Cumartesi, Eylül 26

Pablo Picasso’nun Mavi Dönemi

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

1881 – 1973 yılları arasında yaşayan Pablo Picasso, İspanya doğumlu bir sanatçıdır. Resim, heykel, baskı, seramik, sahne tasarımı, şiir ve oyun yazarlığı gibi sanatın farklı disiplinlerinde çalışmalar yapan Picasso, sanat hayatı boyunca çeşitli sanat akımlarını da takip etmiştir. Kübist akımın yaratıcılarından biri olan Picasso, en ünlü eserlerini de bu dönemde vermiştir. Kendisinden önce gelen ve kendi dönemindeki sanatçılardan çokça ilham almış olan Pablo Picasso, dönemine ve kendinden sonra gelenlere de fazlasıyla ilham vermiştir.

Picasso’nun Mavi Dönemi, 1900 – 1904 yıllarında aslen resmettiği mavi ve mavimsi-yeşil tonlarıyla ve nadiren de olsa sıcak renklerle yarattığı tek renk tabloları kapsar. Sanatçının bu kasvetli eserleri, İspanya’dan ilham alınarak, Paris’te yaratılmıştır. O dönemde bunları satmakta oldukça zorlanmasına rağmen, bugün Mavi Dönemi eserleri Picasso’nun en popüler çalışmaları arasında yer almaktadır. Paris’e ilk yerleştiği dönemlerde yerleşik bir stüdyosu yoktu, sanatçı olarak tanınırlığı da günümüzdeki gibi değildi, bu nedenle maddi kısıntı içerisindeydi. Bu dönemde ürettiği Mavi Dönem eserlerinde de, yaşadığı göreceli fakirlikten ve değişkenlikten ilham alarak, dilencileri, sokak çocuklarını, yaşlılığı, çelimsizliği ve engelliği yansıtmıştır.

Mavi Dönemi’nin başlangıcı kesinlik göstermemekle birlikte; 1901 baharında İspanya’da veya aynı yılın ikinci yarısında Paris’te başlanmış olabileceği düşünülmekte. Ağırbaşlı renk seçimleri ve kederli konuları işleyen Picasso, bu dönemdeki tablolarında hayat kadınlarını, dilencileri ve sarhoşları sık sık resmetmiştir. Sanatçı, İspanya boyunca gerçekleştirdiği yolculuktan ve arkadaşı Carlos Casagemas’ın Şubat 1901’deki intiharından esinlenmiştir. Bunu, “Mavi renk ile resim yapmaya, Casagemas’ın ölümünü öğrendikten sonra başladım.” diye açıklamıştır.

Pablo Picasso, çevresindeki sanatsal ilhama oldukça açıktı ve bu dönemde fovist sergiler, özellikle de Henri Matisse büyük bir etki yaratmaktaydı. Picasso, Paris’teki fovist ressamların bu yeni avangard gelişmelerini takip etti, araştırmaları onu yeni yollara itti ve çığır açan stilini yaratmasıyla sonuçlandı.

Pablo-Picasso – The Guitarist (1903)

Picasso’nun depresyonu, Mavi Dönemi’nin başarıyla sonuçlanmasının ardından gelen, eserlerinde pembe tonlarının dominant olduğu Pembe Dönem (1904-1906) ile de sona ermedi. Bu süreç ancak, Pembe Dönemi’ni takip eden Kübist Dönemi’nin (1909-1912) bitimiyle sonlandı. “Pembe Dönem”in ardından gelen Neo-Klasik Dönem ile Picasso’nun eserlerinde, sanat hayatının sonuna dek devam edecek, bir eğlence ve oyun hissi belirdi.

Çağdaşları mavi ve pembe arasında bir dönem farkı göz etmemiş, hatta ikisini tek bir dönem olarak yaşamış olmasına karşın; Picasso için bu iki dönem, net bir şekilde ayrılmıştır. 1901 yılının ikinci yarısında, Casagemas’ın ölümünün ardından yaptığı tablo serisi, “La Vie” (1903) isimli kasvetli alegorik resim ile zirveye ulaşmıştır. Aynı ruh hali, ikisi de bir deri bir kemik, boş bir masada yan yana oturmuş kör bir adam ile görebilen bir kadını resmettiği ünlü “The Frugal Repast” (1904) ile devam etmiştir. Körlük, Picasso’nun Mavi Dönemi’nde kendini tekrarlayan bir temadır. Bu konu, “The Blindman’s Meal” (1903) ve “Celestina” (1903) eserlerinde de işlenmiştir. Sık sık işlenen diğer konular arasında, kadın çıplaklığı ve çocuklu anneler yer almaktadır. Rahibelerin muhafız olarak görev yaptığı, Paris’teki St. Lazare kadın hapishanesine gerçekleştirdiği ziyaret, Picasso’nun Mavi Dönemi’nde gözle görülür bir etki yaratmıştır. “The Two Sisters” (1902) tablosu, Picasso’nun günlük hayattan gerçeklikler ile Hristiyan ikonografiyi bir araya getirdiği eserlerine örnektir. Mahkumlar, dilenciler, sirk insanları, fakirler ve genel anlamda yardıma muhtaç kişiler gibi sosyal olarak dışlanmış bireylerin yalnızlığı, Picasso’nun hem mavi hem de pembe dönemlerindeki eserlerinde yinelenen bir tema olmuştur. Bu konu yalnızca, sanatçının ruh halini yansıtmamış, aynı zamanda da dönemin sanatsal ruhunun ve 20. yüzyılın entelektüel avangardının başlangıcını da oluşturmuştur.

Yazar: Aslı DANEEL

Paylaş