Ferzan Özpetek’in Elmaslar filminde yarattığı zarif ve güçlü atmosferin arkasında, uzun yıllardır uluslararası prodüksiyonlarda imzası bulunan yapım tasarımcısı Deniz Göktürk Kobanbay var. Artkolik olarak, onun sinemadaki estetik yaklaşımını, üretim sürecini ve kariyer yolculuğunu konuşmak üzere bir araya geliyoruz.

Röportaj: Ayça Ortaer
“Elmaslar” filminde yapım tasarımcısı olarak sizin estetik vizyonunuz filmde nasıl bir atmosfer yarattı? Mekânların, renklerin ve döneme ait objelerin hikâyeye katkısını nasıl kurguladınız?
Sanırım üç yıl önceydi; Ferzan filmin fikrini henüz zihninde şekillendirmeye başlıyordu. O dönemde, asistanlık yıllarında Tirelli Costumi’de yaşadığı deneyimlerden, kadın dünyasına ve yaratıcı kadınlara duyduğu derin hayranlıktan sık sık söz ederdi. Biz de bu sohbetlerde, kadınların görünmez emeği ve yaratıcı gücü üzerine uzun uzun konuşurduk.
“Elmaslar”, bana göre sinema sektöründeki görünmez yaratıcı kadınları —ki kendimi de bu grubun bir parçası olarak görüyorum— ilk kez bu kadar samimi ve sahici biçimde anlatan bir film. Bu yönüyle güçlü bir feminist perspektife sahip olması, daha en başından beni çok heyecanlandırdı.
Benim için bir dönemi yeniden yaratmak, o dönemin kurallarını birebir uygulamakla ilgili değildir. Her zaman hikâyenin duygusuna, karakterlerin iç dünyalarına odaklanırım. Kullandığım her renk, her doku, her obje hikâyeyi destekleyen bir alt metin taşır. “Elmaslar”da da bu anlayışla, mekânların ruhunu ve renk paletini karakterlerin içsel yolculuklarına paralel olarak kurguladım.
Tirelli’nin büyülü yaratımları ve çevremdeki birçok yaratıcı kadının varlığı, hem en büyük ilham kaynağım hem de en büyük şansım oldu.

Ferzan Özpetek ile bu projedeki iş birliğiniz nasıl bir yaratıcı süreç doğurdu? Özpetek’in sinema diline uygun bir dünya kurarken hangi aşamalarda birlikte çalıştınız?
Ferzan’la on yılı aşkın bir yolculuğumuz var ve bu benim için gerçekten çok özel. İlk günden itibaren aynı vizyona sahip olduğumuzu fark ettik; bu da nadiren yakalanan bir uyum. Bu uyum sayesinde projeleri birlikte şekillendirme sürecimiz her zaman son derece akıcı ilerledi.
Ferzan’ın sinema diline uygun bir dünya kurarken, birlikte çalışma sürecimiz hikâyenin en erken aşamalarından itibaren başladı. Hikâyenin oluşumundan itibaren sürekli iletişim hâlindeydik; fikir alışverişleriyle hem hikâyeyi hem de atmosferini daha derinlemesine ele aldık. Senaryo yazım sürecinden itibaren hikâyenin içinde yer almak benim için büyük bir avantaj çünkü bu, karakterleri en başından tanımamı ve onların dünyasını detaylı biçimde inşa etmemi sağlıyor. Böylece film ilerledikçe yaratıcı katkımı çok daha bilinçli ve etkili bir şekilde geliştirebiliyorum.
Uygulama aşamasına geldiğimizde ise, hikâyenin dünyasını çoktan birlikte şekillendirmiş olmamız projeye büyük bir akıcılık katıyor. Görsel detaylardan genel tasarım atmosferine kadar her şey daha doğal biçimde oturuyor. Ferzan’la kurduğumuz bu yakın ve zamana yayılan yaratıcı ortaklık, her projede bizi biraz daha ileri taşıyor; birlikte yaratıcılığımızı birleştirerek daha güçlü, daha duygulu hikâyeler anlatmayı başarıyoruz.
Bugüne kadar yer aldığınız projeler arasında sizin için bir dönüm noktası olan veya özel anlam taşıyan bir yapım var mı? Bu projede sizi en çok gururlandıran şey neydi — ya da sonrasında mesleki yaklaşımınızı nasıl etkiledi?
Otuz yıllık meslek hayatım boyunca yer aldığım her projeye aynı heyecanla yaklaştım. Her biri bana çok şey öğretti; her biri farklı bir deneyim, farklı bir bakış açısı kazandırdı. Sanat yönetmenliğini yaptığım ve Ben Affleck’in yönettiği Argo filminin “En İyi Film” Oscar’ını alması ya da İtalya’da gerçekleştirdiğim ilk film olan Napoli Velata ile David di Donatello ve Ciak tarafından “En İyi Yapım Tasarımcısı” ödüllerine layık görülmem elbette büyük mutluluk ve gurur kaynağıydı.
Ama dürüst olmak gerekirse, bu başarıların hiçbiri diğer projelerin önüne geçmedi benim için. Çünkü ben sonuçtan çok, o projenin yaratım sürecini, yolculuk sırasında biriktirdiğim anıları ve o yolculukta tanıdığım insanları önemsiyorum. Her film, kendi atmosferiyle, kendi insanlarıyla ayrı bir hayat deneyimi gibi. Ve bu birikim, bugün hâlâ her yeni projeye ilk günkü heyecanla yaklaşmamı sağlıyor.
Sinema dışında sizi besleyen sanat alanları neler? Resim, mimari ya da fotoğraf gibi disiplinler tasarımlarınıza nasıl yansıyor?
Benim mesleğim, aslında tüm bu disiplinleri doğal biçimde içinde barındırıyor. Zamanla her biri hayatımın, hatta bakış açımın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Ama ilham yalnızca bu alanlarla sınırlı değil; duymak, görmek, hissetmek, hayatı gözlemlemek,farklı insanları hayatları anlamak, derin empati kurmak o insanlar olmak en az onlar kadar besleyici benim için.
Öğrenmeye, anlamaya, hissetmeye dair çok büyük bir iştahım var diyebilirim. Çünkü bu meslek, akşam eve döndüğünüzde kapının dışında bırakabileceğiniz türden değil. Gerçek anlamda üretmek istiyorsanız, yaptığınız iş yaşam tarzınıza dönüşmeli. Benim için sinema tam olarak böyle bir bütünlük ifade ediyor; her şeyden beslenen bir yaşam biçimi.
Görüntü ve art direktörlük açısından sizi en çok etkileyen beş film hangileri? Her biriyle ilgili olarak sizi çeken görsel unsuru bir cümleyle paylaşır mısınız?
Bir filmi yalnızca görsel tasarımıyla değerlendirmek benim için neredeyse imkânsız. Çünkü iyi bir film, tüm unsurlarının kusursuz bir uyumla birbirine kenetlendiği bir bütündür. Görüntü, ses, oyunculuk, kurgu, mekân… Her biri kendi başına güçlü olsa da, ancak bir araya geldiklerinde o büyülü bütünlüğü yaratabilirler.
Sinema, farklı disiplinlerin birbirini beslediği, biri eksildiğinde diğerinin de anlamını yitirdiği kolektif bir yaratım biçimi benim için. Görsel dünyayı etkileyici kılan da, bu unsurların birlikte nefes alabilmesi — bir rengin bir duyguyla, bir ışığın bir sessizlikle aynı ritimde var olabilmesidir.
Çok zor bu listeyi yapmak inanın, en sevmediğim soru ama ilk aklıma gelenler;
THE PAST
Yönetmen: Asghar faradi
Yapım Tasarımcısı / Production Designer:Claude Lenoir
LET THE RIGHT ONE IN
Yönetmen: Thomas Alfredson
Yapım Tasarımcısı / Production Designer: Eva Norén
DOGWILL
Yönetmen: Lars Von Trier
Yapım Tasarımcısı / Production Designer: Peter Grant
OLD BOY
Yönetmen: Park Chan-wook
Yapım Tasarımcısı / Production Designer: Ryu Seong-hie
KAFKA
Yönetmen:Stewen Soderberg
Yapım Tasarımcısı / Production Designer: Gavin Bocquet

