Pazartesi, Eylül 21

Kanat Akar’ın İkinci Kişisel Sergisi “Tanıdık Mesafe” 20 Nisan’a Kadar Pg Basement’ta.

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

İmajların üretimi ile politik öznellik arasındaki anlatısal ilişkiyi video ve fotoğraf mecralarında araştıran genç multimedya sanatçısı Kanat Akar’ın “Tanıdık Mesafe” başlıklı ikinci kişisel sergisi 20 Nisan’a kadar Pg Basement’ta.

Sanatçı, bu serginin de odağında yer alan, yakın tarihte ürettiği ürettiği iki kanallı video enstalasyonu “Komşu”da  (2018, 17’), hikâye anlatıcılığının hiyerarşisinde yazarın, konunun ve imajın konumlarını sorunsallaştırıyor. “Komşu”nun ilk başta gerçek mi kurgu mu olduğu anlaşılmayan olay örgüsünde sanatçı, memleketi Ankara’da, Halep’teki travmatik yıkımdan kaçıp 2015’te Türkiye’ye göç eden Arif adında genç bir Suriyeli çocukla karşılaşıyor.

Akar, ailesine destek olmak için Ankara’daki bir mahallenin sokaklarında her gün dolaşıp karton ve kâğıt toplayan Arif’e bir fotoğraf makinesi verir ve ondan bizzat tanık olduğu şeyleri kendi gözünden fotoğraflamasını ister. Arif sadece otuz dakika süren bu fotoğraf macerasında, çocukluk yaşantısının sıradanlığını gözler önüne seren otuz altı fotoğraf karesi çeker. Oysa bu fotoğrafları daima göçün ve felaketin bir belgesi olarak yorumlayan izleyici açısından, bu kareler sadece melankoliyle değil, aynı zamanda anlam karmaşası ve kaymalarıyla yüklüdür. Serginin izleyiciyi her yandan kuşatan tasarımında, sanatçının videografisine bu fotoğraflar eşlik ediyor.

Diğer ailelerle yaşadıkları bir anlaşmazlıktan sonra, Arif’in ailesi 2018 yılının kışında taşınmaya karar verir. Akar “Komşu”da, Arif’in fotoğraflarının görsel izleğini takip ederken, şimdiki an, tarih, imajlar ile kesintiye uğrayan hafıza arasındaki hemen fark edilmeyen bir karşılaşmaya işaret eder: “Yolculuk etmenin en basit biçimi olan yürümekle bir bağlantı kurulur.” Akar, adeta gizli veya tesadüfî bir yazar rolüne bürünerek, sıradan bir gündelik alanı, boşluk ve mesafe bakımından son derece zengin, tekinsiz bir mekâna dönüştürür. Ne var ki, bu fazlasıyla bildik boş mekânları fotoğraflarla gezinmek, başkalarının gözünde artık ikili bir edim haline gelmiştir: hem özlem çekmek hem de yeniden inşayı olanaklı hale getirmek.

Paylaş