Çarşamba, Ekim 23

Kitsch Sanat Üzerine

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Modernizm, 19.yy’ın ikinci yarısından itibaren başlayarak sanat dünyasına yeni bir bakış açısı getiren bir dizi akım ile başlar. Avrupa kültüründen ve geleneksel sanat anlayışından kopuş olarak değerlendirilen “kübizm, sürrealizm, konstüktivizm” gibi çeşitli sanat akımları ile sanat eserlerinde yeni bir anlayış hakimdir artık… Aslında bu süreç, dünyadaki büyük değişimler ile paralellik gösterir.

Fransız Devrimi’yle birlikte dünyayı ele geçiren özgürlük ilkesi, sanat dünyasında da kendini gösterir. Sanatın katılık içerisindeki kurallar dünyası, modern sanat anlayışında daha esnek ve özgün bir hal alır.Modern sanat, başka bir deyişle popüler kültüre hitap eden toplumlar arası sınıf ayrımlarını ortadan kaldırarak, herkese ulaşabilen bir anlayış getirmiştir sanat dünyasına. Bunun sonucunda “kitsch” sanat anlayışı ortaya çıkar.

Nedir Kitsch? 1860-1870 yılları arasında, Almanya Münih’te, sanat dünyasında, gösterişli, zevkten yoksun, kolayca pazarlanan sanat eserlerini tanımlamak üzere ortaya çıkmış bir kavramdır. Estetik değer endişesi taşımayan, sanat değeri olmayan, taklit ve bayağı olan sözde sanat eseri olarak tanımlanır. Kitsch olan eserler, kişiler üzerinde yoğun duygular uyandırdığı için kitlelerce kabul edilir ve kısa sürede benimsenir. Bu eserlerin çoğu geçmişte var olan ve kabul gören başyapıtların tekrarı olduğu için izleyicisi üzerinde fazla sorgulanmadan, düşündürmeden kabul görmesini olanak sağlamaktadır. Kitleler tarafından çok çabuk benimsenen bu kitsch eserlere en güzel örnek ünlü İtalyan sanatçı Marco Sodano tarafından gerçekleştirilmiştir. Lego düzleminde oluşturduğu Leonardo Da Vinci’nin “Mona Lisa” veya Joannes Vermeer’in “İnci Küpeli Kız” portreleri sanat dünyasına yeni bir bakış açısı getirmiştir.

20.yy’ın en önemli sanat eleştirmeni, Amerikalı Clement Greenberg’in, “Avangard ve Kitsch” adlı ünlü makalesi, adeta bir manifesto gibi bütün dünyaya kitsch kavramını getirir. Kitsch sanattan intikamını alan bir virüs gibi yayılır ve kitlelerce benimsenir. İşte tam bu dönemde Pop Art’ın kralı Andy Warhol o ünlü sözünü söyler..”Bir gün herkes onbeş dakikalığına ünlü olacaktır” Andy Warhol ve çağdaşları “Kitsch” sanata adeta kucak açar.

Tüketim toplumuna yaptığı göndermeler ile başladığı, konuları Campbell çorba kutuları veya tanınmış kişilerin portrelerinden oluşan eserleri ile bizi kitsch nesneler dünyasının kaplarını açar. Özünde orjinallik barındıran bu işler günümüzde yapılan kitsch ürünlerden çok daha özgün çok daha marjinaldir aslında. Günümüzün kitsch plastik ve heykel çağdaş sanatçılarından Jeff Koons, yapıtları ile bütün dünyada adından söz ettirir. Modern sanatta yeni bir devrin öncüsü sayılan sanatçının basit malzemelerden ürettiği dev boyutlardaki havada asılı dev balon köpekleri, çiçekleri son derece ilgi çekici ve keyifli yapıtlar olarak sanat dünyasına girmiş ve kabul görmüştür.

Genellikle olumsuz anlamlar ile tanımlanan Kitsch, aslında yaşam alanımızda çevremizde ve kültürümüzde yer almaktadır. Ünlü Çek yazar Milan Kundera “Hiçbirimiz Kitsch’den tamamıyla kaçacak kadar superman değiliz” diyerek son noktayı koyar aslında. Sanatın sınırlarını çizmek, gelecek sanatın ne olacağı ile igili tahminlerde bulunmak son derece yanlıştır. Sanat her zaman avangard ruhu taşıyan, toplumları etkileyen ve geliştiren bir olgudur. Dinamiktir, değişkendir ve daima sürprizlerle doludur.

Yazar: Buket ŞAKARCAN

Paylaş