Hera Büyüktaşcıyan’ın Nilüfer Şaşmazer küratörlüğünde düzenlenen “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisi, sanatçının kimlik, bellek ve doğa kavramlarını merkezine alan sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor.

Hayalet Kuartet, Hera Büyüktaşcıyan’ın bu sergi bağlamında ürettiği yeni eserlerini, bir bölümü Arter Koleksiyonu’nda yer alan erken tarihli yapıtlarıyla bir araya getiriyor. Sergi, sanatçının pratiğinin belkemiğini oluşturan görünmezlik, döngüsellik, bellek, mimari, şehir ve doğa kavramlarını, Arter binasının aralarında konumlandığı iki semtte, Kurtuluş ve Tarlabaşı’nda köklenen kişisel tarihi ve kent tarihindeki kırılmalar üzerinden ele alıyor. Büyüktaşcıyan, bu kırılmaların izlerini, hafızasından süzülen fragmanlar, yankılar ve boşlukların yarattığı düşsel manzaralarla harmanlıyor. Sergi, böylelikle farklı zaman ve mekânların birbirlerine teyellendiği yeni anlatılar sunuyor.

Kaybın ardından süren varlık hissini tanımlayan ve aslen tıp alanında kullanılan ‘hayalet uzuv’ terimine gönderme yapan Hayalet Kuartet, dış mekânı galeri içine taşıyan Nekropol, Avlu, Cadde ve Bakış adlı dört bölümden oluşuyor. Bu dörtlü yapı, eserlere farklı biçimlerde sızan ateş, hava, su ve toprak elementleri üzerinden yankılanıyor. Geçmiş, bugün, gelecek ve araf olmak üzere dört ayrı zamansallığı da birbirine dokuyan sergi, nesne, form, yüzey, ses ve renk gibi öğelerin içlerinde saklı hayaletlerin belirdiği bir duyumsama alanı yaratıyor.

Kullandığı malzemeler ve yapıbozumcu form diliyle bir tür yüzey gerilimine işaret eden Büyüktaşcıyan, zamanın dönüştürdüğü farklı unsurların çarpışmalarını ve bir aradalıklarını inceliyor. Sanatçının dokular, sesler ve kent peyzajlarında bireysel ve toplumsal hafızanın izini süren yapıtları, varlık ve yokluk, yaşam ve ölüm, beden ve ruh, silinme ve yeniden inşa gibi ikiliklerle örülü bir dünyanın tanıklığını üstleniyor. Hâkim anlatılara ve görme biçimlerine meydan okuyan bu yaklaşım, tersten perspektif yoluyla yalnızca tarihsel belleği değil, insan-dışı olanı ve algılanan dünyanın ötesini de farklı boyutlarıyla düşünmeye olanak tanıyor.