Sanat ve moda arasındaki yaratıcı geçişler, kişisel stilin de en güçlü ilham kaynaklarından biri. Beymen Müşteri İlişkileri ve Özel Projeler Direktörü Ayten Aslan Danışman ile Yves Saint Laurent ve Lalanne’dan Klimt’e, Haluk Akakçe’den Etel Adnan’a uzanan sanat ve moda dünyasını; zamansız parçaları, stil ikonlarını ve kişisel ilhamlarını konuştuk.

Sanatla moda arasındaki ilişki, dönemler ve disiplinler değişse de yaratıcılığın ortak dili üzerinden varlığını sürdürüyor. Ayten Aslan Danışman için de stil, belirli kurallara bağlı kalmaktan çok sanat, renk, desen ve kişisel deneyimlerle şekillenen özgür bir ifade alanı. Yves Saint Laurent’in Le Smoking koleksiyonundan Klimt’in altın tonlarına, Haluk Akakçe’nin dünyasından Etel Adnan’ın renklerine uzanan ilhamlarını dinlerken, sanatın gardıroba ve modanın kişisel ifadeye nasıl dönüştüğünü konuşuyoruz.

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?

Geçmişe baktığımızda ilk aklıma gelen Yves Saint Laurent ve Lalanne işbirliği tabii ki. Günümüzde gerçekleşen sanatçı işbirlikleri denilince ilk olarak aklıma Loewe geliyor. Jonathan Anderson’ın Loewe döneminin en rafine işlerinden biri olan Josef Albers ve Anni Albers işbirliği hala beni en çok heyecanlandıran projelerden biri. Puzzle Bag ve Flamenco Bag adeta taşınabilir sanat eserlerine dönüşmüştü.

Claude Lalanne & Yves Saint Laurent

Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz

Desen kullanımına çok düşkün biriyim. Maskülen detayları, desenlerin coşkusu ve feminen dokunuşuyla hafifletmek beni eğlendiriyor. Klimt’in altın fırça darbeleri brokar ceketlerle gardırobuma konuk olsa hiç hayır demezdim.

Gustav Klimt, Adele Bloch-Bauer’in Portresi

Stilinizde en çok hangi dönem etkili?

Stilimi tek bir dönemle tanımlamayı çok doğru bulmamakla birlikte Yves Saint Laurent’in 1966 yılında sunduğu Le Smoking koleksiyonunun kalbimde yeri bir başka. Bu koleksiyonla Yves Saint Laurent erkek gece giyiminin kodlarını kadın bedenine uyarlıyordu. Erkek smokininin gücünü aldı ve kadın siluetine göre yeniden şekillendirdi. Böylece seksi olmanın tek yolunun dekolte olmadığını gösterdi.

Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?

Brunello Cuccinelli kaşmirlerim, Beymen özel dikim beyaz gömleklerim ( çok çok tavsiye ), Valentino desenli pantolonlarım, Dries Van Noten ceketlerim, hiç eskimeyen ve yıpranmayan The Row ve Celine loferlarım ilk aklıma gelenler.

Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?

Tek bir tasarımcıdan giyinmek stilini bir anlamda hayatla eğlenmek ve ona kafa tutmak olarak tanımlayan biri için sıkıcı ve sıradan olur.

Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?

Moda sektörünün içinde olunca insan ister istemez geriye dönüp baktığında bazı şeylere “Bunu nasıl yapmışım?” diyor elbette. Ancak kendini tanımanın en güzel yanı o zaman sana doğru gelen ancak şimdi pek çoğumuza pişmanlık gibi görünecek moda seçimleriyle de eğlenebilmek. Stil dediğiniz şey yaptığınız yanlışlarla da doğru yolunu buluyor. Panik yok !

Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz? 

Biricik herkese karşı sevgi dolu dost Haluk Akakçe’nin hem gerçek hem hayal atölyesi .
Forever Haluk 🤍

Haluk Akakçe

Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?

Her zaman Studio54 NY dönemine ışınlanmayı çok arzu ederdim , eminim Andy Warhol ile çok eğlenir, bol bol gecenin dedikodusunu yapardık.

Andy Warhol ve Steve Rubell, 1984 yılında Studio 54’te. Fotoğraf: Patrick McMullan

Stil ikonunuz kim ve neden?

Kesinlikle Katharine Hepburn. Maskülen bir stille feminenliğinden zerre kaybetmemek herkesin harcı değil.

Alfred Eisenstaedt/The LIFE Picture Collection/Getty Images.

Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?

Eklektik, rafine ve belli bir olgunluğa gelince sadece kendi için giyinen bir stil.

Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı? 

Pauline Karpidas’ın kendisi başlı başına bir başyapıt olan Hydra’daki evinde tüm eserleriyle yaşamak isterdim.

Stiliniz bir şehir olsa hangi şehir olurdu?

Roma. Güçlü, cesur, renkli ve bir o kadar da sofistike.

Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?

Hayaller sınırsız ise Etel Adnan’ın renkleri kullanmaktaki ustalığı ile Miuccia Prada’nın zamansız dehasını birleştirelim.