Çarşamba, Ağustos 12

Sanatın Konusu: Sanat

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Bir konu kaç farklı sanatçıya ilham olabilir? Ya da bir eser kaç kez daha üretilebilir?  Yunan ve Roma sanatının konuları benzerdir ve tekrardan gelmesi aslında işin doğasındadır. Çünkü antik dünyanın sanatı tanrıları, efsanevi kahramanları ve kralları tanıtmak içindir. Ne kadar tekrarlanırsa o kadar çok insana ulaşır, o kadar çok yayılır ve o kadar ölümsüzleşir. Bu nedenle birçok Athena betimlemesiyle karşılaşırız. Ortaçağda da durum pek farklı değildir. Hristiyan inancıyla şekillenen bir çağda bu inancı pekiştirecek her imkan değerlendirilir. Bu nedenle İsa, Meryem ve azizler her yerdedir. 

Rönesansla bu geleneğe bir yenisi daha eklenir; yeniden değer kazanan klasik sanat eserlerinin tekrar tekrar çalışılması. Bunun en güzel örneklerinden biri, bugün Vatikan Müzesi’nde sergilenen Laocoön ve Oğulları heykelidir. 16. yüzyıldaki kazılar sırasında ortaya çıkan heykel, dönemin sanatçılarını öylesine etkiler ki kendi kompozisyonlarını oluştururken pek çok kez bu eserden yararlanırlar. Örneğin Rafael’in Parnassus freskindeki Homeros, Laocoön’dan esinlenerek oluşturulmuştur. 

  Laocoön ve Oğulları    

Peki yeniden el alma daha farklı nasıl olabilir? 18. yüzyıl neoklasik sanatının önde gelen sanatçılarından Antonio Canova’nın Roma’daki sergisi bu başkalık’a önemli örnekler sunuyor. Canova’nın Herkül ve Likas’ın mücadelesini anlattığı heykelinin farklı sanatçıların baskılarına konu olduğunu gösteriyor sergi bize. Üç sanatçının eseri de bu heykelle varlık buluyor. Yani bu defa ne imparatorlar, kahramanlar yeniden üretiliyor ne de inancı güçlendirmek için İsa o resimden bu resme atlıyor. Burada olan sanat eserinin kendisinin bir sanat konusu haline gelmesidir. Olan, Herkül’ün ilahi mücadelesini izleyiciyle buluşturmak değil, Canova’nın insani üretimini ilahlaştırmaktır.

Fakat bu ilk ve son kez göreceğimiz bir şey değil. Örneğin Dali, Milo Venüsü’nü tekrar tekrar üretmiştir hem de tüm sürrealistliğiyle. 

Milo Venüsü

Milo Venüsü, Dali

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar: Zeynep Dikmen

Paylaş