasyon, 1998.

Tepebaşı Meşrutiyet Caddesi 99 numaralı Alexandre Vallaury binasının 2 ve 3. katlarında 31 Ekim’e kadar gezilebilecek olan sergi, Salı-Çarşamba-Perşembe-Cuma-Cumartesi 10.00-19.00, Pazar 12.00 –19.00 gün ve saatlerinde açık olacak.

Katılımcı Sanatçılar:

Adrian Melis, Ahmet Öğüt, Ali Kazma, Aslı Çavuşoğlu, Banu Cennetoğlu, Basim Magdy, Bouchra Khalili, Buğra Bilgen, Cengiz Çekil, Cevdet Erek, Claire Fontaine, Ege Berensel, Elena Kovylina, Elmas Deniz, Erdal Duman, Erinç Seymen, Extramücadele, Füsun Onur, Gözde Mimiko Türkkan, Gülsün Karamustafa, Hale Tenger, Halil Altındere, Hamra Abbas, Hasan Özgür Top, Hatice Güleryüz, Hera Büyüktaşçıyan, Hiwa K., Iman Issa, İnci Eviner, İpek Düben, Lawrance Abu Hamdan, Meriç Algün Ringborg, Mounir Fatmi, Murat Gök, Nasan Tur, Santiago Sierra, Sesil Beatris Kalaycıyan,  Vahap Avşar, Yasemin Özcan,  Zeren Göktan, Zhou Tao.

Paylaş