Pazartesi, Eylül 28

Pazar Gününü Sanat Dolu Geçirmek İsteyenler İçin Kaçırılmaması Gereken Sergiler

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Pazar gününü sanatla içiçe değerlendirmek isteyenler için kaçırmamanız gereken sergileri derledik.

MERVE ÜNSAL – DUBLE / Kıraathane İstanbul (Tek Gün)

Simbart beşinci projesine bugün, Merve Ünsal’ın mekana özgü ‘Duble’ isimli Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde gerçekleşecek sergisiyle başlıyor. Fotoğraf alanında eğitimi/çalışmaları yoğunlaşan sanatçı, fotoğrafta sıklıkla tartışma konusu edinilen “teklik/tek bakış ve hakikatin ikili doğası”olgusuna dair bilgi sahibi. “Duble”de de, “mekan’a dair”bir yoldan hareketle ve mekan’a ustaca ve mesafeli bir dokunuşla, mütevazı bir biçimde gözleyen-gözlenen ilişkisini masaya yatırıyor. Bu mesafe, mekan’ı ötekileştirmeden, mekanla bir olma ve o’nu iyileştirmeye çalışma stratejisine dayanıyor.

Merve Ünsal

ARDAN ÖZMENOĞLU – BU İŞİN SONU YOK / Anna Laudel Galeri

Kullandığı farklı malzemeler ve tekniklerle oluşturduğu kendine has sanat stiliyle tanınan Ardan Özmenoğlu’nun “Bu İşin Sonu Yok” başlıklı kişisel sergisini ziyaret etmek için bugün son gün. Anna Laudel Galerinin 3 katında yer alan sergide, Özmenoğlu’nun mekanın sunduğu mimari özellikleri ve binanın tarihi dokusunu dikkate alarak ürettiği, imzası haline gelen yeni post-it çalışmalarının yanı sıra cam heykelleri ve neon işleri de yer alıyor.

Ardan Özmenoğlu

KANAT AKAR – TANIDIK MESAFE / Pg Basement

İmajların üretimi ile politik öznellik arasındaki anlatısal ilişkiyi video ve fotoğraf mecralarında araştıran genç multimedya sanatçısı Kanat Akar’ın “Tanıdık Mesafe” başlıklı ikinci kişisel sergisi 20 Nisan’a kadar Pg Basement’ta. Sanatçı, bu serginin de odağında yer alan, yakın tarihte ürettiği ürettiği iki kanallı video enstalasyonu “Komşu”da  (2018, 17’), hikâye anlatıcılığının hiyerarşisinde yazarın, konunun ve imajın konumlarını sorunsallaştırıyor.

Kanat Akar

SAYAT UŞAKLIGİL – MUTLU KALABALIKLAR / Galeri 77

Sayat Uşaklıgil’in “Mutlu Kalabalıklar (Merry Crowds)” isimli beşinci kişisel sergisi 20 Nisan’a kadar Galeri 77’de. Sanatçının eğlenceli ve mutlu döngüleri betimlediği yapıtları klasik bir pentür etkisinden ziyade alternatif ve minimal bir plastik dilin kodlarını içeriyor. Uşaklıgil, kişisel ilgi alanı ve beslendiği konuların bazılarından, nostaljide kalan sinema afişlerinden, geçmiş zamana ait kitap kapakları imajlarından ve illüstrasyonlardan esinlenerek yapıtlarında bunları görünür hale getiriyor. Minimal ve illüstratif bir üslup ile ele aldığı pentürlerinde sanatçı, akrilik gibi hızlı kuruyan ve biçim vermenin çok da kolay olmadığı bir malzemeyi ustaca kullanarak kompozisyonlarına etkileyici bir görsellik kazandırıyor.

Sayat Uşaklıgil

BRUNO BARBEY – MY MOROCCO / Leica Galeri İstanbul

1964 yılından bu yana yarım asrı aşkın bir süredir Magnum Fotoğraf Ajansı’na üye olan, 1992-1995 yılları arasında ise ajansın başkanlığını yürüten Fotoğrafçı Bruno Barbey’in “My Morocco” başlıklı sergisi, Fotografevi işbirliğiyle 14 Mart – 25 Mayıs 2019 tarihleri arasında Leica Galeri İstanbul’da. Sergide, sanatçının hayatının ilk 12 yılını geçirdiği Fas’la ilgili hazırladığı dört kitabından biri olan “My Morocco”dan bir seçki sunuluyor. Ziyaretçiler, Barbey’in doğum yeri de olan Fas’a 1970 ile 2000 yılları arasında gerçekleştirdiği ziyaretler sırasında kadrajına yansıyan fotoğraflarla zaman yolculuğuna çıkacak.

Bruno Barbey

ALİ ELMACI – KAN GÖRÜNCE RÜYA BOZULUR / Art On İstanbul

Ali Elmacı’nın beşinci kişisel sergisi “Kan Görünce Rüya Bozulur” 20 Nisan’a kadar Art On İstanbul’da. Sergi, galerinin 3 katlı sergileme alanını tek mekâna dönüştüren büyük bir yerleştirme olarak sunuluyor. Sergi, ismini halk arasında yaygın bir biçimde kullanılan “kan görünce rüya bozulur” deyişinden alıyor. “Rabbim Beni Baştan Yarat”, “Yaralarımla Yaşıyorum” ve sergiye adını veren “Kan Görünce Rüya Bozulur” isimli üç ayrı seriden işlerin yer alacağı sergide, sanatçı, daha önceki serilerinden farklı olarak figürlerini hareket halinde ve daha dinamik pozlarda sunuyor. “Rabbim Beni Baştan Yarat” serisi, yaşanan ve yansıtılan hayatlar arasındaki tezatı, idol olarak yüceltilen Lady Gaga, Rihanna, Freddie Mercury gibi ünlüler üzerinden anlatıyor.

Ali Elmacı

Paylaş