Mavi Sonsuzluktur, Mavi Derinliktir, Mavi Evrenseldir

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Aynı gökyüzü altında tüm insanları birleştiren bir kubbedir bazen. Veya şairin dediği gibi direniştir… “Bir renk değildir mavi, huydur bende” der bir başkası da. Renkler sanatçıların en güçlü malzemesi. Eserlerinde bizlerde yaşatmak istedikleri her duygunun bir sembolüdür adeta. Dünya Resim Sanatı Tarihi boyunca, hep farklı anlamlar hep farklı etkiler ile karşılarız renkler dünyasında. “Sarı” Van Gogh ile yeniden doğar. Sarı rengin baskın olduğu en ünlüsü, hiç kuşkusuz “Ayçiçekleri” tablosudur. 1880-1890 yılları arasında yaptığı resimlerin çoğunda bu renk hakimdir. Sanatçının içinde olduğu buhranın, bazen de mutluluğun rengiydi sarı. Ve bugün yine eseri seyreden her kim ise, kendi dünyası ile algılıyor bu başyapıtları.

Ortaçağ boyunca renkler, Hristiyanlık dinini yaymak ve doğrudan mesaj vermek için kullanıldığından daha çok sembolik anlamlar ile verilmiştir. Fakat Rönesans ile birlikte gelişen hümanizm anlayışı ile renkler özgürleşir. Doğada var oldukları gibi kullanılmaya başlar. Maviye gelince, resim sanatı tarihi boyunca seyircisi üzerinde sürekli değişen etkileri ile dalgalanan deniz gibidir. Özellikle Barok dönemde ışığı ve renkleri büyük bir ustalıkla kullanmıştır sanatçılar. Johennes Vermeer’in “Kuzey’in Mona Lisa’sı” olarak adlandırılan “İnci Küpeli Kız” tablosunda, ön planda inci küpe olsa da, aslında kızın masumiyeti yansıtan beyaz teni ile başındaki keskin mavi renkli baş örtüsünün arasındaki karşıtlığın yoğun etkisini vurgulamak ister sanatçı. Mavi burada katıdır, bir tabudur. Fransız Rokokosu’nun son ressamı Jean Honore Fragonard’ın şiirsel tablolarında, yumuşak kumaşlar içersinde, sıcak bir yaz günü salıncakta sallanmakta olan bir kadın…”The Swing” adlı bu ünlü eserinde sanatçı, gökyüzünü kaplayan masmavi bulutları kimi zamana aralarından bize bakan cupidler ile süsleyerek adeta cennetten bir sahneyi yaşatmaktadır. Mavi, burada huzuru ve mutluluğu yansıtmaktadır.

Johannes Vermeer – Girl with a Pearl Earring (1665)

Empresyonistler renklerin tamamını yeniden keşfederler. Renkler ve eserler açık havada buluşurlar. Özellikle Claude Monet, kah gecenin maviliği, kah suyun üzerindeki yansımaları ile yepyeni bir mavi ile tanıştırır bizleri. 20.yy bir başkaldırış dönemidir resim sanatı tarihinde. Akademik kuralları terk eden sanatçılar, değişen dünyayı yeniden keşfederek yeni algılar ile farklı bir dünya yansıtacaklardır artık eserlerinde. Danslar sıcak, renkler soğuktur Henri Matisse’in ünlü “Dans” eserinde. Gökyüzünü sembolize eden koyu mavi ve yeryüzünü temsil eden keskin yeşil renkler tek hakimidir tablonun. Adeta iki renkten bir fon oluştururlar. Bu sade kompozisyonun üzerinde, birbirine bağlı, ahenk içersinde dans eder figürler, notalar gibi uçuşmaktadırlar adeta. Mavi renk soğumaktadır. 20.yy’ın avangard ressamlarından Pablo Picasso için ise koskoca bir dönemdir mavi. Barcelona’dan Parise’e gelip gittiği o yıllara denk gelen bu dönemde, yoksulluk, çaresizlik, umutsuzluk yaşar sanatçı.

Mavi-Sonsuzluktur,-Mavi-Derinliktir1-Mavi-Evrenseldir

Jean Honoré Fragonard, -The Swing (1767)

Mavi renk hüzün ve melankololiyi temsil eder bu dönem eserlerinde. Ünlü ekspresyonist sanatçı Oskar Kokoschka, duygusal olarak yoğun bir biçimde dramatize edilmiş eserleri ile tanınır. En ünlü eserlerinden”Rüzgarın Gelini”, aslında ressamın kendi hayatından bir kesit sunmaktadır. İki yıl boyunca fırtınalı bir aşk yaşayan sanatçı bu eserinde, yaşadığı ayrılığın acısını yansıtmaktadır. Mavi renk burdada eserin tamamına hakimdir. Dalgalı bir hüzün okyanusu üzerinde yüzen iki beden ve çaresiz iki ruhu temsil eder mavi… Mavi burada acıdır, ayrılık acısıdır.

Mavi rengin sahibi belkide bu dünyada otuzdört yıl yaşamış olan, sıra dışı Fransız ressam Yves Klein’dı. Bir dahi daha geldi geçti resim sanatından. Batı sanatının yönünü değiştirdi sanatçı. 1957 yılında, onbir mavi kanvası sergilediği sergisine “Monokrom Propozisyonları, Mavi Dönem “ adını verdi. Renkler ile aşkı o kadar büyüktü ki 1960’ta mavinin yeni bir tonunu yaratmış, “International Klein Bleu” ismiyle patentini almıştı. Resim tarihinde mavi devrim yaşanıyordu. Gökyüzünün, özgürlüğün bir sembolü olarak gördü mavi rengi sanatçı.

Türk Resim Tarihi’nin en özgün sanatçılarından Burhan Doğançay’ın adeta bir başyapıtı olan “Mavi Senfoni” eseri bizim sanat tarihimizin en büyük gururlarından birdir. Mavi rengin bir eserde yansıtılan en asil buluşmasıdır. Burada mavi, dünyada milyonlarca kişi tarafından hayranlıkla seyredilen, “Blue Mosque” olarak bilinen, Sultan Ahmet Camii’nin mavi çinileridir. Türk Resim Sanatı ile Türk Çini Sanatı’nın kavuşmasıdır. İznik ve Kütahya atölyelerinde, titizlikle üretilen, bu muhteşem çiniler caminin tüm duvarlarını süslemektedir. Ressamın usta fırçasından yarattığı koniler serisinden olan bu eserde ise, her bir kıvrımın içerisinde, Sultan Ahmet Camii çinilerinin, muhteşem olarak verilmiş minyatürlerini görebiliriz.

Mavi sonzsuzluk, mavi derinlik, mavi mutluluk, mavi hüzün… Bütün bu başyapıtlar ile seyircilerinde, her biri farklı duyguyu yaşatan en yüce renk adeta…

Yazar: Buket ŞAKARCAN

Paylaş