Perşembe, Ekim 29

“Çok Güzel” KRANK Art Gallery’de

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

KRANK Art Gallery yeni sergisinde Zafer Akşit, Kezban Arca Batıbeki, Aslı Işıksal ve Ardan Özmenoğlu’nu ağırlıyor. KRANK Art Gallery’nin ev sahipliği yaptığı karma sergi “Çok Güzel”,  19 Aralık- 20 Ocak tarihleri arasında görülebilecek.

Modernizme sanayi toplumu olarak adımını atan insanoğlu, teknolojik gelişimin hızına paralel olarak, kültürel değişime de ayak uydurmaya çalışmıştır.  Gelişme sürecinde olan  toplum, belli bazı olmazsa olmaz formları meşrulaştırmada giderek daha da yetersiz kaldığında, sanatçıların ve yazarların takipçileriyle olan iletişimlerini sağlarken, dayanması gereken kabul görmüş kavramları parçalamıştır. Bu kavramsal parçalanma; kültürel kimlikler, sanatın algısı, sanatı algılayanlar ya da üretim biçimlerinde değişimle birlikte, kaotik bir ortam yaratmıştır. Clement Greenberg, bu yaşanan değişimin kültürel bir çöküşe neden olduğunu ve bunun karşısında tepkisel olarak ortaya çıkan avangart kültürün umut vericiliğinden bahsetmiştir. Avangart kültür kendi çelişkileri içinde yol alırken bir öncü karşıt yaratır: Kitsch, Bat Avrupa ve Amerika’da toplumları şehirleştiren ve evrensel okuryazarlık anlayışını getiren endüstri devriminin sonucudur. Köy hayatından şehirleşmeye geçen bu yeni şehirli topluluk, kendi tüketim anlayışlarına uygun bir kültür sağlanması için toplum üzerinde baskı oluşturmuştur. Bu yeni piyasanın taleplerini karşılamak için yeni bir ürün tasarlanmıştır; yapay kültür yani kitsch.  Greenberg, iyi eğitimli ve yüksek kültüre ait insanlar arasında iyi sanat ve kötü sanat ayırımında az çok bir ortak anlayışın varolduğunu ifade etmiştir.

Bugün vardığımız noktada süratle birlikte gelen tüketim çağı popüler kültürün ve popüler imgenin hızlı ortaya çıkışını ve aynı hızda tüketilip yok oluşunu gözler önüne sermektedir. Kült gelenekler karşısında sanat algısı ise tüketilen popüler imgeler içinde de kendine yoğun bir rol edinmektedir. Arabesk ve popüler bir kültür sayılabilecek üretimler kasıtlı yollarla kültürel ve sanatsal açıdan, sosyolojik ve psikolojik açıdan derin bir kazıya dönüşmüştür. Kapitalizm ve değişim karşısında sanat üretimi, algı biçimleri, toplum bilinci ve sosyal kültür düzeyi, yüksek oranda süslü bir bezeme kültürüne, içi boşaltılmış! alternatif bir görsel imgeye evrilmiştir.

Clement Greenberg’ün 1939 yılında yazdığı Avangard ve Kitsch makalesinde sözünü ettiği şekilde sanat, yüksek ve alçak kültüre hitap eden bir poziyonda mı? Kültürel olarak, geleneksel olarak vaadedilen görsel sentez arabesk ve popüler bir kültür imgesine dönüşmüş olabilir mi? Günümüz toplumu sanatsal, estetik ve görsel bir çöküş içinde midir?

Tüm bu soru ve sorunların yarattığı bu sisli ortamda “Çok Güzel” sergisi tiz bir imge çığlığından, absürd bir görsel cangılından, sanatın salt estetik ve bohem kaygılarından yola çıkarak, sanatın kendi varlığını, var olan toplumsal bilinç üzerinden bir “remix” kültürüne dönüştürüyor. “Çok Güzel” deneysel bir sanat yaklaşımı, alternatif ve popüler bir kültürel kod, içi boşaltılmış, sarsıcı ve çarpıcı bir imgesel olarak karşımıza çıkıyor.

Paylaş