Selvin Cuhruk Gafuroğlu, “Bu seçkiyi sevdayı anlatmaktan çok, onu yaşatan bir sergi olarak düşünebiliriz” diyor…
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bugüne kadar hiç sergilenmemiş desen ve renkli çalışmalarını bir araya getiren “Sevda Üstüne” sergisi, Galeri Selvin’de izleyici ile buluştu. Selvin Cuhruk Gafuroğlu ile, bu özel seçkinin arka planını, “sevda” kavramının çok katmanlı anlamlarını ve serginin bugünün izleyicisine söylediklerini konuştuk…

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bugüne kadar hiç sergilenmemiş desen ve renkli çalışmalarını bir araya getiren “Sevda Üstüne” sergisi nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Bu fikir ilk ortaya çıktığında sizi en çok heyecanlandıran neydi?
1991 yılından beri belirli zaman aralıklarında sergilerini gezdiğim Bedri Rahmi Eyüboğlu bu kez “Sevda Üstüne” isimli sergisiyle sanatseverlerimizin karşısına çıkıyor. Çocukluk yıllarından itibaren resim ve şiirde paralel yol alan biri olan Eyüboğlu, hem edebiyatımızın hem de çağdaş resim sanatımızın değerli ustalarından. Şairliği, ressamlığı ve öğretmenliğinin yanı sıra yanı sıra gerçek bir kültür insanı.
“Sevda Üstüne” sergisindeki “sevda” onun, birine, bir motife, doğaya, şiire duyduğu derin bir bağlanma haline ait. Alışık olduğumuz romantik ya da idealize edilmiş bir aşk halinden çok daha geniş ve katmanlı bir alan olarak görmeliyiz.
“ÇİZİM, EYÜBOĞLU İÇİN SEVMENİN BİR YOLU”
Aynı zamanda bu sergide Bedri Rahmi’nin yaşamı ve sanata duyduğu sevdanın izlerini hissediyoruz. Çizmek, boyamak onun için sevmenin bir yolu çünkü. “Sevda Üstüne” sevdayı anlatmaktan çok, onu yaşatan bir sergi olarak düşünebiliriz.
Ölümünün 50. yılında, daha önce gün yüzüne çıkmamış 50 eserini sergilemek hepimizin heyecanını hep diri tutuyor. Onunla bir kez daha onur duyuyoruz.
Daha önce hiç sergilenmemiş işleri gün yüzüne çıkarmak, küratoryal açıdan nasıl bir sorumluluk yaratıyor?
Eyüboğlu’nun yaşamına ve sanata duyduğu sevda, öyle bir sevda ki; kendisiyle ve dünyayla kurduğu samimi ve içten bir yakınlık niteliğinde. Bu duygulara karşıdan bakmak, küratoryal anlamda hem metodolojik hem de etik açısından sorumluluk yaratıyor ve şeffaf olmayı gerekli kılıyor. Çünkü bu tür işleri sadece görünür kılmaktan başka, elemek, ilişkilendirebilmek sanat tarihine yeni veriler kazandırıyor.
Serginin başlığı, Bedri Rahmi’nin şiirsel dünyasıyla resimlerindeki duygusal yoğunluk arasında güçlü bir bağ kuruyor. “Sevda” kavramını bu sergi içinde nasıl düşünmek gerekir?
“Sevda Üstüne”, Bedri Rahmi’nin güzel şiirlerinden biri; herkese farklı duygular yaşatır. Ama bu sergideki sevda, sanatçının alışık olduğumuz romantik bir aşk hâlinden çok geniş bir duygu alanı olarak düşünülmeli. Ayrıca onun yaşamına ve sanata duyduğu sevdanın izleridir…
“BU ESERLER KULAKLARIMIZA MASALLAR FISILDAR GİBİ”
Bedri Rahmi genellikle büyük ölçekli, kamusal alanda hafızaya kazınmış işleriyle biliniyor. Bu sergide ise daha içsel ve daha samimi bir üretimle karşılaşıyoruz. Desenler, sanatçının dünyasına nasıl bir kapı aralıyor?
Bedri Rahmi’nin kamusal alanlarda çok iyi kurgulanmış büyük ölçekli işleri var. Bunlar mozaikler, duvar resimlerinden oluşuyor ve hepsi de sanatsal kompozisyonlar; bizlere gürül gürül yüksek sesle bir şeyler anlatırlar. Ama galerideki desenler ve küçük ölçekli boya işleri son derece samimiyetle kulaklarımıza masallar fısıldıyor gibidir. Sizin de dediğiniz gibi, içsel ve samimi bir anlatımla karşı karşıyayız. Bu işler Bedri Rahmi’nin dünyasını sezdiren en doğal ve en içten anlatımlarından biri. Çünkü desen, onun için bir hazırlık aşamasından çok, düşünmenin ve hissetmenin kendisi.
Sizce “Sevda Üstüne” sergisi, bugünün izleyicisine Bedri Rahmi Eyüboğlu hakkında ne söylüyor?
Sergide gördüğümüz karşılaştığımız samimiyet, gözlem, düşünce ve hayaller, Bedri Rahmi’nin dünyasının ne kadar derin olduğunu bize gösteriyor. Onun biçim, renk ve kompozisyon anlayışını doğrudan gözlemlemeye imkân tanırken, aynı zamanda halk sanatından, Anadolu coğrafyasından ve şiir duyarlılığından beslenen görsel dilinin izlerini taşıyor. Ve bu dili kullanırken son derece içten ve samimi üretimi, izleyiciye farklı bir perspektif sunuyor. Türk sanat tarihine ışık tutan bu özel sergi, Eyüboğlu’nun yaratıcı mirasını yeniden keşfetmek isteyen sanatseverler için önemli bir buluşma noktası olabilir…

