Nergis Kalkan

Alex Reynolds ve Robert Ochshorn’un ABD Dışişleri Bakanlığı brifinglerinden derledikleri 23 saatlik çalışma “A Bunch of Questions with No Answers/Cevaplanmamış Bir Dizi Soru”, 29-30 Kasım tarihlerinde Salt Beyoğlu’nda gösterildi. Filistin’e dair gazetecilerin yönelttiği soruları bir araya getiren film, politik anlatı ve hafızaya ilişkin kritik bir çerçeve sunuyor. Reynolds ve Ochshorn ile bu kapsamlı çalışmanın nasıl şekillendiğini konuştuk…

Basın toplantılarını tarama, ayıklama ve 23 saatlik bir kolaj oluşturma süreci nasıl gelişti? Bu yaklaşımı yönlendiren yöntemler veya kriterler nelerdi?

Bu projeye bir bülten olarak başladık. Basın toplantısı yapılan her gün, küçük bir abone grubuna “18 soru” gibi bir konu başlığıyla bir e-posta gönderiyorduk. E-postada o gün sorulan tüm sorular listeleniyor, ayrıca videoları da izleyebiliyordunuz. Haberlerden, özellikle Batı medyasının ölümcül taraflı tutumundan ve Instagram montajlarının tetiklediği aralıksız öfkeden dolayı büyük bir yılgınlık hissediyorduk. Buna karşılık, gazetecilerin sorularında hem bilgi hem de bir tür ısrar ve takip duygusu vardı; bizim için hareket noktasını oluşturan şey de buydu.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sitesini yeni toplantılar için tarayan, resmi transkriptler yayınlanmadan önce ses çözümleri yapan, sözcülerin konuşmalarını ses tanıma modelleriyle ayıklayan ve böylece bülteni tamamen otomatik çalıştıran özel bir yazılım geliştirdik. Kriterimiz çok netti: Filistin hakkında sorulan her soru dahil edilecek, hiçbir cevap edilmeyecekti.

Bu süreyi belirlerken amacınız neydi? Filmin bu kadar uzun olması kavramsal bir zorunluluk muydu, yoksa malzemenin kendisi bunu mı dayattı?

Ocak 2025’te Donald Trump’ın ABD Başkanı olarak göreve başlamasından sonra, Dışişleri Bakanlığı brifingleri iki ay boyunca tamamen durdu. “Ateşkes” olarak sunulan dönemin ardından Batı medyası Filistin’i neredeyse tamamen gündemden düşürdü. Bu sırada kuşatma ve açlık devam ediyordu. Filmi göstermeye yönelik ilk davetleri aldığımızda, çalışmayı olabildiğince kapsamlı kılmaya ve tüm soruları dahil etmeye karar verdik; çünkü her birinin kendi ağırlığı vardı. 3 Ekim 2023’teki sorularla başladık ve Joe Biden yönetiminin son gününe kadar devam ettik. Mantığı oturttuktan sonra, sürenin uzunluğu doğal olarak kendiliğinden oluştu.

Birlikte çalışırken iş bölümü nasıl ilerledi? Kimin hangi aşamada katkısı öne çıktı? İkinizin yaklaşımı arasında farklılıklar olduysa, bunlar ortaya çıkan sonucu etkiledi mi?

Proje bir sohbetle başladı; neredeyse bir yıl boyunca izleyerek, deneyerek ve sürekli konuşarak geliştirdik. Sonunda uzun metrajlı versiyona karar verdiğimizde de pek çok akşamı farklı varyantları izleyerek geçirdik. Zamanlamayı ve ritmi, gazetecilere ve her soruya saygı duyan bir etki yaratacak şekilde defalarca ayarladık. İkimiz de projeye aynı sorularla başladık: Haber nereden geliyor? Farklı kaynaklardan tükettiğimizde bizi nasıl etkiliyor?

Bu filmde gazetecilerin soruları üzerinden bir anlatım izliyoruz. Bu soruları bir “ortak arşiv” olarak kurgulamak size ne ifade etti? Soru sormanın politik rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu çalışmayı bir arşivden çok, gazetecilerin kolektif bir portresi olarak görüyoruz. Zaman ilerledikçe odadaki atmosferin Filistin etrafında birleştiğini, Joe Biden yetkililerinin birkaç hafta önce söyledikleri sözlerin arkasında bile duramayacak ölçüde benzeri görülmemiş bir korkaklık sergilediğini hissedebiliyorsunuz.

İktidarı sorgulamak gazetecinin görevidir ve biz, onların işlerini yaptıklarını görüyoruz.

Bu işin farklı ülkelerde -Belfast, Gent, Madrid, New York- gösterilmesi, bağlamlar arasında nasıl yankılandı? İzleyici tepkileri değişti mi?

Film sadece farklı mekanlarda değil, farklı şekillerde de gösterildi. Bazen kesintisiz bir gösterim olarak, bazen bir mekanın çalışma saatlerine uyum sağlaması için üç güne bölünerek… Bazı insanlar saatlerce izliyor, bazıları farklı anlarda girip çıkıyor. Genellikle döngüler halinde izliyorsunuz. Gösterim, çocukların açlıktan öldüğü bir ana denk gelebiliyorsunuz. Ana akım medya bunu insani bir kriz olarak sunuyor. Cevaplanmamış Bir Dizi Soru’yu izlediğinizde gazetecilerin aylar öncesinden ABD’nin Doğu Kudüs’teki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) fonlarını kesmesi, İsrail’in anlaşmaları ihlal etmesi ve yardım kamyonlarını engellemesi, ordunun Kuzey’i Güney’den ayırması gibi konularda soru sorduğunu görüyorsunuz; böylece şu anda gördüğünüz açlığın tam olarak İsrail ve ABD tarafından planlandığını anlıyorsunuz.

Soruların çok açık olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar soruları farklı yorumlayan bir izleyici kitlesiyle karşılaşmadık.

Filmde “Hastanelerin vurulması meşru mudur?”, “Kanıtınız var mı?”, “Çocukların öldürülmesine ne diyorsunuz?”, “Gazeteciler neden hedef alınıyor?” gibi sorular tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Bu soruları toplarken belirleyici olan nedir? Hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz?

Filistin ile ilgili sorulan tüm soruları dahil ettik. Hepsini.

Bu filmi bir cevap talebi veya çağrısı olarak mı hazırladınız?

“İkisi de” uygun bir yanıt olurdu; ancak şunu da belirtmek gerekir ki bu çalışma bir “belge” olmanın yanı sıra bir sanat eseridir — yalnızca içeriğiyle değil, biçimsel düzeyiyle de işleyen bir yapı kuruyor.