Perşembe, Temmuz 18

Persona Botanica ile “Bitkilerin Büyülü Dünyasına Giriş Yaptık”

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Kendilerini bitkileri seven iki tasarımcı olarak tanımlayan Yıldız Kurt ve Ksenia Krokhaleva ile Artkolik okurları için bir araya geldik. Bitkilere ve çizime meraklı herkese kapılarını açan yeni oluşumları Persona Botanica hakkında bilgi aldığımız bu keyifli sohbette, Yıldız ve Ksenia’nın resme başlama süreçlerinden bitkilerle sanatı birleştirme yolcuklarına, Persona Botanica’nın mevcut faaliyetlerinden gelecek projelerine kadar pek çok konuyu ele aldık.

Röportaj: Gökçe Günaydın

Nasıl başladı yolculuğunuz? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Yıldız: Resim yapmaya üç yaşında başladım. Ablam okula gittiğinde onun okula götürmediği boyalarla resim yapardım. Annemin bir arkadaşı çocukluğumdan bahsederken “Ben seni hep resim yaparken hatırlıyorum.” der. İlkokul, ortaokul derken kendimi bildim bileli resim yapıyorum. Ortaokuldaki resim öğretmenimin benim hayatımda önemli bir yeri vardır. Şakir Bey bizimle çok ilgilenirdi. Ortaokul seviyesinin üstünde ciddi bir resim dersi görüyorduk. Bizi okulun bahçesine çıkarır, bitkileri model olarak çizdirirdi. Güzel sanatlar lisesine girmemi söylemişti. O dönem lise seviyesinde güzel sanatlar eğitimi çok bilinen bir şey değildi. Ailem bu duruma pek sıcak bakmadı. Lisede fen matematik sınıfındaydım. En azından çizim olan bir meslek diye düşünerek mimarlık okumak istedim. Lise son sınıftayken iç mimarlık diye bir bölüm olduğunu keşfettim. Aileme bahsettim. Yetenek sınavlarına hazırlanmak için kursa gitmeye karar vermiştim. Annem pek sıcak bakmadı. Dönemin başbakanı ekonomi mezunuydu. Annem de ekonometri okumamı istiyordu. İç mimarlığı duyunca “Üniversite okumak istemiyor musun?” diye sordu. Babam bu konuda daha vizyonerdi. İşyerine yakın atölyesi olan bir heykeltıraş arkadaşına iyi bir kurs sordu. O, bizi Nurettin Erkan’a yönlendirdi. Çok hırslı ve çalışkan bir hocaydı. Bizi çılgınca çalıştırırdı.

Peki bu noktaya gelene kadar çocukluğundan itibaren yaptığın resimler nasıl tepkiler alıyordu?

Burası çok acıklı. İlkokul öğretmenim beni “Bu resimleri sen yapmıyorsun, annene yaptırıyorsun.” diyerek ağlatırdı. Fakat ilkokul beşinci sınıftayken çok ilginç bir şey oldu. Okul müdür yardımcısı ortaokulda resim öğretmeniymiş. İlkokul hocamız da resim derslerinde dışardaki işlerini halleder bizim dersimizi de resim öğretmeni olduğu için müdür yardımcısına emanet ederdi. Resim öğretmeni olan müdür yardımcısı bendeki yeteneği görmüştü. Beni çok teşvik etmiştir. Liseyi kredim yettiği için beş dönemde bitirdim. Aynı zamanda güzel sanatlar hazırlık kursuna da başlamıştım. Okula gitmek zorunda olmadığım son dönem ise sabahtan akşama kadar resim yaparak sınava hazırlandım. Bir yıl hazırlanarak o sınava çalışmak gerçekten çok zor bir şey! Nurettin hoca benim çok büyük şansım oldu. Temmuz ayında Mimar Sinan’ın sınavına girdim. Resim bölümünü daha çok istememe rağmen aileme iç mimarlık dedim diye ilk tercihimi iç mimarlık yazdım ve kazandım. Tabii çok teknik bir bölüm. Resimden uzaklaşıyorsun ister istemez. 12 yıl boyunca çok aktif iç mimarlık yaptım. Şimdi de devam ediyorum ama eskisi kadar yoğun değil.

Tasarladığın mekanlarda da bitkiler ön planda mıydı?

O zaman ben bitki bakmıyordum. Bitkiler benim hayatıma 2014’ten sonra girdi. O zamana kadar herkes gibi evine kesme çiçek alan, bir iki bitkisi var yok biriydim.

Ksenia: Ben Rusya doğumluyum ama 2 yaşından beri Türkiye’de yaşıyorum. Sanatla iç içe büyüdüm. Babam müzisyen, annem piyano öğretmeni, dedemler tiyatrocu! Benim de küçüklüğümden beri elimde kalemler hep vardı. Boş zamanlarımda arkadaşlarımla oyun oynamak yerine resim yapmayı tercih ederdim.

Türkiye’ye yerleşme süreciniz nasıl oldu?

Babamın 1991 senesinde bir müzik grubu vardı. Babam, dönemin devlet büyüklerinden birinden davet alarak grubuyla buraya geliyor. Türkiye’yi çok beğeniyorlar. 91 yılı Sovyetler’in devrilme yılı olduğundan Rusya, siyasi olarak karışık bir durumda ve şartlar oldukça kötü. Gerek bu durumlar gerek Türkiye’nin sıcak iklimi bu kararı almalarında etkili oluyor. Babam bir yıl Antalya’da çalıştıktan sonra bizi de yanına aldı ve Taksim’e yerleştik.

Nasıl bir eğitim aldın?

Herhangi bir sanat okulunda okumadım. Sürekli bir istek vardı. Öğretmenlerim güzel sanatlar lisesine gitmemi çok istemişti. Nedense hiçbir zaman buna yanaşmadım. O zamanlar her gün resim çizmek bana cazip gelmemişti. Üniversitede İspanyol Dili Edebiyatı okudum. Bu alanla ilgili bir iş yapmadım. İspanyolca okudum ama Rusça çevirmenlik yapıyordum. Sonra bir şekilde Füzyon Cam Sanatı’nda işe girdim. Stajla başladım ve toplamda beş sene çalıştım. Her gün çizim yapmanın keyifli bir şey olduğunu orada keşfettim. Çok güzel bir dönemdi.

Bitkilerle nasıl tanıştınız? Birbirinizi nasıl buldunuz?

Yıldız: 2014 sonunda kronik gastrit oldum. Stres ve iş hayatının yoğunluğundan hasta oldum. İlaç tedavisi gördüm ama ilaçlar tam bir tedavi sağlamadı. Buna çözüm aramaya başladım. Beslenme düzenimi değiştirdim ama ucunu biraz kaçırsam tekrar başlıyordu. Eczane formunda kudret narı ile tanıştım. Bununla birlikte aromaterapi, fitoterapi ile ilgilenmeye başladım. O dönem benim hayatımın çok fazla eğitime katıldığım bir dönemiydi. Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’ni buldum. Prof. Dr. Ulvi Zeybek hocanın Aromaterapiye Giriş eğitimine katıldım. Aynı dönemde ofiste çalışma düzenini bırakma kararı alarak Moda’ya taşındım. Eğitime başladığımda bitkilerin gücünü, şifasını gördüm. Hatta o dönem eğitim sırasında bir lavantanın fotoğrafını çekerek sosyal medyada “Bitkilerin büyülü dünyasına giriş yaptım.” yazarak paylaşmışım. Bunu seneler sonra gördüğümde çok hoşuma gitmişti. Eğitimde konuyla benim kadar alakasız çok az kişi vardı ama o iki gün benim için rüya gibi geçti. Çok etkilendim. Uçucu yağlar satın alıp evde karışımlar yapmak istedim. Başlarda cesaret edemedim. Ama zamanla bitkilerle ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Araştırmalarım sonucu bilimsel bitki ressamlığı diye bir şey olduğunu gördüm. Nihan Parmaksızoğlu’nun bu alanda ders verdiğini öğrendim. Atölyesinin Moda’da olduğunu öğrenince hemen yazdım. Atölyesinde yer yoktu ama Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde bir eğitim başlayacağını söyledi. Ona yazıldım ve orada bu eğitime benden önce başlamış olan Ksenia ile tanıştım.

Ksenia sen nasıl başladın bu eğitime?

Füzyon Cam’da çalışırken bir süre sonra kapalı bir ortamda çalışmaktan sıkılmaya başladığımı farkettim. Sosyal medyada gördüğüm çiçek çizimleri, realistik bitki çizimleri çok hoşuma gidiyordu. Ağabeyimin o dönem kız arkadaşı olan eşi vasıtasıyla Nihan Parmaksızoğlu ile tanıştım. Nezahat Gökyiğit’te sekiz haftalık bir eğitim açılacağını öğrendim ve kayıt oldum. Bu sekiz haftanın sonuna doğru Yıldız katıldı aramıza.

Yıldız: Benim eğitimim dört hafta sürdü. Ksenia zaten Nihan’ın cuma grubunda eğitim almaya devam ediyordu. O atölyede yer açılınca Nihan beni o gruba aldı. Çok sabır isteyen, teknik bir eğitimdi. Hobi olarak yapılabilecek bir şey değil. Çok emek var. Saatlerini ayırman ve düzenli çalışman gerekiyor. Saatlerce çalışıp küçücük bir şey çiziyorsun. İstemek ve sevmek gerekiyor. Bilimsel bitki ressamlığı insanı sabırla terbiye eden bir alan. Bitki çizerken canlı bitkiyle çalışıldığı için zamana karşı bir yarış içinde oluyorsun. Bazı bitkiler çok çabuk soluyor, hemen eskizini alman gerekiyor. Bitki çizmeye başlayınca bitki bakmaya da başladım. İki üç tane alıyorum derken bu noktaya geldim. Bununla birlikte tekrar aromaterapi eğitimi almaya başladım. Ksenia ile Nihan’ın Moda’daki atölyesine birlikte iki seneye yakın gittik. Aynı zamanda 2018’den beri çok değerli hocamız Hülya Korkmaz’ın atölyesinde eğitimimize devam ediyoruz. Hülya hoca Türkiye’de bilimsel bitki ressamlığına ilk başlayan hocalardan biri ve biz de şu an onun özel atölyesindeyiz.

Instagram maceran da bu dönemde mi başladı?

O dönem sosyal medyada Kanada, İsveç, Norveç gibi ülkelerden evini botanik bahçeye çeviren insanların hesaplarını keşfetmiştim. Türkiye’de böyle hesaplar bulamamıştım. Şu an var ama ilk paylaşan sanırım benim. 2018 ilkbaharda evimden kareler çekip paylaşmaya başladım. Resim atölyesi yapmak ve sevdiğim işten kazanç elde etmek istiyordum. Bunu duyurabileceğim bir platformum olmalı diye düşünerek bu hesabı başlattım. Aromaterapi eğitimimde öğrendiğim karışımların tariflerini de veriyordum. Böylece hesabım bir iş modeline dönüşmeye başladı. Bir bulaşık makinesi deterjanı tarifi paylaşmıştım. Çok takipçili bir blogger arkadaşımın onu paylaşmasıyla bir anda birkaç bin takipçi gelmeye başladı. Takipçi sayım arttıkça bitkilerle ilgili sorular da almaya başladım.

Persona Botanica’yı kurma kararını nasıl aldınız?

Yıldız: Geçen yıl Balıkesir Çiftçi eğitim Merkezi’nde Tarladan Hasada Aromaterapi Festivali yapıldı. Ben Homemade Aromaterapi’de uzun dönem birlikte aromaterapi eğitimi aldığım sınıf arkadaşlarım ile birlikte katıldım. Ksenia da bitki çizmek için festivale katıldı. Baçem’in müdürü Nazım Tanrıkulu’dan daha önce ders almıştım zaten. Bize çok yardımcı oldu. Nazım hocanın bahçeden temin ettiği bitkilerle bir hafta kadar orada bitki çizdik. Benim kişisel olarak daha fazla zevk aldığım alan tıbbi bitki çizimi. Aromaterapide kullandığım bitkileri çizmek bana büyük keyif veriyor. Balıkesir’de otel odasında sohbet ederken atölye kurma kararı aldık. Ben zaten böyle bir şey yapmak istiyordum ama Ksenia ile birlikte yapmak benim için çok iyi oldu. Ortak olmak, birbirine güç vermek her zaman tercih ettiğim bir şey. Ben daha önce birkaç arkadaşım için evimi atölye olarak açmıştım. Bundan yola çıkarak evimi atölye olarak kullanmaya karar verdim. Sosyal medyadan gören insanlar da zaten burayı çok sevdiği için burada bir şeyler yapma talebi geliyordu. Ben bu evi biraz da homeoffice olarak tasarlamıştım. Benim için zor olmadı bu kararı almak.

Persona Botanica bünyesinde yaptığınız çalışmalar neler?

Marker kalemlerle bitki illüstrasyon atölyeleri yapıyoruz. Bilimsel bitki resmi bir workshop süresince bitirilebilecek bir eğitim değil. Ama bitki çizimini daha geniş kitlelere ulaştırma isteğimiz, gelen taleplerle birleşince, kendi çok sevdiğimiz bir şeyi başka insanlarla paylaşma fikri bizi mutlu ediyor. Bu amaçla bitki çizim atölyelerimizi başlattık. İlk olarak monstera çizimi ile başladık. Daha sonra lavanta çizdik. Monstera, günebakan ve mimoza ile devam ediyoruz. Hafta içi düzenlediğimiz atölyelerin yanı sıra kendi ürettiğimiz bilimsel bitki çizimlerinin illüstrasyon satışlarını Persona Botanica bünyesinde gerçekleştiriyoruz.

Persona Botanica’nın yeni projeleri var mı?

Evet var! Şehir dışından bize ulaşmak isteyen çok fazla insan var. Atölyeye gelemeyip resim yapmak isteyen insanlar için bir proje geliştirme aşamasındayız. Göndereceğimiz bir eğitim kitini online bir eğitimle birleştirerek Türkiye’de bu işi yapmak isteyen herkese ulaşmak istiyoruz. Youtube kanalı açma düşüncemiz de var. Orada verilebilecek tarzda bilgileri elimizden geldiğince paylaşmak istiyoruz. Bunun için bir zaman veremiyoruz çünkü bunun profesyonel bir ekiple ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun dışında yeni bir atölye açma projemiz de var. Hem eğitimlerin devam edeceği hem de illüstrasyonları insanların görerek satın alabileceği bir platform düşünüyoruz.

Paylaş