Moda ve sanatın kesişim noktasında ilham veren bir sohbet… Louis Vuitton x Yayoi Kusama iş birliğinden Anselm Kiefer’e, Georgia O’Keeffe’den zamansız stile uzanan bu söyleşide Aytül Ayke Fıratoğlu, sanatın kişisel dünyasındaki izlerini ve stil anlayışını Artkolik’e anlattı.

Artkolik’in Art&Style Q&A serisinin bu haftaki konuğu Aytül Ayke Fıratoğlu. Fıratoğlu; hafızasında yer eden sanat-moda iş birliklerinden ilham aldığı sanatçılara, gardırobundaki zamansız parçalardan stilini şekillendiren şehirlere kadar pek çok soruyu samimiyetle yanıtlıyor. Louis Vuitton x Yayoi Kusama iş birliğine dair kişisel anılarından Anselm Kiefer ve Georgia O’Keeffe’ye uzanan bu söyleşi, sanat ve stil arasındaki güçlü bağı farklı bir perspektiften ele alıyor.

En sevdiğiniz sanat-moda iş birliği hangisi? Bir sanatçının bir moda eviyle yaptığı çalışmadan sizi en çok etkileyen hangisi oldu?

Çok uzun yıllardır dünyada moda ve sanat iş birliklerinin öncüsü olan Louis Vuitton ile çalışıyorum. 2012 yılında Paris’te gittiğim bir toplantıda Yayoi Kusama ile yapılacak iş birliğine dair sürprizi ekibimiz bizimle paylaşmıştı. Kusama, ismini duyduğum ancak derinlemesine tanımadığım bir profildi. Birkaç ay sonra o zamanki Louis Vuitton ofisindeki masamda otururken konuyla ilgili detayları içeren mail önüme düştü. Okudukça heyecanlandım, heyecanlandıkça okudum. Ve böylece Kusama’nın hayatına, sanatına  dair ne varsa inceledim. Yayoi Kusama’ya o zaman bir röportajında bu iş birliğini neden kabul ettiği sorulduğunda Louis Vuitton’un o dönem 65 ülkede olan yüzlerce mağazası aracağılıyla sevgiyi yayma mesajını geniş kitlelerle buluşturabileceği önemli bir fırsat olduğunu söylemişti. Bu beni çok etkiledi. Markanın ilanları, vitrinleri, etkinlikleri ve ürünleri aracılığıyla gerçekten de yüzbinlerce ve belki de daha fazla insan Kusama’nın eksantrik dünyasına dahil oldu. Covid’in hafiflemesiyle sınırlar açılır açılmaz aşı olma bahanesiyle ilk gittiğim şehir New York’tu ve şehirde inanılmaz bir sakinlik, hüzün vardı. Bütün bu hüzün benim için New York Botanical Garden’da gittiğim Kusama sergisiyle bir anda dağıldı. İçimi umut ve neşe kapladı, Kusama’nın sevgi mesajı bir kez daha yerini buldu. 2022 yılında Louis Vuitton, Yayoi Kusama ile bir koleksiyon daha yapınca herhalde en mutlu olanlardan biri oldum.

Louis Vuitton x Yayoi Kusama Courtesy of Louis Vuitton

Beni çok etkileyen bir başka iş birliği de Louis Vuitton’da çalışmaya başladığım yıl 2008, SS koleksiyonu kapsamındaki Richard Prince iş birliğiydi. Sanatçının ironik şiirlerinin yansıdığı çantalar hafızamda benzersiz eserler olarak kazındı. Ayrıca koleksiyonu tanıtan defiledeki Richard Prince tablolarından adeta podyuma ışınlanmış hemşireleri de unutmak imkansız.

Louis Vuitton x Richard Prince Courtesy of Louis Vuitton

Bir sanat eserinin size ilham verdiği oldu mu? Bir sergiden çıkıp “Bunu giymek isterdim” dediğiniz bir an hatırlıyor musunuz

Pek çok kez oldu ve olmaya da şiddetle devam ediyor Paris’teki Musée des Arts Décoratifs’te, Elsa Schiaparelli’nin hayatına dair detayların ve eserlerinin yer aldığı retrospektifteki Dali’nin kocaman bir ıstakozunun yer aldığı ikonik Lobster Dress’i giyebilmeyi çok ama çok isterdim. Hatta bu elbiseyi giyip, ikisinin bir arada olduğu bir partide hep birlikte eğlenmek en fantastik hayallerden olurdu.

Schiaparelli Lobster Dress

Stilinizde en çok hangi dönem etkili?

Belli bir dönemin etkisinin olduğunu söylemek doğru olmaz. Bir moda aşığı olarak her dönemden çok sevdiğim parçalar, koleksiyonlar var.

Gardırobunuzda yıllardır sakladığınız “zamansız” parçalar hangileri?

İyi kesimli bir siyah blazer, ipek beyaz gömlek, kaliteli bir trençkot ve vintage mücevherler. Trendler değişse de bu parçalar her zaman güncel kalıyor.

Hayatınız boyunca tek bir tasarımcının parçalarını giyecek olsanız, bu kim olurdu?

Bu çok çok zor bir soru. Şu sıralar Jonathan Anderson’ın tasarladığı her şeye bayılıyorum, çiçekleriyle, detaylarıyla sanki koleksiyonlar benimle konuşuyormuş gibi geliyor Alexander McQueen dolu bir gardırobum olmasını da çok isterdim.

Jonathan Anderson

Hiç pişman olduğunuz bir moda trendi oldu mu? Modada asla geri dönmemesi gereken bir trend var mı sizce?

Vaktiyle yaptığım, özellikle de yaşımın üzerinde seçimlerden oluşan hatalar saymakla bitmez. Ama modada dönmemesi gereken bir trend şudur diyebilecek kadar katı değilim.

Bir sanatçının atölyesine girme şansınız olsa kimi seçerdiniz? 

Monsieur Dior ile tanışabilmeyi, muhteşem çiçeklerle dolu bahçesinde dolaşıp sohbet etmeyi ve kendi hazırladığı menüsünden oluşan yemekler eşliğinde keyifli bir sofrada buluşabilmeyi isterdim.

Zamansız bir davette, kavalyeniz olarak hangi sanatçıyı seçerdiniz?

Seçemedim 🙂

Stil ikonunuz kim ve neden?

Stil ikonum diyebileceğim tek bir kişi yok ancak yaşını almış İtalyan kadınların görkemli tarzlarına, renkleri, mücevherleri, yapılı saçları ne kadar doğal bir şekilde taşıyabildiklerine hayranım. Milano’dan her dönüşümde stil derslerine yenisi eklenmiş oluyor.

Stilinizi üç kelimeyle tarif eder misiniz?

Eklektik ve rafine diye tanımlayabiliriz diye ümid ediyorum.

Hayal gücünün sınırlarını kaldırırsak, gerçekte taşınması mümkün olmasa bile, evinizde görmek isteyeceğiniz sanat eseri hangisi olurdu? Keşke benim evimde olsaydı” dediğiniz bir sanat eseri var mı? 

Gözüm Sistina Şapeli’nin tavanı kadar yükseklerde değil Anselm Kiefer’ın 2022 yılında, Venedik Bienali esnasında Palazzo Ducale’de sergilediği tüm eserlere aynı atmosferde sahip olmak müthiş olabilirdi.

Anselm Kiefer 2022. Palazzo Ducale, Venedik. Fotoğraf: Andrea Avezzù Courtesy Gagosian and Fondazione Musei Civici Venezia Emulsion

Stiliniz bir şehir olsa hangi şehir olurdu?

Kesinlikle Milano, hem çok şık, hem çok sakin, hem de yerine göre çok iddalı. Ama asla hiçbir güzelliğin altı fazlasıyla çizili değil.

Bir sanatçının işlerini giyilebilir hâle getirecek olsanız bu kim olurdu?

Bir değil ama iki sanatçının eserleriyle çalışmak isterdim. Georgia O’Keeffe ve Gauguin. Her ikisinin de tablolarına bakmaya doyamıyorum, doğadan detayları müthiş bir güzellikle yansıtmaları beni her zaman çok etkiliyor.

Fotoğraf: Tony Vaccaro / Getty