Serdar Acar, sanat kariyerinin 10. yılına denk gelen “Günler” sergisinde zaman, hafıza ve gündelik hayatın izlerini odağına alıyor; sanatçı, üretim sürecini ve serginin arka planını Artkolik için anlattı.

Sanat kariyerinin 10. yılında Serdar Acar, “Günler” sergisi 79 eserden oluşan geniş bir seçki. Sergi, günlerin üst üste biriken katmanlarını sade ama güçlü bir görsel dille görünür kılıyor. Tayyare Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşan sergi vesilesiyle sanatçıyla üretim sürecini ve “Günler”in arka planını konuştuk.

Ayça Ortaer

79 eserden oluşan bu seride neredeyse bir görsel günlük fikri izliyoruz. Çalışırken güncel ruh haliniz, dış dünya veya gündelik hayat ne kadar devreye giriyor? Günler gerçekten resimlere sızıyor mu?

Ben dış dünyaya hem çok açık hem de kendi alternatif gerçekliğini yaratma şansına sahip birisi olduğumdan bir o kadar da kapalı bir insanım diyebilirim. Evet dış dünya ve orada geçirdiğim günler resimlerime sızmanın ötesinde temelini oluşturuyorlar ancak değişmiş ve dönüştürülmüş halleriyle.

Serdar Acar, İsimsiz, 2025, Tuval üzeri akrilik, 160×160 cm

“Günler” sergisi sizde neyi tamamlıyor? İzleyicinin bu sergiden neyle ayrılmasını istersiniz?

İçten bir rahatlamayla ayrılmalarını isterim. Benim için çalışmalar dönüp yeniden yaşama, sorgulama çoğunda da o an ya da duyguyla anlaşıp uzlaşma ve bir sonraki adımı atmaya hazır olma amacı taşıyor. İzleyicinin de resimlere bakarken kendi içlerinde bu yolculuğu yaşayıp, sergi sonrasında rahatlaması benim için kıymetli olur.

Çalışmalarınızda sıkça kullandığınız duru, pastel renk paleti ve geniş boşluklar izleyicide dinginlik hissi uyandırıyor. Bu dingin estetik ile “zaman” temasını nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Resimlerimde hiçbir zaman zamanı özel olarak vurgulamadık aslında gündüz ya da gece olarak ele aldık sadece ancak bu sergide ‘’günler’’ ismi, amerikanın yeniden keşfi gibi bir yandan konulmadı. Günler aynı şey ya da şeyler kadar direkt ancak bir o kadar da kendi içinde katmanlı bir tanımlamaydı ve sergiyi sarmayacağını düşünerek bu ismi seçtik.

Serdar Acar, İsimsiz, 2025, Tuval üzeri akrilik, 120x100cm

Sanat kariyerinizde “Bir Yaz Gecesi Rüyası” ve “Bulutların Altında: Gerçekler ve Düşler” gibi farklı temalarla yürüttüğünüz önceki solo sergileriniz oldu. Önceki sergilerinizde yalnızlık, gerçek–hayal ilişkisi gibi konularla ilgilendiniz. “Günler”de ise zaman ve hafıza öne çıkıyor. Bu temalar arasında sizin için ortak bir bağ var mı?

Önceki sergilerde çoğunlukla yalnızlık olarak tanımlanan içerik aslında kendi kendineliğimle olan bir arayışı, yolculuğu ifade ediyordu. Bahsettiğiniz bu iki sergi çok ‘ben’ le alakalı çıkış noktalarına sahipti. Günler sergisi daha çok bizle alakalı diyebilirim ancak bunu derken yine çıkış noktasının ben olduğunu inkar edemem. Bu sanırım bir yandan da doğal bir durum ancak en büyük ortak bağ ben meselesi olabilir.

Bu sergi sanat kariyerinizin 10. yılına denk geliyor. Geriye baktığınızda bu 10 yılın en belirgin değişimi ne oldu? Bundan sonra “günler” nasıl akacak, nereye doğru evrildiğinizi hissediyorsunuz?

Ben tuval üzerine pastel tonlarda akrilik boya resimlerimle tanınmış olsam da aslında 10 yıllık süreçte çok farklı malzeme ve yaklaşımlar denedim ve deneyimledim diyebilirim. İlk beş yılın en büyük özelliği renkten korkup sadece siyah beyaz çalışmamdı sanırım. Son beş yıldır renk kullanıyorum ancak bir yandan resimleri zihnimde hala siyah beyaz canlandırarak renklendiriyorum. Yine de sanırım en belirgin değişim bu diyebiliriz.

Nereye evrildiği konusunda ise inanın bir fikrim yok. Üretim sürecimi çok belirli bir planda yürütmüyorum. Dediğim gibi dış dünyaya çok açık olmasam da temel besin kaynağım orası. Yarın bir şey yaşanır, başka bir noktama dokunur ve işler, içerik, belki teknik bile tamamen değişebilir.